Yargılamak kolay olandı, anlamak ise zor olan. Herkes kolayı seçti. Kimse anlamaya çalışmadı beni. Yıllarım karanlık bir odada aptal bir adamın beğenisini kazanmak uğruna geçti. Babam kendi elleriyle hayatımı mahvetti. Kiminin cenneti, kiminin cehennemi misali.
Bu hikayede yanan hep ben oldum. Hep ben acı çektim. Hep ben yargılandım.
Hayat, defalarca vurdu yüzüme tokadını. Canım acıdı, tökezledim. Ama kimse de tutup da elimden kaldırmadı beni. Demedi iyi misin diye... O kadar ihtiyacım vardı ki bu soruya. Ama beklediğim soru hiçbir zaman hiç kimseden gelmedi. Ben yandım, defalarca yandım, kül oldum. Ateş beni seçti, beni kül etti. Kimseye minnet eylemedim. Ama güçlü duracak, cesaretle bu yola devam edecek mecalim de yok artık. Kaybetmeyi seçiyorum. İlk defa savaşmak istemiyorum. Çünkü yorgunum.
"Öldür beni Alavaris. Ben bu hikayede zaten kaybedenim. Son kez de sana karşı kaybedeyim."
Kutay'ın kehribar gözlerinde ilk defa insancıl bir duygu görmüştüm. Merhamet...
Acımasız ve duygusuz bir adamdan son bekleyeceğim şeydi bu. Ama olmuştu.
"Seni öldürmekten vazgeçtim diyorum. Lafımı iki kere tekrarlamayı sevmem, bunu en iyi sen biliyorsun Elisa. O yüzden şimdi uslu bir kız ol ve yürü. Sen güçsüz değilsin."
"Ben güçsüzüm! Duydun mu beni, güçsüzüm ben! Hem de çok güçsüz! Dayanacak gücüm kalmadı. Düşmekten yoruldum. Dizlerim kan içinde, ölüyorum ben! Ölüyorum. Çığlıklarımı kimse duymuyor."
"Ben duyuyorum!"
Aniden bağırdığında irkilerek kendime geldim. Ciddi olup olmadığını anlamak ister gibi yüzüne baktığımda gözleri gayet keskin bakıyordu. Yani ciddiydi.
Ve de beni anlıyordu öyle mi ? Ama bu imkansız...
"Sen benim düşmanımsın. Ben de senin. Sen beni duyamazsın. İmkansızı olur kılamazsın Alavaris."
"Görmüyorsun Elisa." Bakışları kızgındı. Gözlerinde gördüğüm ve cayır cayır yanan ateş, beraberinde beni de sürülüyordu. Buz mavisi gözlerimi, onun kehribarları ısırıyordu.
"Görmüyorsun." diye yineledi cümlesini ve devam etti öfkeli sesinin keskin tınısıyla. "Çünkü bakmayı bilmiyorsun. "
Hiçbir şey demeden baktım gözlerine. Söylediklerini defalarca tekrar etti bozuk çarklara sahip zihnimde.
Görmüyorsun çünkü bakmayı bilmiyorsun.
Haklıydı. Sonuna kadar haklıydı. Yıllardır omuzlarımda bir yük gibi yüklediğim sorunumu tek cümlede çözmüştü bu adam.
Görmüyordum. Hiçbir zaman da görmemiştim. Çünkü kör oldu gözlerim gerçeğe. Lal kesildi dilim olanların matemine. Anlatamadım derdimi hiç kimseye. Sığmadı dünya acımı. Ben kendi başıma taşıdım ne varsa.
Şimdi bir enkaz altında son çırpınışlarımı sergiliyorum.
"Yaşarsam ne değişecek? Görmeyi hiçbir zaman öğrenemeyeceğim çünkü bakmayı bilmiyorum."
Acı bir hayatın kabulleniş cümlesiydi bu. Kırgınlıklar süsledi ruhumu. Çok kez yandım, kül oldum. Ateşin küllerine karıştım, defalarca öldüm. Ama son kez ölmek istiyorum artık.
Sadece nefesi kesilince ölmez insan. Duygularının katletmek de bir çeşit cinayettir. Kimse duymaz, katil yargılanmaz. Ama en ala cinayet duyguları katletmektir.
"Yapamıyorum belki de. Savaşamıyorum. Güçlü olsam vazgeçmedim."
Sustum. Kelimeler boğazıma dizildi, konuşmak bir işkenceydi sanki. Gerçekliğin dikeni batıyordu kalbime. Kan ağlıyordu içim. Dışım ise içimde isyanın aksine sakindi. Tezatlıklar öyle yoğundu ki artık kendimi bulamıyordum bu hikayede.
"Ben güçsüzüm Alavaris. Çok hem de."
"Unut bunu! Unut bunu artık Elisa!" Düşmanım bana moral vermeye çalışıyordu. Ne de harika bir sahne ama! Yazıklar olsun bana.
"Doğrular unutulmaz. Sen unutmak istedikçe daha fazla gelir gözünün önüne. Bu bir hiçlik, anlayamazsın. Bu bir uçurum ve ben o uçurumun kenarındayım. "
Yorgunum, gerçekten yorgunum. Bir insan yola bu hâlde devam edemez. Etmemeli. Kelimeler yetmiyor anlatmaya, onlar bile lal kesildi artık bana. Omuzlarımda öyle bir yük var ki nefes alsam batıyor sırtıma Sadece bedenim değil, Zihnim, ruhum, kalbim yorgun...
İnsan mutlu olmadan yaşayamazmış bu hayatı... Madem öyle ne bu hissettiğim sancı? Hiç mutlu olamamışlığın bıraktığı yük mü kalbime saplı kalmış olan? Yoksa hayatın attığı tokadın acısı mı?
"Senin kafan karışık. Doğru düşünemiyorsun. Çok belli, dinlenmeye ihtiyacın var. Otur."
"Emir verme artık bana! Senin yüzünden bu hâldeyim, görmüyor musun be adam? Kör müsün?"
Ona bağırmam hoşuna gitmedi. gözleri öyle bir öfke ile parladı ki şeytanlarım sustu korkularım konuştu. Sus Esila. Fazla ileri gittin.
Ama elimde de değil ki... Canım yanıyor benim.
Kaburgalarımın arasında atan isyan ediyor bana. Evet, kalbim bile isyan ediyor artık bana! Bu kadar acıyı hak etmedim diye diye...
Doğru, hak etmedi; ben de hak etmedim.
Acıyı hayat sanmak zorunda bırakıldım bunda emeği olan hiç kimseyi affetmeyeceğim.
"Kendine gel, yoksa ben seni silkeleyeceğim! Duydun mu Elisa?" Duydum.
İnsanlardan nefret ediyorum. Bu öyle bir nefret ki karanlık ruhumu bastırıyor. Onların da beni sevdiği söylenemez ki zaten.
O kadar kötüyüm ki... Ama kötü olmayı ben seçmedim. Hangi insan bile isteye kötü olmayı seçer ki zaten?
"Canım yanıyor Alavaris."
"Acını anlayabiliyorum."
"Anlayamazsın!" diye inkar ettim söylediklerini ve devam ettim.
"Senin omuzların benim yüklerimi sırtlayamaz."
Ne de güzel bir cümle. Sadece Kutay değil, kimsenin omzu benim yükümü sırtlayamaz. Evet belki bu dünyada ki herkes acı çekti ama hiç kimse benim gibisini görmedi.
Keşke ölsem dediğim kaçıncı gün bu? Bilmiyorum.
Beni bu hâle getiren hiç kimseyi affetmeyeceğim. Beni bu kadar yoran hiç kimseyi affetmeyeceğim. Bu, kendime yapıp yapabileceğim en büyük kötülük olur. Oldu da zaten. Çünkü affettiğim için bu hâldeyim.
Affetmeseydim böyle olmayacaktı. Hepsi benim suçum. Yaşanan her şey benim suçum. Egom gözümü öylesine kör etti ki yıllarca gerçeğin peşinden koştuğumuz sandım ama aslında yıllarca bir yalana inandırılmıştım. Hâlim harap oldu, ben ağzımı açıp tek kelime edemedim.
"Yoruldum. Çok yoruldum hem de." dedim isyanın kabulleniş ezgisi ile.
"Yorulabilirsin. Ama vazgeçemezsin Elisa. Her şeyi yap, bunu yapma."
Söylediklerini duyduğumda yüzümde acı bir tebessüm oluştu. Zira benim hayatımda iyiye ya da güzel olan hiçbir şeye yer yoktu.
Acıyla bakan gözlerim, artık korkusuzdu.
"Vazgeçtim." dedim tek çırpıda. Yıllar önce ağzımı almamak için yemin ettiğim her kelime Şimdi birer birer dudaklarımdan dökülüyordu. Zehir misali dilimi yakıyordu.
Her şeyi farkındaydı gözlerim. Nasıl güzel olacak her şey derken, güzel olan her şeyi teker teker mahvettim.
Kimsesiz geldim, kimsesiz gideceğim bu dünyadan. Karanlığa aitim ve karanlığa döneceğim. Başka yolum yok. Yolun sonu bu ve ben bunu seçtim.
"Benim emrin altındasın Elisa. Burası benim cehennemim ve ben sana vazgeçmeyeceksin diyorsan vazgeçemezsin duydun mu? "
Başımı olumsuz anlamda salladım. Bunu ne için yaptığımı bile bilmiyordum. "Ne için istemiyorsun? Beni bu hâle getiren sen değil miydin, şimdi ne değişti de bana moral vermeye çalışıyorsun?" Buz mavisi gözlerim benden bağımsız bir şekilde öfke ile kısılmıştı.
"Amacın ne bilmiyorum ama her neyse bunu gerçekleştirmene asla izin vermeyeceğim. Ben senin benim iyiliğimi istediğine inanmıyorum Alavaris."
Çünkü bu hayatta bugüne kadar hiç kimse benim iyiliğimi istememişti. Ben artık mutlu olacağımdan da insanların iyi olabileceğine dair olan da hatta hayata dair ne varsa bütün umutlarımı kaybetmiştim. Yolun sonu yoktu, yolun sonu karanlıktı ve ben, karanlığa yürümekten yorulmuştum. Düşmekten kanayan dizlerim artık adım dahi atamayacak haldeydi. Bunu kimse görmüyordu işte.
Benim acımı kimse anlamıyordu.