Azad'ın etkisiz hale getirilmesi, Şahinler timi için bir zafer olsa da, içlerindeki ihanet şüphesi operasyonun coşkusunu gölgelemişti. Yüzbaşı Demir'in zihni, Emre'nin telsizden verdiği sızıntı bilgisiyle allak bullaktı. Kendi saflarından bir köstebek, operasyonu tehlikeye atmış, belki de Azad'ın kaçmasına neden olmuştu.
"Emre, o sızıntıyı yapan kim? Ne biliyoruz?" diye sordu Demir, Azad'ın cansız bedeninin yanına çökerken. Ali ve diğer tim üyelerinin yüzlerinde de aynı şaşkınlık ve endişe okunuyordu.
"Yüzbaşı, komuta merkezinden aldığım bilgilere göre, sızıntı Azad'ın yakalanacağı saat ve güzergahla ilgili. Çok hassas bilgiler. Şimdilik tek bildiğimiz, bu bilgilerin tim dışından bir kaynaktan teröristlere ulaştığı," diye yanıtladı Emre, telsiz cihazını kontrol ederken.
Demir'in bakışları keskinleşti. "Tim dışından mı? Yani karargah içinden birileri mi?" İhanetin boyutu düşündüğünden de büyük olabilirdi.
Tam bu sırada, telsizden komuta merkezinin sesi duyuldu. "Şahinler timi, Azad etkisiz hale getirildi mi? Durum raporu!"
Demir, telsizi eline aldı. "Komuta merkezi, Azad etkisiz hale getirildi. Ancak operasyon bilgilerinin sızdırıldığına dair ciddi şüphelerimiz var. İçeride bir köstebek olabilir."
Komuta merkezinden bir anlık sessizlik oldu. Ardından sert bir ses duyuldu. "Bu iddialarınızı destekleyecek kanıtlarınız var mı Yüzbaşı? Şu an önceliğimiz operasyonu tamamlamak ve bölgeyi güvenli hale getirmek."
"Henüz kanıtımız yok Komutanım. Ancak Azad'ın hareketlerinden ve teröristlerin hazırlıklılığından şüpheleniyoruz. Bu konunun acilen soruşturulması gerekiyor," diye yanıtladı Demir, kararlılığını vurgulayarak.
"Anlaşıldı Yüzbaşı. Bölgeyi güvenli hale getirdikten sonra bu iddialarınızı değerlendireceğiz. Şimdilik önceliğiniz kalan teröristleri etkisiz hale getirmek ve mağara kompleksini tamamen kontrol altına almak."
Demir, telsizi bıraktı. Komuta merkezinin yaklaşımı onu hayal kırıklığına uğratmıştı. Kendi canlarını hiçe sayarak operasyonu yürütüyorlardı ama içerideki bir ihanet olasılığı görmezden geliniyordu.
"Ne yapacağız Yüzbaşı?" diye sordu Serkan, endişeyle.
Demir, etrafına baktı. Mağaranın karanlık dehlizleri, sadece düşmanları değil, aynı zamanda sırları da saklıyordu. "Önce burayı temizleyeceğiz. Azad'ın karargahını didik didik edeceğiz. Belki sızıntıyı yapan kişiye dair bir ipucu bulabiliriz."
Şahinler timi, Azad'ın karargahını incelemeye başladı. Haritalar, notlar, elektronik cihazlar... Her bir detay, ihanetin izini sürmek için önemli olabilirdi. Emre, ele geçirilen telsiz cihazlarını incelemeye aldı. Ali ve Ayşe, mağaranın diğer bölümlerindeki teröristleri etkisiz hale getirmek için harekete geçtiler. Serkan ise, Demir'in yanında, olası bir tehlikeye karşı tetikte bekliyordu.
Demir, Azad'ın masasının üzerindeki bir not defterini eline aldı. Arapça yazılmış notlar ve çizimler vardı. Tercüman yardımıyla notları incelemeye başladılar. Bir sayfada, karmaşık bir şema ve yanında "Şafak Vakti" ibaresi dikkat çekiyordu. Şemanın altında ise, bir isim yazılıydı: "Tarık".
"Tarık kim?" diye sordu Demir, not defterini Emre'ye uzatarak.
Emre, not defterini inceledi. "Bu isim... İstihbarat kayıtlarında Azad'ın güvendiği bir adam olarak geçiyor. Örgütün finansmanıyla ilgileniyor olabilir."
"Finansman mı?" Demir'in zihni bir anda aydınlandı. Ya sızıntıyı yapan Tarık değilse? Ya Tarık sadece bir aracıysa? Ya ihanetin arkasında daha büyük bir güç varsa?
Tam bu sırada, mağaranın derinliklerinden silah sesleri duyuldu. Ali ve Ayşe çatışmaya girmişlerdi. "Gitmeliyiz," dedi Demir, hızla ayağa kalkarak.
Şahinler timi, silah seslerinin geldiği yöne doğru koştu. Karanlık dehlizlerde, hem düşmanla hem de içlerindeki ihanetin gölgesiyle amansız bir hesaplaşmaya doğru ilerliyorlardı. Dağların kalbinde, sadece teröristler değil, aynı zamanda sırlar da can yakacaktı.