Dağ Evi

1002 Words
"Alper evden çıkardığım çerçeve nerede?!!" diye sinirle sordum. Alperler ile birlikte kalmıştım ve şu an çerçevemi bulup gitmek istiyordum. Daha fazla burada kalmaya tahammülüm yoktu. "Al burada." diyerek aile fotoğrafımızın olduğu çerçeveye bana uzattı. Fotoğrafa baktığımda bir anlığına bütün acılarımı unuttum.  Fotoğrafta ben babamın kucağındayken Alper anemin kucağındaydı. Onu hep bu fotoğraftan silmek istemiştim ama hayatın acı gerçekleri. "Tamam ben gidiyorum." dedim ve evde çıkacakken Alper kolumu tuttu. "Ne var!" dedim sertçe. Benimle temasta bulunması sinirlerimi bozmıştu. "Beni boşversen bile şu insanlara bir teşekkür et. Senin hayatını kurtardılar." dedi Alper. Bunun üzerine göz devirdim ve "Kurtarmaları onların seçimiydi, özür dilememek de benim seçimim!" dedim. "Adel!" diye sinirlenen Alper'e göz devirdim. "Teşekkürümü falan edersem boktan hayatıma geri dönmeme izin verecek misin?" diye sordum. "Bakarız." demesi ile kolumu ondan kurtardım ve salon olduğunu tahmin ettiğim yere gittim ve koltuklardan birine oturdum. Diğerleri de gelip koltuğa oturunca "Beni kurtarmışsınız. Aslında ne bokuna böyle bir şey yaptınız anlamışta değilim ama sağ olun. Bundan sonra bir sıkıntınız olursa adamlarımdan birini ararsanız size yardım ederler." dedim. "Önemli değil Adel. Bu arada ben Su bu da ikizim Ateş" demesi ile sinirle ayağa kalktım ve "O sik kafanız şunu sokun Adel değil Anka!" diye kükrememle ile Su olduğunu öğrendiğim kız yerinde zıpladı.  "Anka!" diye bağıran Alper ile "Anlamışsındır umarım." dedim ve geri yerime oturdum. "Ben üzgünüm." diyen Su'yun üzerine diğer kız "Bende Selin." dedi. "Bir dakika tahminde bulunabilir miyim?" dedim ve "Selin ile Ateş, abim olacak şahsiyet ile de Su sevgili değil mi?" dedim. "Evet de nereden anladın?" diye sordu Selin.   "Sabahtan beri sikimsonik bir şekilde cıvık hamurmuşsunuz gibi birbirlerinize yapışmışsınız." dedim. Bunun üzerine kahkaha atmaya başlayan Kaan'a kaşlarım çatık bir şekilde bakmaya başladım.  "Benimle aynı fikirde olan birisini görünce kendimi tutamadım da" diye açıklama yapan Kaan ile omuz silktim. "Artık ben gidiyorum." dedim ve ayaklandım. "Nereye?" diye sordu Alper. "Cehennemin dibine!" dedim ve kapıya doğru ilerlemeye başladım. Kapıyı açmamla karşımda bana silah doğrultan adamlar görmemle içimden siktir çektim. "Sanırım misafirleriniz var." diye bağırdım. Bana silah doğrultan en yakındaki adamın eline aniden tekme attım ve yere düşen silahını alıp kapıyı kapattım. Ateş açmaya başlamaları ile yere eğildim ve emekleyerek geri salona döndüm." Sanırım misafirleriniz biraz da sinirli" dedim "Bunlar da nereden çıktı?" diye soran Ateş ile "Benim gideceğim cehennemden olabilir." dedim. Alper bana göz devirirken kızlar çığlık atıyord "Evde silah var mı?" diye sormam ile erkeklerin hepsinin belinden silah çıktı. "Sadece bunlar." demeleri ile "ciddi misiniz" diye onlara baktım. Bu kadar az silahlı bir ev olur muyd "Kızlar bendeki silahı alın ve evdeki en güvenli yere gidin. Bizim dışımızda ki birisi gelirse de ateş edin." dedim silahımı onlara uzatırken. Selin çekinerek silahı alırken "Umarım iyi nişancısınızdır." dedim erkekler "Bizi merak etme de sen ne yapacaksın?" diye sordu. "Biriniz bana mutfaktaki bütün bıçakları getirebilir mi?" diye sordum. Kaan koşarak mutfağa gitti ve kısa bir süre sonra yine koşarak yanımıza geldi Elinde beklediğimden bile fazla bıçakla gelince "Bana bunlar ile silahlı insanları öldürcem deme" diyen Alper'e sırıttı "Biraz daha burada durursanız hepimiz gebercez." dedim. En yakındaki cama giderken cebimdeki telefonu çıkarıp Kazım'a konum attım ve  adamları topla gel diye mesaj attı Bıçakları adamlara hedefleyip atıyordum. "Lan bu kız harbi adam öldürüyor." diyen Kaan ile gülümsedim Evin içine girildiğinde "Ben hallederim." dedim ve iki büyük, keskin bir bıçağı elime aldım. Salonun kapısına gittim ve adamların yaklaşması ile bıçakları onlara saplıyıp  düşürdükleri silahlarını aldı Artık iki silah ile adam öldürmeye başlamışken benim adamların arabayla geldiklerini gördüm. "Yeni gelenler benim adamlarım. Onları vurursanız bende sizi vururum." dedi "Adamlarının arasında Kazım da var mı?" diye soran Kaan'a "Evet, n'oldu namusuna mı alcan?"  dedi Kısa bir süre sonra adamlarım hepsini indirmişti. Kazım ve birkaç adamım içeri girerken diğerleri dışarıda güvenliği sağlıyordu. "Anka Hanım iyi misiniz? Sizi bu adamlarla yollamamalıydım. Çok üzgünüm." dedi Kazım. "İyiyim ben sakinleş." derken Kazım'ın gözü üzerimdeki erkek tişörtüne takıldı. Ne olduğunu düşünüyor gibi bir hali vardı. Büyük ihtimalle merak etmişti. "Ben evden üstümü çıktığım için verdiler" dedim Kazım onaylarcasına kafasını salladı. Şimdi bazı işlerim vardı. ***** Dağ evine gelmiştik. Bütün korumalar dışarıda nöbet tutarken kimin nere kalacağını kafamda planlıyordum. "Bence hepiniz yoruldunuz o nedenle size kalacağınız odaları göstereyim." dedim. "Sevgililerinizle aynı odada kalırsınız değil mi?" diye sordum. Alper bu dediğimi onaylarken Alper ve Su'yu iki kişilik yatağın olan odaya, Ateş ve Selin'i diğer iki kişilik yatak olan yere yatırırken Kaan'ı bir buçuk kişilik yatak olan odaya yatırdım. Bana gelirsek salonda koltukta yatacaktım. Bir oda daha vardı ama orası üvey annem ve babamın odasıydı. Oraya benden başkasının ne girmesine izin verebilirdim ne de yaklaşmalarına. Ben bile içeri girip düzenini bozamazdım.  Bahçeye çıkıp hazırladığım çay ve kahve termoslarını korumalara verdim. Geri eve girdiğimde  örtü almak için Kaan'ı yatırdığım odaya daldım.  "Höst lan." diyen Kaan ile üstünde sadece eşofman olan Kaan'ı umursamadan "Kendime örtü almak için gelmiştim." dedim.  Kaan kaşlarını çatarken "Sen nerede yatıyorsun ki?" diye sordu. "Salonda koltukta yatacağım." dedim. "Manyak mısın? Gel sen buraya yat. Ben koltukta yatarım." dedi. "Olmaz öyle şey." dedim. Öz annemin hatırladığım özelliklerinden biri ise misafirperver olmasıydı. Bana öğrettiği iyi özelliklerden biriydi. "İstersen gel beraber yatarım." diyen Kaan ile "Höst lan." dedim. Kaan benim bu tepkime gülmeye başladığında gülerken parlayan dişleri dikkatimi çekti. "Ya ben aşağı da yatarım ya da ikimizde burada yatarız." diyen Kaan'a "Buralarda bir yerde yer yatağı vardı. Onu şuraya serip yatarım ben." dedim.  Kaan dediğimi onaylarken sadece eşofman ile yatağa yattı.  Bende bir örtü alarak yer yatağını açtım, banyoda şortlu, askılı pijamamı giydim ve yattım.  Gece kan ter içinde uyanmam ile hızla soluk alıp vermeye başladım. Yine kabus görmüştüm. Öz annem ve babam trafik kazası geçiriyordu. Eskiden bu kabusları gördüğümde üvey babam gelip bana sarılırdı ve sakinleşirdim. Ama artık o da yoktu.  Benim hızla nefes alış verişimi duyan Kaan uyanmıştı. "Bir sorun mu var Anka?" diye soran Kaan'a "Hayır." dedim. "Yalan söylemeyi bırak güçlü kız. Kabus görmüşsün işte. Hadi gel yanıma." derken yatakta yana kaymıştı. Tereddütle yanına yatarken Kaan bana sarıldı.  "Sadece bir kabustu. Hem bak bende buradayım. Artık uyuyabilirsin." demesi ile ben de ona sarıldım. Uykunun ve kabus görmenin verdiği etki ile yumuşak davranıyordum. Belki de Kaan'a güvenmiştim, bilmiyorum   "Teşekkür ederim." dedim ve gözlerimi kapadım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD