Andaç’ın arabası şehrin içine doğru ilerlerken içerideki sessizlik boğucuydu. Arabanın kendi kokusu onun kokusuyla dolmuştu anında. Ya da ben bu kokuya bu kadar duyarlıydım. Direksiyondaki eli gevşekti. Dikkatle yola odaklanmış gibiydi ama sol eli vites kolundayken başparmağının kasıtlı, yavaş hareketleri beni çıldırtıyordu. Vitesi sürekli okşar gibi hareket ettiriyordu. Her hareketi bana dokunuşlarını hatırlatıyordu. Ya da cidden kafayı onunla bozmuştum. “Bugün çok güzel olmuşsun” dedi aniden konuşarak sessizliği bozdu. Sesindeki gerginlik benimkini aratmıyordu. Gerginliğin yanı sıra bir heyecan da var gibiydi. “Benim evime mi gidiyoruz?” diye sordum sözlerini duymazdan gelerek. Yok oraya gidiyordu çünkü. “Yürüme mesafesinde evim” yakın olduğunu söylemişti ama yürüme mesafesinde ol

