Odanın havası aniden değişmişti. Emir’in içeri girişiyle birlikte gerilen atmosfer şimdi çatırdıyordu. Onun sesindeki o alışılmış neşe, yerini gergin bir tele bırakmıştı. "Gizay? Her şey yolunda mı? Kapıyı çalmadığım için özür dilerim, seni şaşırtmak istemiştim ama..." Sözü havada asılı kaldı. Gözleri yanımda kendini toparlamaya çalışan yabancıya kaydı. "Misafirin olduğunu bilmiyordum." Misafir. Zihnimde yankılanan kelime acı bir ironiyle doluydu. Ne yetersiz, ne anlamsız bir tanımdı bu. Andaç bir ‘misafir’ değildi. Geçmişten kopup gelen bir hayaleti, hiç kapanmamış bir yaraydı. Ayrıca maalesef ki kalbimin hâlâ tek sahibiydi. Emir’in bakışları önce Andaç’ın üzerinde gezindi. O iri yarı, sert görünümlü ama şu an perişan haldeki adamı inceledi. Andaç sadece heykel gibi duruyordu. Emir

