4.BÖLÜM

791 Words
"Esin ! Kızım." diyen sesi kulaklarımı doldurduğunda yutkundum, benim için gerçekten endişelenmiş olmalıydılar. "Efendim anne?" diyerek cevap verdim. "Kızım neredesin sen o kadar çok merak ettik ki." "Anne her şeyi açıklayacağım ama sonra." "Pekala, ama aradığımda aç telefonlarımı." "Tamam." diyerek kapattım telefonu. Abime dönerek gülümsedim. "Kimi aradın?" diyerek kaşlarını çattı. Gözlerimi devirerek cevap verdim. "Annemi," dediğimde kaşları havaya kalktı. "Evlatlık alındığım, bana sahip çıkan annem." diyerek düzelttim. Kaşlarını indirerek gözleriyle pekala dercesine baktıktan sonra villanın kapısına giderek kapıyı açtı. Onu izlerken o kapıyı açarak çoktan içeri girmişti. Ben içeri girdim. İçeri girer girmez ağzım beş karış açılmıştı. Salon o kadar büyüktü ki bizim evin bütün odalarını birleştirsen yine bu kadar etmezdi. "Gel sana evi gezdireyim." diyerek elini belime sardıktan sonra merdivenlerden çıkmaya başladık. Merdivenlerden yukarı çıkınca karşımda yuvarlak bir alan şeklinde beş tane duran odaya baktım. "Yuh!" diyerek ağızımdan kaçan kelimeyle birlikte abim bana döndü. "Çarpacağım şimdi bir tane o nasıl kelime." diyerek yapmacık bir şekilde kaşlarını çattı. "Ya tamam." diyerek şımarık bir çocuk edasıyla gülümsedim. Odaların kapısını açarak içeri girince bende onu takip ettim. "Burası," diyerek eliyle siyahlarla kaplı olan odayı gösterdi. "Benim, odam." Odasının her yeri siyahlarla döşenmişti. Fayansları bile koyu renkti ve yatağının ucunda duran kum torbası odaya tehlike görünümü kazandırıyordu. Hani kapıda asılı olan Dikkat! Girmek Tehlikelidir yazısı falan? Odadan çıkarak yandaki odaya girdi. Bu oda daha çok krem rengi tonlarıydı ve sade bir dekorasyona sahipti. "Burası," diyerek odayı işaret etti. "Misafir odası," Başımı olumlu anlamda salladıktan sonra diğer odaya girdi. Bu oda daha çok kırmızı ve siyahın hakim olduğu renklerdeydi. "Burası," diyerek çarpıkça gülümsedi. "Bilirsin işte, özel oda." Yüzümü buruşturarak ona baktığımda odadan çıkarak diğer odayı açtı. Odayı açar açmaz gözüme çarpan mavinin hakim olduğu renk tonlarıyla el çırpmamak için zor durdum. Burası benim odam olmalıydı. "Burası senin odan." diyerek kapının önümde durdu. "Ben aşağıdayım." anlayışla başımı salladım. Kitaplığa doğru yöneldim. Kitap okumayı çok seviyordum. Kitabın taze kokusunu içime çekmek o kadar zevkliydi ki. Anlatamazdım. Ellerim kitapların üzerinde gezinirken gözüme bir kitap çarptı. *Psikopat Mafya* (Şule Terzi) "Daha fazlasını isteyenler için." Ellerimi oradan çekerek yatağa yönlendirdim. O kadar çok uykum vardı ki. Yatağa yatar yatmaz zaten uyku beni karanlık girdabına çekmişti. Saat kalktığımda neredeyse akşam dokuzdu. Bu kadar çok uyumak bana göre değildi fakat son yaşananlar dolayısyla uyuyamamıştım.Sadece birazcık uyku. "Uyandın mı güzellik?" diyen abime çevirdim bakışlarımı kapının eşiğine yaslanmış bana bakıyordu. "Evet." diyerek esnedim. "O zaman üzerini giy dışarı çıkıyoruz." "Nereye?" "Gidince görürsün." diyerek odadan çıktı. Gözlerimi ovuşturarak lavaboya doğru ilerledim ve yüzümü yıkadım. Kendi odamda kendime ait bir lavabonun olması çok iyiydi. Gözlerimi yıkadıktan sonra giysi dolabına ilerledim. Kapağı açtığımda gözlerime inanamadım. Her şey vardı! Dolaptan siyah bir pantolon ve siyah bir kazak aldıktan sonra ayağıma siyah çivili botlarımı giyerek saçlarımı düzleştirdim. Siyah benim rengimdi, insanlara renkli tarafıma gösterdiğimde kendimi aciz hissedeceğimi biliyordum. Odanın kapısını açarak aşağı indiğimde kapıda beni bekleyen abime dönerek konuştum. "Ben hazırım." Başını olumlu anlamda sallayarak dış kapıyı açtı. Kapını önünde duran siyah mercedes görüş alanıma girince adımlarım orayı takip etti. Arabanın kapısını açarak içeri bindim ve emniyet kemerini taktım. Araba zengin mahallesinin bulunduğu sokaktan çıkarak ana caddeye girdi. Camı açarak içerinin serinlemesini sağladım. Yüzüme çarpan keskin soğuklukla tüğlerim diken diken olmuş, onun yanı sırada yanaklarım uyuşmuştu. "Geldik." diyen abimin sesi kulaklarımı doldurunca bakışlarım arabanın camından dışarıyı buldu. 'YAMAÇ BAR' Anlamaz bakışlarımı abime çevirdiğimde çenesinin ucuyla hadi in dercesine bir bakış attı. İyi de ben reşit değildim ki nasıl girecektim?Abimin yanından yürümeye başladığımda barın giriş kapısına geldik. Adamlar selam verdikten sonra abimin yanından içeriye girdim. Ama içimden de bunlar be biçim güvenlik diyerek geçirmeden de edemedim. Abim karşıda duran grubun oturduğu locaya giderek oturduğunda bende onu takip ederek oturdum. Kızlar ve erkekler bana anlamayan bakışlar atıyordu. "Bu kim? Kerem." diyerek çakma sarışın iğneleyici bakışlarını bana yolladı. "Kardeşim, Esin." diyerek yanıtladı kızı. "Demek aradığın kardeşini buldun?" diyerek lafa girdi kızıl saçlı bir kız. Gözlerimi devirmekle yetindim. "Evet." Abimin yanında otururken etrafı inceliyordum. Aslında masadakiler umurumda bile değildi ve ben zaten yeterince sıkılmıştım. "Ben terasa çıkıyorum." diyerek fısıldadım kulağına." "Dikkat et." başımı onaylayarak salladım. Basamakları teker teker çıkarak terasa vardığımda gökyüzünde parlayan yıldızlar dikkatimi çekti. Kenarda bulunan camdan yapılmış korkuluklardan aşağı bacakları sarkıttım. Gökyüzündeki yıldızlar o kadar güzel gözüküyordu ki saatlerce izleyebilirdim. Arkamdan gelen adım sesleri duymamla irkildim. Elimi cebime atarak telefonu sıktım en ufak bir rahatsızlıkla abimi arayacak ve terasa gelmesini söyleyecektim. Yanıma oturduğunda burnuma yayılan erkeksi ve harmanlanmış koku burnumu doldurdu. Bakışlarım yan tarafıma kayarken mavi gözleri dikkatimi çekti daha çok gri ve mavinin tonlarıydı. Bu oydu. Sarışın yellozun yanında oturan çocuk. "Burada ne işin var ufaklık." Bakışlarımı ona sabitleyerek cevap vermemeyi hedefledim. Tekrar o kadifemsi fakat bir o kadarda sert olan sesini duydum. Sana bir soru sordum değil mi?" Yine cevap vermedim ve yine sessizliği bozan o oldu. "Korkuyorsun değil mi?" Anlamayarak ona baktım. Neyden bahsediyordu? "Neyden korkacağım?" diyerek biçimli kaşlarımı havaya kaldırdım. "İnsanlara içindeki sıcak tarafı gösterdikten sonra tekrar kandırılmaktan, tekrar tekrar ayağa kalkmana rağmen savunmasız bir yaprak gibi uçmaktan korkuyorsun değil mi? Üzülmek, kırılmak istemiyorsun," diyerek diğer tarafa döndü. "Dünya çok acımasız bir yer biliyor musun peki?"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD