Gözlerimi tek bir noktaya odaklayıp delirdiğimi düşünerek Ela'ya bir kez daha baktım. Ben gerçekten hiç iyi değildim. Her şeyi yanlış anlamıştım. Kızaran suratımla kafamı yere eğdim.
Özkan ne alaka bakışı atıyordu.
Gülümseyerek ''Şey bir yanlış anlaşılma oldu'' Ela'ya biraz daha yaklaşıp iki elimle ağzımı hafif kapattım.
''Bu bana Alaz Trans dedi o yüzden bende kadın olduğunu sandım kusura bakma''
Ela söylediğim şeye gözlerini sonuna kadar açmış şok bir vaziyette cümlemi tamamlamamı bekliyordu.
Ah bebeğim bende en az senin kadar kendime şaşırıyorum.
Güldü ''Sorun değil ne olacak canım''
Haklısın en fazla ne olabilirdi ki. Yine de kafamda soru işaretleri vardı.
Bir kadın neden sevgilisinin arkasından iş çevirirdi ki? Alaz'ı kullanıyor muydu acaba? Daha yüzünü görmediğim bir adamın ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Daha da kötüsü üstümdeki kıyafet beni sıkıyordu. İyice bunalmıştım.
''Şimdi bana anlatır mısın Ela''
Boğazımı temizledim
''Sevgilinin haberi var mı? Neden bizimlesin''
Biz mi? Yok artık ben gerçekten iyice uçmuştum. Sanki tüm planı ben yapmışım gibi biz demiştim oysaki yanımdaki şeytan ele başıydı.
Özkan'da bizi dinliyordu.
''Tabii ki de yok ama o benimle ilgili bir mesele yani çok açıklamak istemiyorum ama sadece sana yardım edeceğim. Sonuçta onu en iyi ben tanırım''
Bu kadın sevgilisinin kadınları öldürmediğini bildiği için rahattı çünkü bunun başka açıklaması olamazdı. Ne demek benimle ilgili bir mesele? Alaz öğrense mahvolurdu.
Gerçi beni de öğrense muhtemelen ilk kadın cinayetini benimle işleyecekti.
'Nefes al Elisa nefes al'
Ölüm ve cinayet kelimeleri içimi ürpertiyordu. Oysaki büyüklerimiz boşuna dememişler Allah sıralı ölüm versin, cidden öyle olsun zira genç yaşımda mezara girmek istemezdim.
''Nasıl bir yardımın olacak''
Yemeğimden bir parça alıp ağzıma attım.
''Başladığın an sana detaylandıracağım yalnız senden tek istediğim sakın ona aşık falan olma, her ne kadar sevgilimin arkasından iş çevirsem de kıskanç bir insanım ben'' Gülümsedi.
Çiğneye çiğneye onu dinledim.
Zaten bende bir an önce ona aşık olmak için bekliyordum. Daha adamı görmeden nasıl bir şeyler hissedebilirdim ki? Üstelik ben aşka tövbeliydim.
Dudağımı ısırıp ''Merak etme emin ol başından beri senin düşündüğün gibi düşünüyorum.''
Ete batırdım çatalı ve dişlerimle kesip ağzımın içine savurdum. Kekik, karabiber ve bol acı kokusu alıyordum. Muazzam bir lezzetti.
''Sevindim bir de lütfen onunla zıtlaşma tanıştıktan sonra ne diyorsa onu yap. Sana sus mu diyor sus Elisa çünkü gerçekten seni dinlemeden iletişimizi hemen kesebilir''
Gözlerimi devirdim ''Yani robot ol diyorsun öyle mi?''
Oysaki ben konuşmadan duramazdım. Alttan alan bir yapım yoktu ve gereksiz emir almaktan da nefret ederdim.
''Bir bakıma öyle'' Tok sesiyle yemeğini yemeye devam etti.
Özkan da bizle birlikte kahve içiyordu. İkimizin sohbetine hiç müdahalede bulunmamıştı.
'Şam şeytanı Özkan'
''Peki onunla nasıl tanışacağım yani ortamımız bile aynı değil''
Palu ailesinin içine düşmüştüm. Herkes herkesin kuyusunu kazıyordu. Aklımdaki soru işaretleri asla ve asla çözümlenmemişti. Hala şüphelerim vardı neyin ne olduğunu bile bilmiyordum. Kim kimin arkasından iş çeviriyor onu bile anlamamıştım. Burada büyük bir problem vardı ama umarım işin ucu bana dokunmaz.
Göz kırptı Özkan ''Onu sen yapacaksın Elisa''
Alayla ''Yaparım tabii...'' Durdum devam ettim ''Dalga mı geçiyorsun Özkan nasıl yapayım kusura bakma saçmalıyorsun''
Ela ikimize bakıp ''Sakin olun şöyle olacak, akşam saat tam 19da Yeditepe de bir organizasyon var. Çocuklar için yardım toplama gibi bir şey. Muhtemelen benimki de orada olur eğer tam vaktinde oraya gelirsen onunla karşılaşabilirsin. Çünkü saat 10 olmadan Alaz gidecek''
Kül kedisi misin kız Alaz?
Bence onunla dolar sohbeti yapmak yerine masallar hakkında konuşabilirdik.
''Neden 10 olmadan gidiyor''
Bunu normalde bana Özkan demişti ama asla anlayamamıştım.
Gözlerini kapatıp açtı ve tiz sesiyle konuşmaya başladı.
''Onun uyanma ve uyuma saatleri çok mühimdir. Gerekmediği sürece asla planlarından taviz vermez. Anlayacağın ruh hastası gerçi sevgilim hakkında böyle dediğim için yanlış anlıyorsun ama beni çok yoruyor çoktandır böyle bir oyun hak etmişti.''
Ela biraz daha yaklaşmıştı bana.
''Sadece planlarının hatta hayatının altüst olmasını istiyorum çünkü o beni mahvetti''
Midem bulanmıştı gerçi benimde yapacağım şey kötü bir şeydi ama en azından Alaz benim sevgilim bile değildi. Ela nasıl bu kadar iki yüzlü olabiliyordu aklım almıyordu.
''Neden ayrılmak yerine bunu tercih ediyorsun?''
''Özel orası''
Zaten ne kaldı ki geriye? Çoğu şeyi anlatmıştı.
'Evet çok özel'
Özkan ceketini düzeltip hala obur obur yemek yemeye devam ediyordu. Çakma dansözün bu kadar ciddi olması güldürüyordu beni. Resmen iş insanı gibi davranıyordu.
''Alaz bunları öğrenirse bana zarar verir mi?''
Herkes kendini düşünecekti üzgünüm önce kendi kıçımı düşünecektim.
Ela suyunu içti ''Eğer sana aşık olmazsa kaldı ki bu imkansız çünkü onun kimseyi seveceğini düşünmüyorum o yüzden sana zarar vermez Elisa. Özkan sana ne anlattı bilmiyorum ama katil falan değil onlar sansasyonel haberler''
Özkan'ın bu gidişle burnu uzayacaktı.
En azından içim rahatlamıştı. Bu ferahlamayla bende suyumu içtim ve gözlerimi kırpıştırıp onu dinlemeye devam ettim.
''Ama tehlikeli birisi bunu bil yeter. Türkiye de barındırmaz seni. Bir lira bile kazanamazsın burada onu söyleyeyim. Arkası sağlam, insana fiziksel değil duygusal olarak büyük zararlar verir''
''Ee bana müsaade o zaman'' Ayağa kalktığımda Özkan hemen kolumu tutmuştu.
Ne yani katil değildi fakat beni mahvetme ihtimali vardı. Ya alt tarafı arkadaş olup röportaja ikna edecektim ama bu işin içinde başka bir şey vardı bir koku alıyordum ama anlamdıramıyordum.
Bu adama başka bir planları vardı ama kesinlikle bahsetmiyorlardı bana.
''Otur korkma Ela abartıyor''
''Çocuk muyum ben Özkan? Bu adam neden bana zarar verecek çok saçma değil mi? Başından beri röportaj diye konuşmuştuk biz''
Sessizce sandalyeme geri oturup sırtımı yasladım. Benimle neden bu kadar uğraşıyorlardı ki ?Başka birini bulsunlar.
Ela bana bakarak ''Bak işte bunu diyorum gidip aşık olma onu kendine bağlama imkansız bu ama duygusal açıdan aranıza duvar ör. Eğer örmezsen röportaj olayını duyunca sana zarar verebilir onun dışında arkadaşı olduğun için söylediğin an ya da herhangi birinden duyduğu zaman bile sana tepkisi hafif olur. En fazla uzaklaşır senden. Sonuçta hislerin olmadığı bir dünyada hayal kırıklığı da yoktur ve hayal kırıklığının kötü sonucu da yoktur. O hissiz birisi yani bir problem yok güven bize''
Yirmi beş yaşımda Müge Anlı'ya genç yaşta öldürüldü haberleriyle çıkmak istemiyordum.
''Neden ben peki?''
'Aferin kız Elisa kaç günden sonra sonunda bu soruyu sorabildin'
Bazen aklımı ekmek peynirle yediğimi düşünürdüm gerçekten de öyleymiş.
''Özkan önerdi bana orasını bilmiyorum'' Dediğinde Özkan'a döndüm.
''Güzelsin bir de üniversiteden hatırladığım tek kişi sendin ve aklıma ilk sen geldin açıkçası.''
''Neyse tamamdır ben o zaman kalkıyorum sonra akşam orada olurum''
Özkan da benimle birlikte kalktı ve koluma girip arabaya doğru yürüdük. Arabasının rengi sarıydı. Ben bunu yolda görsem Taksi diye bağırırdım muhtemelen.
İçimde endişe vardı ama şu an umursayacak durumda değildim. Kafam zaten kazan gibiydi bir de Alaz meselesini takmayacaktım. Paramı alıp hayatıma devam edecektim.
Arabayı çalıştırıp torpidodan su çıkarıp verdi.
''Teşekkürler''
''Akşam bir saat önceden alırım seni güzel giyin hatta çok güzel ol Elisa''
Yaklaşık kırk dakika da gelmiştik bir şey demeden indim ve evime doğru yürüdüm. İçeriye girdiğimde kediciğimin uyuduğunu fark etmiştim.
Asuman günün her saatinde uyurdu o yüzden alışmıştım. Dolaba doğru yürüdüğümde bana aldığı kıyafetlere baktım. Ne giyeceğimi asla bilmiyordum ama iddialı bir şeyler almalıydım üstüme.
Siyah, yırtmaçlı düz uzun elbiseye aşık olmuştum. Elime aldım hemen denemek istiyordum. Önce makyaj yapıp sonra bu kıyafeti giyecektim.
Krem rengi makyaj masamın yanına geçip yüzüme krem ardından fondoten sonra kirpiklerime maskara çekmiştim. Kırmızı rujumu alıp dudaklarıma koyu olacak şekilde bol sürdüm. Saçlarımı açık bırakacaktım ama kırmızı ruj önemliydi.
Çünkü siyaha en çok kırmızı yakışırdı.
Çok iyi görünüyordum, hatta mükemmeldim. Makyaj yapmayı seviyordum benim için sanat gibiydi. Hangi kadın sevmezdi ki?
Dudağımı büzdüm ve ayağa kalkıp kıyafeti üstüme geçirdim.
Şimdi bütünüyle hazırdım. Uzun boyum ve bacaklarımdaki yırtmaç her şeyiyle ahenk yaratmıştı.
''Yardım için toplanan organizasyona böyle giyindiğin için tebrik ederim seni, gelinin kız kardeşi oldun Elisa''
Kendi kendime konuşup ayakkabılarımı giymiştim. Bir saattir evin içindeydim ve ancak bitmişti. Mama kutusuna yemeğini koydum ve kedimi uyandırmadan başını okşadım.
Kafamda bir sim eksikti ama maalesef simim yoktu.
Acaba o nasıl biriydi? Anlatıldığı kadar kötü birisi miydi? Bana biraz abartıyorlar gibi geliyordu. Hangi adam hiç fotoğraf hatta ortada gözükmezdi ki? Çok mu çirkindi?
Yüzünde yara mı vardı ya da ne bileyim insanlardan mı nefret ediyordu. Hakkında bildiğim şeyler çok sınırlıydı. Dünyaca tanınan bir uygulaması vardı, zengindi, 26 yaşındaydı, trans bir bireydi ve programlı düzenli birisiydi.
Elime aldığım telefonumu yavaşça çantama attım. Bugün bir şekilde tanışıp içine karışmalıydım.
Ellerim terlemeye başlamıştı.
Kapıdan çıktığımda tıknazı beklemeye başladım. Yaklaşık on dakika içinde gelmişti ama bu sefer farklı bir arabayla. Onu bekledikçe heyecandan ölüyordum. Az sonra kapıdan indi ve gözüyle süzdü.
''Muhteşem tek kelimeyle muhteşem'' Kolumu tutup etrafında döndürdü.
''Teşekkürler''
Kafamı hafif çevirdiğimde arabada birinin olduğunu fark etmiştim.
Bu da kim?
''Seninle kim geldi?''
Elini belime koyup bana biraz yaklaştı ''Demir''
Hadi canım benim Demir mi? Demir? Demir? Şu yakışıklı popüler ve ses tonu mükemmel olan çocuk mu?
''Demir üniversiteden Demir mi?''
Göz kırptı ''Evet o onun arkadaşı Elisa o yüzden bütün bilgileri hep ondan aldım sana dedim ya arkam sağlam diye''
Sinirle ''Madem arkadaşı o neden röportaj yapamıyor Özkan''
Arabaya bakmayarak konuşmuştum. Ondan yaklaşık 20-30 santim uzaklıktaydık ve konuşmalarımızı duyuyor muydu bilmiyordum.
''Akşam Alaz ile tanışınca hak vereceksin bana çünkü Demir böyle bir teklifte bulunmaz, onu kullanıyormuş gibi görünür''
Kazım koyuncu'nun- Atın beni denizlere şarkısı şu an beni anlatıyordu.
''Neyse tamam ama ne bileyim çok şaşırdım ben''
Arabayı açıp sahte gülümsemeyle arka koltuğa oturdum. Özkan da binmişti hemen ve arabayı çalıştırmıştı.
Onu incelediğimde hiç bir şeyinin değişmediğini fark etmiştim. Hala aynı Demir'di.
Bana dönüp ''Selam Elisa görüşmeyeli nasılsın?''
İyiyim ne olsun bir katilin içine sızmam için ajanlık yapıyorum ama sorun yok geçinip gidiyorum.
''İyiyim sen?''
Yüzüne baktığımda aslında hoşlanmamın normal olduğunu anlamıştım. O herkesin isteyebileceği bir erkekti fakat şu an fark ettim ki benimki sadece takıntıydı. Hiç bir hissim kalmamıştı, tek düşündüğüm şey bu işin içinde kendimi kurtarmaktı.
Gülümsedi ve gamzeleri ben buradayım diye bağırmaya başladı
''Bende aynı işte hoş görünüyorsun bu arada hala aynısın değişmemişsin''
Burnun uzadı Demir burnun
Sahte bir gülümsemeyle ''Teşekkür ederim''
Pek konuşmaya hevesli değildim bir an önce inip onunla karşılaşmak istiyordum. Benim zaten amacım bu değil miydi? Yüzümü yola çevirdiğimde artık akşamın yaklaştığını fark etmiştim. Garip bir gündü hatta garip bir haftaydı. Anladığım kadarıyla Ela ve Demir yakınlarının arkasından iş çeviriyordu fakat bu beni ilgilendirmezdi sadece işin ucunun bana dokunmasını istemiyordum.
Bir bakıma Alaz'a üzülmüştüm.
Zengin ama çevresi yalancı.
Muhtemelen o bunları duysaydı çoktan bu insanlarla konuşmayı kesecekti. Kendi hayatında bu kadar titiz olup yalnız çevresindeki insanların ne olduğunu göremiyordu. Bu çok saçmaydı çok ama çok saçma.
Sakınan mala göz batarmış sanırım atasözü buydu tam Alaz'lık...
Araba durduğunda Özkan kapımı açıp koluma girmişti. Demir de hemen arkamızdan geliyordu. Gülümseyerek içeriye girdik. Asansör vardı ve tam 19. kata basmıştı. İçim değişik olmuştu. Sonunda Alaz'ı görecektim ama tepki vereceğimi bilmiyordum.
Onunla ne konuşabilirdim ki? Yüzümde hem bir korku hem de cesaret vardı. Ben sadece bana verilen işi yapacaktım onu tanıyıp sonra arkadaş olmaya çalışacaktım ve bunu yapacak şey ise bugün giydiğim kıyafet, dikkat çeken yüzüm olacaktı.
Asansörde ayna vardı, bütün vücudumu gözlerle önüne seriyordu. Demir ve Özkan takım elbise giymişti ama iyi görünüyorlardı. Topuklu giydiğim için Özkan'dan daha uzun gösteriyordum zaten aramızda beş santim şimdi tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştı.
''Sakin ol tamam mı hiç heyecanlanma''
Özkan'ın söylediği şeye kafamı salladım.
Demir de hafif yanıma yaklaşıp; ''Onunla arkadaş olmaya çalış zaten bundan sonra sürekli karşısına çıkartacağız seni bu da onu meraklandıracak ve seni tanımak isteyecek'' Dediğinde Ela'nın gözlerimi oyduğu bir sahne geldi aklıma.
Bu onu mutsuz edecekti eminim.
Demir elini belime koyup açılan asansörden beni peşinden sürükledi. Şimdi üçümüzde bu görünen ihtişama bakarak yürüyorduk. Oldukça iyi bir yere benziyordu. Genelde yaşça büyük insanlar ayakla içkilerini yudumluyor ve sohbet ediyordu.
Şarap çekmişti canım.
Kocaman bir salon ve içinde küçük küçük uzun masalar vardı daire şeklinde. İnsanlar hep onun etrafında duruyordu. Alaz'ı bir an önce görmek istiyordum.
Demir beni bir masaya çekiştirip yanıma geçti, Özkan da onun yanında duruyordu. Ela neredeydi acaba? Gelecek miydi bu akşam?
Göğsüm hızla inip kalkıp duruyordu bugün bir heyecan basmıştı beni. İşin ciddiyetinin şu an farkına varmıştım. Birazdan onunla tanışacak ve sohbet edecektim. Bana o kadar kötü anlatmışlardı ki terleyen elim şimdiden su döküyordu. İster istemez korkuyordum ondan.
Demir kulağıma doğru yaklaşıp; ''Şu an ortada görünmüyor, geldiği an seni tanıştıracağım tamam mı?'' Gülümsedi.
''Tamam''
Özkan beceriksizi yine bir işe yaramamıştı.
Özkan da etrafı izlemeye başladı.
Az sonra yanımıza genç bir kadın geldi ve üç adet kadehi bize uzattı. Kendimi ilk kez değerli hissetmiştim. Üç gün önce servis yapan ben şu an servis edilen oluyordum.
Hayat gerçekten çok garip.
Yanağıma düşen saçlarımı kulağıma doğru sıkıştırdım. En son heyecanlandığımda yılbaşı piyangosundan amorti vurmuştu onun dışında son zamanlarda yaşadığım en garip andı.
''Muhtemelen siyah bir takım giyecek ve birazdan asansörden iner''
''Ona beni ne diye tanıştıracaksın Demir?''
''Üniversiteden arkadaşım''
Güzel.
Demir'in telefonun titremesiyle hemen gözleri cihazını bulmuştu. Gülümseyerek bana baktı
''Şu an terasta, asansöre bin en yukarıya bas dediğimi dinle onunla yalnız ol önce orada hava alıyormuş gibi davran sonra buraya geldiğinde ikinci kez görecek seni ve merak edecek''
''Tamam''
Kolumu ondan çekip bize yakın olan asansöre bindim ve en yukarı kat olan 40 numaralı olan düğmeye basmıştım. Terasta olması iyiydi en azından açık alanda bu kadar terlemeyecektim. Kapı açıldığında sakince etrafa bakmaya çalıştım ama dikkat çekmemek için telefonumla ilgileniyormuş numarası yapıyordum.
Şu an ne olacaktı peki?
Acaba neye benziyordu?
Aşağı baktığımda yükseklik korkum yüzüme yüzüme çarptı. Normalde çok korkmazdım ama şu an resmen 40. kattaydım ve aşağısı çok kötü görünüyordu.
Neredeydi?
Kafamı çok fazla çevirmekte istemiyordum sonuçta anlaşılma gibi bir durum vardı ve bunu istemiyordum. Biraz soğumuştu hava.
Ellerimle omuzlarımı okşadım.
''Yoksa intihar etmeyi mi düşünüyorsun?''
Arkamdaki ses ve kalbimin çarpmasıyla bir anda arkama döndüm. Sanırım şu an karşımdaki Alaz'dı ve ne yapacağımı bilmiyordum.
Evet onunla tanışacaktım ama bu kadar çabuk olması şaşırtmıştı beni.
''Evet sende gelmek ister misin?'' Muzip muzip gülümsedim.
Yanıma biraz daha yaklaştı ve üşüyen omuzlarıma baktı. Üstündeki ceketi çıkarıp;
''Üşüyorsun hasta olacaksın, kimse hasta hasta ölmek istemez''
Kibar ve centilmen birisine benziyordu Alaz.
Tabii o olmama ihtimali de vardı ama terasta olacağı söyleniyordu sonuçta Demir öyle demişti ve etrafa baktığımda kimseyi de görmemiştim.
''Teşekkür ederim''
Eteğimi toplayıp ona doğru yaklaştım. Saçlarımı ceket kapatmıştı.
''Bu arada kül kedisinin hala hayatta olduğunu bilmiyordum ve inanın tanışmak beni mutlu etti''
Hayır Alaz değildi bu. Anlattıklarına göre bu kadar kibar birisi değildi. Bunu fark edince üzüldüm.
''Beni de ''
Gülümseyerek; ''Böyle az konuşan birisi misin? Bana ismini bahşeder misin?''
Ne yapacaksın nüfusuna mı alacaksın?
''Elisa''
''Elisa Elisa Elisa, güzel isim''
''Bende Yılmaz'' Ellerimi sıktı ve yavaşça dudağına götürüp öptü.
Normal bir zamanda olsa bu hareketine heyecanlanırdım ama ne yazık ki ajandım ve önceliklerim farklıydı.
Ellerim hala koca parmaklarının arasındaydı.
Karşımdaki adam iyi görünümlüydü, otuzlu yaşlardaydı muhtemelen ama iyi görünüyordu. Burada genç birisini bulacağımı düşünemezdim çünkü az önce çok fazla 50li yaşların olduğunu fark etmiştim.
Yılmaz güzel bakıyordu ve kibardı.
Saçları sarıydı üstelik dişleri oldukça beyazdı.
''Yılmaz''
Ardından gür bir ses ikimizin de ellerimizi bırakmamızı sağlamıştı. Kimin seslendiğine bakmak için Yılmaz'ın arkasına baktım. Bizden bayağı uzakta uzun boylu bir adamın Yılmaz'a baktığını fark etmiştim. Gözleri önce ellerimizi sonra yanımdaki adamı bulmuştu.
Bakışları korkunçtu.
Sert ve çok çekiciydi.
Kimdi bu?
Yılmaz ona seslenen adama baktı ve konuşmaya başladı.
''Geliyorum Alaz''