3.BÖLÜM

2382 Words
''Hadi," diye isyan eden Kerem'in sesi kulağımı tekrar doldurunca bakışlarımı ona çevirmek zorunda kaldım. Aslında kardeş olmamız imkansızdı. Benim gözlerim kahverenginin bir açık tonu iken onun okyanusu andıran mavi gözleri vardı. "Biz seninle nasıl kardeş olabiliriz," diyerek ona dönmeden konuştum. "Baksana göz renklerimiz birbirinden farklı alakamız bile yok." Aldığı nefesi sesli bir şekilde dışarı verdikten sonra bana dönerek gözlerini kıstı. "Senin gözlerin anneme benzerken benimkiler babama benzemiş," diyerek alaycıl bir şekilde güldükten sonra cebinden sigarasını çıkardı. Onu sigara içen birisi olarak hayal etmiyordum, fakat hislerim beni bu konuda yanıltmıştı. "Değerini bil,Esin." diyerek devam etti. Huzursuzca gözlerimi kırpıştırdım. O kadından nefret ediyordum, annen kelimesi bile midemi bulandırırken ismini duymak alevlerin arasında cayır cayır yanmak gibiydi. "Bana ondan bahsetme!" diyerek sinirle tısladım. O kadın beni küçük yaşımda yetimhaneye bırakarak azgınlığından dolayı evlenmiş bir kadındı. O kadının yüzünün şeklini bile bilmiyordum fakat bir gün karşıma çıkıpta ben senin annenin dese bile umurumda olmazdı çünkü ben onu asla affetmeyecektim. "O senin de annen benimde annem Esin," diyerek yaktığı sigarasından derin bir şekilde içine çekti. Onu sigara içerken görmek nedense içime bir şeylerin girmesini sağlıyordu. "Onu içmemelisin," diyerek konuyu değiştirmeye çalıştım. O kadar mantıksız bir yerden giril yapmıştım ki gülüşünü kıvrılan dudaklarından görmek zor değildi. "Ölebilirsin." Gülüşü tekrar kulaklarımı doldurduğunda elindeki sigaranın izmaritini yere atıp ayağıyla ezdikten sonra bana döndü. "Bunu, bana intihar etmek isteyen bir kız mı söylüyor?" dediğinde gülüşüm yüzümde solarken ellerim titremeye başladı. Evet, ölmek istememi yüzüme vuran bir abiye sahipsem eğer gerçekten hayat benim için zor olacaktı. ''İntihar edipte ölmekle, sigara içip ölmenin arasında dünyalar kadar fark var." dediğimde omuzlarını silkerek tekrar önüne dönerek yürümeye başladı.  Ardından gözlerini devirerek yanından yürümeye başladım. Gözüme çarpan siyah süperstarla kendiminkileri karşılaştırdım. Aslında ayakkabılarımız aynı renkti fakat benim ayakkabım koşu ayakkabısıydı. "Nereye gidiyoruz?" diyerek ona döndüğümde bana bakmadan cevap verdi. "DNA testi yaptırmak istiyorsun değil mi?" dediğinde ilk başta dilimin uyuşukluğundan dolayı cevap veremedim. Bu kadar çabuk beklemiyordum test yaptırmak istemesini, belki de abim olduğunu öğrendiğimde ne tepki vereceğimi çok merak ediyordu, yada onun benim için neleri göze alacağını. "P-pekala." dediğimde kekelemem yüzünden kendime lanetler yağdırarak yanından küçük bir kız kardeş edasıyla yürümeye başladım. Aramızda ki boy farkı yaklaşık olarak tahminime göre 15 cm falan olmalıydı, ve bu görüntü gerçekten kardeş olmamıza yeterde artardı bile.  Adımlarına eşlik ederken omzumu saran ellerle irkildim. Bakışlarım yanımda uzun boyutla hava atan-sözde abim- Kerem'e takılınca gözlerimi kırpıştırdım. Boyumun kısa olmasından yararlanmıştı gerizekalı, Bana gözleriyle gerçekten ufaklıksın derken bile elleriyle beni sarıyordu. "N-ne yapıyorsun?" dediğimde ufak çaplı bir şekilde gözlerini devirerek bakışlarını bana yönlendirdi. "Küçük kardeşime sahip çıkıyorum." diyerek göz kırptı. Baygın bakışlarım ona eşlik ederken bir anda durunca bende durmak zorunda kaldım.  "Gir bakalım." diyerek karşımızda duran eliyle kapıyı gösterdi. Başımı olumlu anlamda salladıktan sonra kapının önüne yavaş bir şekilde yaklaşarak elimle tıklattım.  İçeriden gelen gel komutuyla birlikte adımlarım kendiliğinden kapının arasından içeri girdi. Arkamdan gelen Kerem'in varlığını hissetmek ve burnumu dolduran erkeksi kokusuyla birlikte endişem yerini ferahlığa bırakmıştı. Sanki serin bir rüzgarın altında kendi etrafımda dönüyormuşum hissini veriyordu. "Hoşgeldiniz buyurun oturun lütfen." diyen yaşlı ve gözlüklü kadına kaydı gözlerim. Saçları birazcık beyazlamıştı fakat saçlarının arasında kahverengiler vardı.  "Biz DNA testi yaptırmak için geldik." diyerek Kerem'den önce lafa atıldım. Kadın tiksinirmişcesine bir bakış attıktan sonra yanımda duran Kerem'e dönerek gülümsedikten sonra tekrar bana dönerek iğrenir bir bakış attı. İçimden ne bakıyorsun açıkta bir şey mi gördün? demek gelse de yanımda duran Kerem'i hatırlayınca sustum. Aslında onu da umursamayarak bir ton laf edebilirdim fakat ufaklık kalıbının üstüne birde hırçın damgası yemek istemiyordum. "Buyurun," diyerek gülümsedikten sonra Kerem'e döndü. Yapmacık hareketlerine gözlerimi devirdikten sonra önden yürüyen Kerem'i takip ettim. "Buradan lütfen." diyerek devam ettirdikten sonra odanın içerisinde bulunan beyaz kapıyı gösterdi. Kerem ve ben yapmacık kadının dediğini yaparak odanın kapısını açıp içeri girdikten sonra teker teker beyaz koltuklara oturduk. Gözlüklü kadın yanına gelerek iğneyi çıkartınca gözlerimi kocaman büyüttüm. İğneden küçüklükten beri korkardım .Daha doğrusu beni kan tutardı ve tuttuğunda nerede olursam olayım kendime engel olamayarak bulduğum yere midemdeki her şeyi boşaltırdım. Canımı seviyordum fakat dün bir aptallık yapıp nasıl intihar etmeye kalktım aklım almıyordu. Kendimden utanıyordum nasıl böyle bir aptallık yapıp alay konusu olmayı başardım diye. Eğer Emre bunu öğrenecek olursa kesinlikle benimle dalga geçerdi, dalga geçmeyi bırakın bütün okula anlatıp olay çıkarırdı. "Korkma ufaklık, dünya meselesi değil." diyerek yanımda gülümsemesini zor tutan Kerem'e döndüm. Dediğim gibi iğneden değil ,iğnenin ucundan kabın içine çekilen kanı görünce midem bulanıyordu. "Aptal, iğneden korkmuyorum zaten," dediğimde derime giren iğneyle yüzümü buruşturdum. Kanı görmemek içini başımı çevirerek devam ettim. Tabii ki korkuyordum. Dalga geçmemesi için öne sürdüğüm bir bahaneydi sadece. "Kan tutuyor beni." Başını anladım dercesine salladıktan sonra kolumdan çekilen iğnenin ucunu hissettiğimde kaba bakmamaya özen göstererek pamuğumu koluma bastırdım. Gözlüklü kadın Kerem'e geçtikten sonra benim aksime yavaş hareketlerle ona yaklaşıp yavaşça kolunu açarak iğneyi nazik bir şekilde soktuğunda ben kadının sürtük gibi davranmasını izlerken Kerem bana bakıyordu. Bakışlarımız onunla çarpışınca gülümsediğinde bende gülümsedim. Çenesinin yanında bulunan kemikler yüzünün kavisli şeklinden daha çok gözlerinin çekiciliğini ortaya seriyordu.  "Tamadır, sonuçlar yarım saat içerisinde çıkar." diyerek bana ters bakış attıktan sonra odadan çıktı. İçimden saldırmak gelse de yapmadım. "Ufaklık," diyerek ayağa kalktı. "Yan tarafta bir cafe var oraya gidelim." Başımı onaylar anlamda salladıktan sonra ayağa kalkarak kapşonumu düzelttim. Arkama baktığımda Kerem'in beni takip ettiğini gördüm, gözlerinin içine bakarken umarım...umarım benim abimsindir, yoksa seni asla affetmem diyerek geçirdim içimden. Adımlarımı kapının eşiğinden dışarı attıktan sonra arkama tekrar bakış attığımda Kerem çenesinin ucuyla hastanenin kapsını göstererek oraya doğru yürümeye başladı. Onu takip ederken bir yandan da etrafı izliyordum. Kapıdan çıkmak üzereyken koltukta ağlayan küçük kızı görmemle Kerem'e ufak bir bakış attım. Arkasında olduğum için bir şey göremiyordu fakat umursamadım. Ufak ellerini gözlerine kapatmış küçük kızı incelerken içten bir şekilde gülümsedim. Bir zamanlar benimde halim böyleydi. 'Üzülme ufaklık, güçlü kal' demeden edemedim içimden. "Neden ağlıyorsun ufaklık." diyerek küçük kızın önünde diz çöktüm. Karşımdaki kız elleriyle kızarmış gözlerini sildikten sonra başını kaldırarak bana baktı. "Annem beni istemiyor." dediğinde içime cuk diye bir şey oturdu. Üzgün bakışlarım ona bakarak dans ederken kendime acıdım. Bende küçükken böyle miydim? "Üzülme ufaklık, annen seni neden istemiyor bence sen dünyadaki en tatlı şeysin." dedikten sonra suratıma gülüşümü yerleştirerek sıkıca sarıldım ona. "Ama o beni bıraktı." dediğinde gözlerim benden habersiz sıkı bir şekilde birbirine kenetlendi. Belki de kaderlerimiz aynıdır ufaklık, derken yüzüne bakabilmeyi o kadar çok isterdim ki... "Adın ne bakalım tatlı şey." diyerek sarılma faslına son vererek ellerimle ellerini tuttum. "Selin," diyerek tuttuğum elleriyle ellerimi daha çok sıktı. Gözlerimin parladığını hissediyordum. O kadar tatlıydı ki onu şuan öpmek istiyordum. "Senin ismin ne abla?" Gülümsedikten sonra kapının eşiğinde bizi izleyen Kerem'e kaydı gözlerim. Ağzını oynatarak bir şey söylediğinde pek bir şey okuyamasam da işte benim kardeşim dediğini işittim. "Esin." diyerek yanıtladım karşımda oturan küçük kızın sorusunu. Kız bana gülümsedikten sonra ayağa kalkarak bacaklarıma sarıldı. Eğilerek kucağıma aldığımda kahkaha atarak yanağıma öpücük kondurdu. Onu mutlu edebildiğim için kendimi tebrik ettikten sonra bende yanağına bir öpücük kondurdum. "Şimdi gitmem lazım abla," diyerek yanağıma bir öpücük daha kondurduktan sonra kucağımdan indi. "Sonra görüşürüz,beni ziyarete gel olur mu?" Başını olumlu anlamda salladıktan sonra cevap verdim. "Gelirim." Gülümsedikten sonra arkasını dönerek yürümeye başladı. Bir dakika o hastanedemi kalıyordu. Arkamı dönerek bir şey söyleyecekken küçük kızın orada olmadığını görünce şaşırdım. Hangi ara gittin be ufaklık. "Gidelim hadi ufaklık," diyen ses arkamdan geldiğinde yerimden sıçradım. Bakışlarım ona dönerken oda bana baktı. "Şuan seni yiyebilecek kadar açım." "Ha-ha!" diyerek yalandan bir şekilde kahkaha attım.Çarpık bakışları suratına yerleşirken gözlerimi devirdim.Benim abim buysa kesinlikle sevgilisi olduğunda kıskanırdım. "Düş önüme." diyerek eliyle kapıyı gösterdi. Gülümseyerek kapıya doğru yürüyerek önüne geldiğimde otomatik kapının üzerinde bulunan klima bana doğru eserken derin bir nefes verdim. Arkamdan itilmem birlikte afallayınca Kerem olduğunu hatırladığım için rahatladım. Hastanenin karşısında bulunan kafe gözüme çarpınca karnımdan gelen seslerle arkamdan gelen kahkahaya verdim kulaklarımı. "Görünüşe göre tek acıkan ben değilmişim." Gözlerimi devirdikten sonra karşıya geçekeren kafenin kapısını açtım. Gözüme ilk çarpan televizyonun altındaki masa oldu. Bakışlarım masaya kayarken karşı taraftan gelen grubun o tarafa doğru yürüdüğünü görünce koşarak oraya gittikten sonra elimi masaya koyduğumda benden başka bir el daha konulunca kaşlarımı çatarak karşımdaki çocuğa baktım. "İlk ben kaptım." diyerek çatılan kaşlarımı daha çok çatarken çocuğun elini masadan ittim. Çocuk afallayan bakışlarla bana bakarken yanına gelen çocuk alaycıl bakışlarını bana yolladı. "Beş erkeğe karşı teksin güzelim, bence hiç uğraşmadan defol git başka masa bul." dediğinde kahkahamı bastırmaya çalışırken başaradım. Neşeden yoksun kahkaham cafede yankılanırken bakışlar bana döndü. "Bence bir daha say?" dediğimde çocuk cafede gözlerini gezdirdikten sonra bana bakarak gözlerini kıstı. "Hala teksin güzelim." deyince bakışlarım arkamda durduğunu sandığım Kerem'e döndüğünde arkamda olmadığını görünce yutkundum.Kerem'e güvenip başıma bela almıştım. Bakışlarım korkuyla dolarken karşımda arsızca sırıtan beş çocuğa döndü. "Tamam siz oturabilirsiniz." diyerek arkamı dönerek yürümeye başladığım sırada kolumdan çekildim. "Güzelim," sesle birlikte kolumdan çekilerek sert bir gövdeye yapıştırıldım.Siyah gözleriyle beni delip geçen bakışlar o kadar yoğundu ki bir an boş bulduğum bir yere sinmek isterdim. Şu durumda Kerem'in beni gelip kurtarması gerekmiyor muydu? Şu karşımda bulunan ergenlere yem olmak istemiyordum. "Sen az önce bir şey demiştin değil mi?" diyerek yüzüne gözle görülür bir sırıtış yerleştirdi. "Deneyelim istersen kaç erkeğiz?" Gözlerim yuvalarından çıkacak bir şekilde büyürken yanında bulunan erkek konuştu. Sert ve bir o kadarda olgun gözüken yapısı dışarıdan belli oluyordu. "Bırak Semih,belli ki seni tanımıyor," diyerek adının Semih olduğunu öğrendiğim çocuk daha çok sırıttı. "Bu seferlik bırak gitsin." Korkudan başımı onaylar anlamda salladığımda arkasından gelen erkek kahkalarını duyunca boğazımda oluşan yumruyu zor yuttum. Neredesin Kerem? diyerek geçirdim içimden. Şuan burada olmasını o kadar çok isterdim ki. Korkudan bile çenem titriyordu sırf karşımdaki bir avuç ergene belli etmemek için çenemi sıkıyordum. "Onca laf etti cezasını çekecek!" diyerek kükreyince cafedeki herkesin ilgi odağı biz olurken durduğum yere düşmemek için zorlandım. "N-ne cezası?" dediğimde gruptan gelen kahkahalarla yerin yedi kat dibine girmiş gibi hissetim. Ben ailemden bile bu kadar ezici davranışlar görmemişken Semih bunu bana hissettirmekten daha çok uyguluyordu. Şuan kafamı sokmam için bir kova falan yokmuydu? "Bırak işte Semih," diyerek bana bakmayı sürdürdü yanındaki çocuk. O kadar ezik hissediyordum ki kendimi ağzımı açacak yüz bulamıyordum. Karşımda o kadar güçlü duruyorlardı ki bir an kaçmak istedim.  "Ona bir daha dokunursan o ellerini kökünden sökeceğim!" diyerek kükreyen sesin nefesini ensemde hissedince arkama döndüm. "Ne o Kerem, fahişelerini mi koruyorsun şimdi de?" diyerek alaycıl bakışlarını bana dikti. "O benim fahişem değil! Düzgün konuş siktirtme bana çene kaslarını!" diyerek sinirle tısladı Kerem. "O benim kardeşim." Üzerimize yönlenen bakışlar Kerem'in dediğiyle daha çok açılırken karşımızda duran grubun yutkunuş sesleri kulaklarımı doldurdu. Alaycıl bakışlarla onlara bakarken ne bakıyorsun salak diyen iç sesimi susturarak Kerem'e döndüm. "Gidelim,"dediğimde Kerem sinirle Semih'e bakıyordu. "Çok açım." Başını onaylar anlamda salladıktan sonra elleriyle bileğimi kavrayarak beni başka masaya doğru sürükledi. Ani ruh değişime şaşkınlık içerisinde bakarken arkamda duran sandalyeyi çekip omuzlarıma baskı yaparak zorla oturttu. Tepkisiz bir şekilde karşımdaki sandalyeyi çekerek yayıldı. "O çocukla bir daha konuşma!" diyerek dişlerinin arasından sinirle tısladı. Onaylar bakışlarım dediğine tepki verirken tekrar konuştum. "Zaten bir daha karşılaşmayacağız."Burnunu eliyle kırıştırdıktan sonra bize doğru gelen garsona döndü. "Ben bir tane kuzu şiş yanına kola," diyerek bana döndü. "Sen ne alırsın?'' "Bende yarım porsiyon köfte içecek olarak diyet kola ve yanına salata alabilir miyim?" diyerek kadına döndüm. Kadın elindeki kapıda bir şeyler yazdıktan sonra bize sevecen bir şekilde gülümseyerek arkasına dönerek uzaklaştı. "Diyet kola?" diyerek sorgularcasına kaşlarını havaya kaldırdı. "Evet." dediğimde gözlerini devirdi. "İncecik gibisin yakında hasta olacaksın yememezlikten bir de diyet kola içiyorsun," dediğinde onu başımla onayladım. "Hey Allah'ım ya." Dudaklarımdan firar eden kısık gülüşümü duyan Kerem'in de yüzüne bir gülüş yerleşti.Onun şahane gülüşünü izlemek bana keyif veriyordu. Uzun bir sürenin ardından yemeklerimiz gelince ikimizden de çıt çıkmıyordu. Yemeğin tadı ağzımda yayılırken diyet kolamdan bir yudum aldım. Tabağa yavaşça konulan çatalın metalik sesi kulaklarımı doldurunca bakışlarım karşımda duran Kerem'e kaydı. "Doydum,"diyerek karnını ovuşturdu. "Hadi gidip testlerin sonuçlarını alalım." Daha fazla yiyemeyeceğimi kendime kanıtladıktan masadan beraber kalktık. İkimiz aynı anda kasaya giderken Kerem hesabı ödüyordu. Aslında bana ödettirmemişti, erkek gururu diyerek geçirdim içimden. Kerem bakışlarıyla cafenin kapısını gösterdikte sonra o tarafa yürümeye başladı. Hastane kapısından içeri girdiğimizde yerinden çıkarmışcasına atan kalbim adrenalin isteğimi dahada alevlendiriyordu. Fazlasıyla heyecanlıydım. Sonuçlar istediğin gibi çıkmayacak diyen iç sesimi susturduktan sonra kapıyı tıklattım. "Şey...merhaba biz sonuçları almak için geldik." dediğimde gözlüklü kadın başını onaylar anlama salladıktan sonra masasının önünde duran iki koltuğa gösterdi. Keremle birlikte koltuğa karşılıklı yerleştikten sonra gözlüklü kadın elindeki zarfla beraber yanımıza geldi. Kalbim atmayı bırakmış, atmayı bırakın nefes almak bir zor geliyordu artık bana şu saniyelerde. Bakışlarım doktorun bana uzattığı zarfa kayarken titrek ellerime kağıdı aldım. "Bakacak durumda değilim," diyerek fısıldadığımda Kerem'in kısık gülüşü kulaklarımı doldurdu. Korkuyordum, tekrardan hayal kırıklığına uğramayı. "Zarfı aç ufaklık," diyerek bana baktı. "Aç ki, gerçekleri öğren." Titrek ellerime zarfı yavaşça açtıktan sonra katlı olan beyaz kağıdı içinden çıkararak zarfı masanın üzerine koydum. Bakışlarım elimde duran kağıt parçasına kayarken bakışlarımı Kerem'e çevirdim. "Aç artık şunu!" diyerek sinirle tısladı. Titrek ellerimle kağıdı açarak okumaya başladım. Gözlerim aşağıda bulunan sonuçlara kayarken gözümden bir damla yaş belirli bir yol takip ederek zarfın üzerine düştü. *Yapılan testin sonuçlarına göre Esin Tanyel, Kerem Güngör'ün özbeöz kardeşidir. "B-bu doğru mu?" diyerek Kerem'e döndüm. Onaylar anlamda başını sallayarak bana ve birde elimdeki zarfta gezdirdi bakışlarını. "Evet, ufaklık doğru, seninle öz kardeşiz," diyerek ellerini birbirine kenetledi. "Şimdi inandın mı bana?" İnanmak. Ona inanmak, içten bir şekilde hiçbir engel olmadan ona güvenmek. İnsanlara artık güvenmiyordum. Fakat testte çıkan sonuçlar her şeyi kanıtlıyordu. O benim öz abimdi. "Pekala," diyerek ayağa kalktığında bakışlarımla onu inceledim. "Kalacağımız eve gitmeye ne dersin?" Başımı onaylar anlamda salladıktan ayağa kalkarak onu takip ettim. Kapıyı açarak hastane odasından adımı attı ve çıkış kapısından dışarı çıktı. Adımlarım benden habersiz onu takip ederken o siyah mercedes'in kapısını açarak içeri bindi. Sürücü koltuğunun yanına bulunan kapıyı açarak içeri bindim ve emniyet kemerini taktım. Arabanın anahtarını kontağa takarak arabayı çalıştırdı. "Hala inanamıyorum," diyerek mırıldandım. "Kardeş olduğumuza." "Sonuçlarını gördün Esin, sana asla yalan konuşmam." Omuzlarımı silkerek başımı cama yasladım. "Nedense hiç inanasım gelmiyor,"diyerek mırıldandım kendi kendime onun duyamayacağı bir şekilde. Arabayı kullanmaya devam ederken karşıdan bize doğru koşan köpeği görünce ani frenle öne doğru fırladım. "Sikeyim!" diyerek kükredi abim. "Pezevenk, ne diye yola atlıyorsun!" Kahkaha atarak ona baktım. "Köpeğe bile küfür ediyorsun." "Kaza yapacaktık Esin o pezevenk yüzünden!"diyerek elindeki direksiyonu daha sıkı bir şekilde kavradı. "Tamam artık,sinirlenme." diyerek kahkahamı zorla bastırdım. Başını tamam dercesine salladıktan sonra arabayı sürmeyi devam etti. ~ Araba beyaz bir villanın önünde durunca hayran dolu bakışlarımı karşımda duran beyaz villaya çevirdim. "Burada mı yaşayacağız artık?" diyerek abime döndüm. "Evet." diyerek onayladı beni. Aslında lüks bir evde yaşamak bana göre değildi. Ah! Ben evlatlık alınan ailemi aramayı unutmuştum. Cebimden telefonu çıkartarak annemi aradığında hemen açmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD