Yangın

1001 Words
Nefret duyduğum o okul sonunda bitmişti. Abim olacak piç gün boyunca bana bakmıştı. Artık olan olmuştu. Benim gözümden düşmüştü.  Şimdi ise spor şortumla sporcu atletimi giymiş kafes dövüşü olacak yere gidiyordum. Kısa kollu giymenin sevdiğim bir yönü de kolumdaki Anka kuşunun dövmesini göstermesiydi.  Kafes dövüşü olacak depoya girdiğimde içerisinin fazlasıyla kalabalık olduğunu gördüm. Bana dün kartını veren adamı görmemle yanına gittim. "Hoş geldin dövüşcüm" demesi ile kafamla selam verdim. Fazla muhabbete girmeye lüzum yoktu  "Kafese ne zaman çıkacağım?" diye sordum.  "Şimdi çıkacaksın. Bu arada kafes dövüşü hileli" dedi adam ve beni kafese doğru ittirdi. Hileli de ne demek oluyordu? Ve bunu neden şimdi öğreniyorum? Sikcem şimdi böyle işi! Karşıma hayvan gibi iri birisinin çıkması ile güldüm. Bu mu hile yani. Ne var bunda. "Merhaba küçük kedicik." diyen karşımdaki adama göz devirdim. "Bence bugünün tarihini bir yere yaz. Çünkü birazdan bir kıza yenileceksin." dedim. Bunu dememle dev cüsseli adam üstüme gelmeye başladı. Aniden yana çekildim dizine yandan tekme attım. Adam yana doğru savrulurken yüzüne art arda iki yumruk attım. Adam burnundan soluk alıp vermeye başlayınca yandan eline bir şey aldı. Ne aldığını anlamazken ne zamandır burada olduğunu bilmediğim Alper, Kaan ve sınıfta gördüğüm üç kişi daha bana "çakı" diye bağırmaya başladı. Dikkatimi onlara verirken adamın yaklaştığını fark ettim ve kenara çekildim. Bana doğrulttuğu çakı bacağıma girerken adamın hileli derken ne demek istediğini yeni fark ettim. Bacağıma saplanan çakıyı hızla çektim ve adamın karnına sapladım.Ve bir kez daha, bir kez daha. Adam yere yığılırken sağlam olan bacağımla yüzüne karnına nereye olursa tekme atmaya başladım.  Bana kartını veren adam kafese çıkarken beni adamdan uzaklaştırdı. Bana kartını veren adamın yakasından tuttum ve kafa attım. Adamın burnu kanarkenB "u bana dövüşün hileli olduğunu son dakika söylediğin içindi." dedim ve kafesten çıktım. "İyi misin?" diye yanıma gelen Alper ile göz devirdim. Sinirle "Evcilik oynamayı istiyorsan oyununu beni dahil etme." dedim. "Adel deme öyle." demesi ile sinirle "Benim adım Anka!" dedi. "Tamam Anka bari abine bir kez gülümse. Yıllardır o güzel gülümsemene hasretim." Dedi. Onca seneden sonra bunu bana hiçbir şey yokmuş gibi nasıl söyleyebiliyordu? "Benim güldüğüm zamanlar çok oldu ve gülüşlerim bazılarına fazlasıyla koydu. Bu nedenle artık gülmeme gerek yok." dedim ve omuz atarak yanından geçtim. Kazım'ın araması ile telefonu açtım. "Efendim." dememle Kazım telaşla "Anka Hanım evinizde yangın çıkmış. Sizin önem verdiğiniz bütün eşyaları dışarı çıkartmayı başardık ama evin durumu iyi değil." demesi ile olduğum yerde kaldım. "Ne demek evde yangın çıkmış! " diye bağırdım.  "Ben birisinin çıkarttığını düşünüyorum." diyen Kazım ile aklıma öz ailem olan çekilmiş fotoğraf geldi. "Kazım evden çıkardığınız eşyalarının içinde aile fotoğrafı var mıydı?" diye sordum. "Hayır yok Anka Hanım." demesi ile telefonu kapattım. Hemen eve gitmeliydim. Kolumdan tutulması ile kolumu tutana baktım. Abim olacak hayırsızdı bu. "Bırak kolumu acelem var." dedim. O ise beni takmayarak "Evinde yangın mı çıkmış?" diye sordu. Ona ne? Hiç bir şey demeden kolumu ondan kurtardım ve arabama bindim. Son sürat arabayı eve sürerken o fotoğrafa bir şey olursa kendimi asla affetmezdim. Eve vardığımda yangının evin çoğu bölümünü kapladığını gördüm. "Anka Hanım" diyerek bana yaklaşan Kazım'ı takmadan eve doğru koşmaya başladım. O fotoğrafı almalıydım.  Eve girdiğimde acele ederek üst kata çıktım. Odama girdiğimde fotoğrafın olduğu çerçeveye daha zarar gelmemişti. Hemen çerçeveyi elime aldım. Evden geri çıkacakken  dumanlar boğazımı yakmaya başladı.  Sporcu atletimi üstümden çıkardım ve yüzüme bastırdım. Üstümde sadece sütyen kalırken pek umursamadım doğrusu. Havuza veya denize girerken de aynı derece üstüm açık kalıyor . Odamdan çıkacakken kapının yere düşmesi ile geri çekildim. Başka bir şeyin daha üstüme devrilmediğinden emin olarak alt kata indim. Alt kata indiğimde dumanlar başımı da döndürmeye başlamıştı. Zar zor evden çıktığımda her yeri bulanık görüyordum.  "Anka Hanım" diye yanıma gelen Kazım'ın yanında birkaç kişi daha vardı ama onları seçemiyordum.  "Aile fotoğrafımı o evden aldım Kazım" derken birisinin üstüne doğru düştüm ama aile fotoğrafımı elimden bırakmadım. Kaan'dan Devam Anka'nın bir anda üstüme yığılması ile kucağıma aldım. "Anka Hanım'ı bırakın!" diyen adının Kazım olduğunu öğrendiğimiz adamı takmadan Anka'yı arabama doğru götürmeye başladım. "Bak kardeşim Anka bizim arkadaşımızın kız kardeşi." diyen Ateş ile Kazım denen herif hala direniyordu.  Anka'yı arka koltuğa Alper'in kucağına yatırırken şoför koltuğuna geçtim. Ateş de Su'yu ve Selin'i alarak kendi arabasına bindi. "Benim eve sürüyorum." dedim ve Alper'in onaylaması ile arabayı sürmeye başladım.  Kısa bir süre sonra, "Abi bizimkilere mesaj atsana bildikleri bir doktoru benim eve çağırsınlar." dedim. Alper bizim gruba mesaj yazdıktan beş dakika sonra eve varmıştık. Arabayı park ettikten sonra arka kapıyı açıp Anka'yı geri kucağıma aldım. O esnada Anka'nın kanayan bacağı üstümü iyice kan yaparken kanın kokusu burnuma geliyordu. Kan kokusundan oldum olası nefret etmiştim ve şu an kana oldukça maruz kalıuordum. "Biriniz kapıyı açsın artık." diye söylenmemle Ateş cebimden anahtarı aldı ve evin kapısını açtı. Anka'yı odama çıkardım ve yatağıma yatırdım.  Anka'dan Devam Gözümü açtığımda bilmediğim bir odada bir yatakta yatıyordum. Üstümde ise bana fazlasıyla büyük olan bir erkek tişörtü vardı. Çevreme bakındığımda buranın bir erkek odası olduğunu fark ettim. Boğazım hala yanıyorken yataktan kalktım. Tam odanın kapısına gidiyordum ki içeri abim olacak Alper önde olmak üzere aralarında doktor olduğu belli olan kişiler odaya girdi. "Sen niye ayaklandın?" diye sordu Alper. "Tanımadığım bir yerde uyandığım için olabilir mi?" diye sordum. O esnada doktor hiçbir şey demeden beni geri yatağa oturttu. Bacağımı inceledikten sonra düşünceli bir ses tonunda "Dikiş atmam gerekiyor." dedi doktor. "Dik o zaman." dedim umursamazca. "Yanımda uyuşturucu yok canın yanar." demesi ile "Sen dik bir şey olmaz." dedim. Özellikle kafes dövüşlerinde birçok yara almıştım ve her yara aldığımda daha da direncim, gücüm artmıştı. Çoğu insanın korktuğu o yaralar, benim güç kaynağım olmuştu. Bu kanlı yollardan geçerek bugünkü gücüme ulaşmıştım. "Saçmalama Adel" diye bağıran Alper'e "Ya diker ya da bu halde evden çıkarım." dedim. Alper dediğinin arkasında olduğumu anladığında istemeyerek doktora onay verdi. Doktor ipi iğneye geçirdi ve dikişe başladı. Hafif bir sızı vardı ama önemli değildi. Buna katlanabilirdim. "Acıyor mu?" diyen tanımadığım kızın ne alaka olduğunu anlamamıştım ama yinede "Yok" dedim. Kızın korktuğundan ya da bakmaya dayanamadığından göz ucuyla doktorun yaptığına bakıyor sonra sanki kendisine dikiş atılıyormuş gibi yüzünü buruşturup önüne dönüyordu. Doktor dikişi bitirdikten sonra ağrılarımı dindireceğini söylediği birkaç ilaç verdi ve odadan çıktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD