Günler birbirini kovalıyordu. Artık saatleri ve haftaları takip etmeyi bırakmıştım. Telefonu elime alıp özenle hangi gün olduğuna bakmıştım. Cumaydı. Havada garip buğulanma mevcuttu. Sanki kış güneşle karışmıştı. Tam olarak soğumayan bir hava vardı. Bunu asla anlamıyordum. Perdeyi çektikten sonra Asuman'ın mırıldamalarını dinlemeden yağan yağmuru ve hemen arkasında beliren yalancı güneşi izledim. İstanbul bir kez daha şaşırtmamıştı. Genelde son yıllardaki küresel ısınmadan dolayı kış ayı kış değildi. Mevsimlerin belirgin özelliği ortadan kaybolmuştu. Çevreci biri değildim ama dikkat etmeye çalışırdım. Perdeyi tekrar kapattım, yerime oturdum. Parmaklarımla sıkıca sardığım bardağı kahverengi masanın üzerine bıraktım. Yanında kitap olduğu için bırakırken hafif süt damlamıştı. Elime aldığı

