İhanetin Gölgesinde, Amansız Takip

459 Words
İhanet şüphesi, Yüzbaşı Demir ve Şahinler timinin üzerindeki baskıyı daha da artırmıştı. Mağaranın karanlık ve labirent gibi dehlizlerinde Azad'ın peşindeyken, aynı zamanda kimin güvenilir olduğunu da sorgulamak zorundaydılar. Bu durum, operasyonun seyrini belirsiz bir yöne doğru sürüklüyordu. "Emre, komuta merkeziyle tekrar irtibat kur. Sızıntı hakkında daha fazla bilgi almaya çalış," diye emretti Demir, tünelde dikkatlice ilerlerken. Duvarlardaki nem ve küf kokusu, buranın ne kadar derin ve tehlikeli olduğunu gösteriyordu. "Deniyorum Yüzbaşı. Hatlar karışık. Sanki bir elektronik harp saldırısı altındayız," diye yanıtladı Emre, telsiz cihazıyla uğraşırken. Bu durum, teröristlerin sadece sayıca değil, teknik olarak da hazırlıklı olduklarını gösteriyordu. Azad'ın yakalanması giderek zorlaşıyordu. Tünel aniden genişleyerek büyük bir mağaraya açıldı. Mağaranın ortasında, Azad ve birkaç terörist daha bekliyordu. Azad'ın elinde bir telsiz vardı ve sinirli bir şekilde bir şeyler konuşuyordu. "İşte orada!" diye fısıldadı Serkan, silahını doğrultarak. "Ateş serbest!" emrini veren Demir, ilk ateşi açtı. Şahinler timi, mağaraya yayılarak teröristlerle yeniden çatışmaya girdi. Kurşun sesleri mağaranın duvarlarında yankılanıyor, ortalığı barut dumanı kaplıyordu. Ali, yüksek bir noktaya çıkarak keskin nişancı ateşiyle Azad'ın etrafındaki teröristleri etkisiz hale getirmeye çalışıyordu. Ayşe, yaralı omzuna rağmen büyük bir cesaretle çatışmaya katılıyordu. Emre ise, bir yandan iletişim kurmaya çalışırken, diğer yandan da timin güvenliğini sağlıyordu. Yüzbaşı Demir, Azad'a odaklanmıştı. Onu sağ olarak ele geçirmek, operasyonun en önemli amacıydı. Azad, çevresindeki teröristlerin birer birer düşmesine rağmen, direnç göstermeye devam ediyordu. Çatışma sırasında, Azad, mağaranın arka tarafındaki karanlık bir geçide doğru koşmaya başladı. "Onu kaçırmayın!" diye bağırdı Demir, Azad'ın peşinden koşarken. Demir, dar ve engebeli geçitte Azad'ı amansız bir şekilde takip ediyordu. Azad, çevik hareketleriyle Demir'i atlatmaya çalışsa da, Demir'in kararlılığı ve tecrübesi onu adım adım takip etmesini sağlıyordu. Geçidin sonunda, Azad, küçük bir kapıyı açarak dışarı çıktı. Demir de hemen peşinden çıktı. Kendilerini, dağın yamacında, uçurumun kenarında buldular. Gece karanlığı hala hakimdi, ancak ayın soluk ışığı etrafı belli belirsiz aydınlatıyordu. Azad, panikle etrafına bakındı. Kaçacak hiçbir yeri yoktu. Arkasında uçurum, önünde ise Yüzbaşı Demir, silahı doğrultmuş bir şekilde bekliyordu. "Teslim ol, Azad!" diye haykırdı Demir, sesi dağlarda yankılanırken. "Oyun bitti." Azad, öfkeyle Demir'e baktı. "Asla teslim olmayacağım!" Bu sözlerin ardından, Azad, cebinden küçük bir el bombası çıkardı. Demir, Azad'ın ne yapacağını anlamıştı. Hızla üzerine atıldı. Tam o sırada, beklenmedik bir şey oldu. Arkalarından bir silah sesi duyuldu. Azad, elindeki bombayı düşürerek yere yığıldı. Demir, şaşkınlıkla arkasına döndü. Ayın soluk ışığında, elinde dumanı tüten bir silahla Uzman Çavuş Ali Kaya duruyordu. "Yüzbaşı," dedi Ali, sakin bir sesle. "Başka çaremiz kalmamıştı." Demir, Azad'ın cansız bedenine baktı. Onu sağ olarak ele geçirme emri başarısız olmuştu. Ama tehdit ortadan kalkmıştı. Tam bu sırada, telsizden Emre'nin heyecanlı sesi duyuldu. "Yüzbaşı! Sızıntıyı yapanı tespit ettik! İçeriden biri..." İhanetin gölgesi, Şahinler timinin zaferini bile karartmaya yetmişti. Şimdi, hem operasyonu tamamlamak hem de ihanetin kaynağını ortaya çıkarmak zorundaydılar. Dağların karanlık yüzü, daha pek çok sırrı saklıyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD