Pınar, yoğun geçen gece nöbetinin ardından sabahın ilk ışıklarıyla birlikte hastaneden çıktı. Gökyüzü hâlâ gri, hava ise serin ve keskin kokuyordu. Yorgunluğu kemiklerine kadar işlemişti ama zihni, Burak’la dün akşam yaşadıkları konuşmada takılı kalmıştı. Onun gözlerindeki kararlılık, söylediği sözler… Bir yandan güven veriyor, bir yandan içini ürpertiyordu. Burak, gece boyunca Pınar’ın eve dönmesini beklemişti. Sabah saatlerinde güvenlik kamerası kayıtlarını izlerken bir şey dikkatini çekti. Siyah kapüşonlu bir adam, Pınar’ın hastaneye girişinden yaklaşık yarım saat sonra otoparkta görünmüştü. Yüzü belli değildi ama hareketlerinde garip bir tanıdıklık vardı. İçgüdüleri, bunun boş bir tesadüf olmadığını söylüyordu. O sırada, Karahan ailesinin malikanesinde fısıltı halinde konuşmalar dönü

