5.BÖLÜM

1124 Words
"Hayır," diyerek direttim. "Ölmek istemiyorum." Derin bir şekilde nefes verdi ve cebindeki sigarasından bir tane alarak yaktı. "O yüzden mi yenilmez profili çizmeye çalışıyorsun?" "Ne saçmalıyorsun," diyerek tamamen ona döndürdüm vücudumu. "Korkak olduğumu mu?" Biçimli kaşları havaya kalktıktan sonra dudağımın bir kenarı yana doğru kıvrıldı. "Korkaksın," diyerek sigarasından bir nefes daha çekti. "İnsanların duygularından korkuyorsun ufaklık." Gözlerimi devirerek aramızdaki iletişime son vermek için ayağa kalktım. Şuan aşağı abimin yanına inecek ve sıkıldığımı söyleyecektim. Burada olmamalıydım, daha reşit bile olmayan birisinin burada ne işi olurdu ki. Ah birde kapıya koruma niyetine iki tane megaloman koymasınlar mı? Adımlarımı terasın çıkış kapısına yönlendirirken arkama son kez baktım. Hala orada oturuyordu, hem de sigarasını içiyordu. Adımlarım kapının eşiğine geldiğinde arkamdaki sert ses kulaklarımı doldurdu. "Gitme.'' Biçimli kaşlarım tekrar havaya kalkarken neden beni etkilediğini düşündüm. Evet, şuanda onun yanına gitmek istiyordum. Onda, beni kendine çeken bir şeyler vardı sanırım gizemli bir şeyler. "P-pekala." diyerek derin bir nefes alarak tekrar oturduğum yere döndürdüm adımlarımı. Tehlikenin kokusunu buradan bile alabiliyordum. Aslında onda pek tehlike tipi yoktu fakat o benden daha soğuktu insanlara karşı. O, benim gibiydi. İnsanlara sıcak tarafını gösterdikten sonra pişman olmaktan korkuyordu. O da benim gibi insanların duygularından korkuyordu. Bacaklarımı aşağı sarkıtarak ondan mümkün olduğunca uzak durmaya çalıştım. Bakışları bana çevrilirken dudağının bir kenarı yukarı doğru kıvrıldı. Anlamadığım bir sebepten dolayı ona sarılmak istiyor olabilirdim. "Yıldızlar," diyerek derin bir nefes alarak gökyüzüne çevirdi bakışlarını. "Çok güzeller değil mi?" Sorduğu anlık soruyla şaşırarak bende bakışlarımı gökyüzüne çevirdim. Evet, yıldızlar çok güzeldi. O kadar çok güzeldi ki bir an keşke özel güçlerim olsa diyerek geçirdim içimden. "Evet." diyerek yanıtladım. Yıldızlar çok güzeldi bütün siyahlığın arasında parlayan beyaz bir renk. Düşünsenize ne kadar ayrıcalık olurdu. Milyon tane yıldızların bir araya gelerek siyahı yenmesi. "Ölmek istemendeki sebep ney küçük?" diyen sese odaklandım.O bana az önce kendisini alakadar etmeyen bir sorumu sormuştu? Omuzlarımı silkerek cevap vermemeyi tercih ettim büyük ihtimalle söylediğim zaman dalga geçecekti. "Seni ilgilendirmez." diyerek ona yandan bir bakış atarak tekrar önüme döndüm.Omuzlarını silkerek bana döndü ve eliyle çenemi sıktı. "Bana bak küçük," diyerek diğer eliylede iki elimi birden tuttu. "Bir soru sorduğum zaman cevap ver,emin ol kötü tarafımı görmek istemezsin!" Eliyle çenemi sıkarak bana doğru yaklaşmaya başladığında çenemi ellerinin arasından kurtardıktan sonra ellerimide kurtarıp onu ittim. "Ne yapıyorsun sen!" diyerek bağırınca beni duvara doğru itti. "Bana bak küçük,seni öldürmek benim için büyük bir zevk olur,hemde benim alabileceğim bir tür zevk." diyerek çarpık gülüşünü bana yolladı. Ellerim korkunun verdiği hisle titrerken gözlerimden aşağı doğru akmayı bekleyen yaşları zor bela tutarak ona baktım.Beni korkutuyordu,beni aşağılıyordu ve en önemlisi tecavüzle korkutuyordu. "Biliyor musun," diyerek fısıldadım titreyen sesimle. "Senin gibilerden nefret ediyorum!" Çarpık gülüşü dudaklarını esir alırken ağlamamak için yanaklarımı dişledim. "Umurumda olduğunu mu sanıyorsun küçük," diyerek kolumdan tuttuğu gibi sert göğsüne yapıştırdı. "Seni istiyor oluşum,seni seviyor olduğum anlamına gelmez." diyerek devam etti. Gözyaşlarım sessiz bir şekilde yanaklarımdan süzülürken iğrenirmişcesine ona baktım. "Seni piç!" dediğimde çenesi kasıldı. "Erkek orospusu!" "Siktirme bana o ağzını!" diyerek tek eliyle belimi kavradıktan sonra sırtımı sert göğsüne yasladı.Ellerimi arkamdan tutarak saçımı aşağı doğru çekince gözlerimden yaşlar boşalırken çığlık attım. "Bırak!" diyerek çırpındım çaresizce.Güçlü kolları arasından çıkmak o kadar zordu ki çrıpındıkça daha çok sıkıyordu.İşte bu yüzden güvenmiyordum insanlara,onlardan nefret etmem için bile yeterince sebebim vardı. Mesela birisi bana yalan konuştuğu zaman bir şey demezdim fakat ben en bir şeyin ayrıntısını anlattığımda yalancı damgasını yiyen kızdım. "Ne oldu güzelim?" diyerek saçlarımı çekerek nefesini boynuma üfledi.Sıcak nefesi boynumda yayılırken bir an bayılacakmış gibi hissettim. "Lütfen," diyerek mırıldandım kırık çıkan sesimle. "Bırak!" Gülüşünü,kıkırdamasından duyarken içimden ona lanetler yağdırdım.Karşı çıkacak gücü kendimde bulamıyordum fakat bir o kadar da içim kurtulma isteğiyle dolup taşıyordu. "Sen!" diyerek tısladığında bayılmamak için zor duruyordum.Eli göbek deliğimden yukarı doğru çıkarken ellerimi yumruk haline getirdim. "Benimsin." diyerek devam etti. İnsanları hep yanlış tanımıştım.Ben onların dışa yansıttıklarıyla ilgilenirken onlar bana içten içe savaş açmış gibiydiler. Ben çaresizdim. İnsanlar ilk arkadaşlarını ilkokulda edinirler gülerler,oynarlar eğlenirler.İlk okul dörde geldiklerinde kimisi okul değiştirir kimisi başka sınıfa gider ve bağlar yeniden kopar.Arkadaş seçimlerim her zaman yanlış olmuştu.Ben dıştanda olsa ne kadar soğuksam,bana karşı soğuk davrananlar hep dikkatimi çekmişti yada işte ne bileyim, kulağıda pearcing olan yada kaşında hızma olan erkekler. Emre öyleydi mesela,kulağında pearcing vardı. Okulun gözde çocuğu olduğu inde ayrı bir havası vardı.Ama ben...ben arkadaş seçimlerimi her zaman yanlış yapmıştım.Kiminle arkadaş olmak istediysem hepsi beni arkamda vurmuş veya yaralamıştı. Melisa,en yakın arkadaşım sandığım kişi,beni sevgilimle aldatacak kadar aciz bir kızdı.Onunla paylaştığım o kadar çok sırrım vardı ki hepsine beraber çözüm bulmaya çalışmıştık fakat en son darbeyi yapmıştı bu sefer.Bu sefer fazla ileri gitmişti. "Lütfen." diyerek mırıldandım.Kendi acizliğime bile laf atamayacak durumdaydın.Bileklerimi o kadar çok sıkmıştı ki bir an damarlarıma kan gitmedi sandım. "Bırak beni," dediğimde attığı kahkaha kulaklarımı doldurdu.Tiksinircesine suratımı buruşturdum.Kerem neredeydi? İnsan kardeşini merak edipte yukarı çıkmazmı.Yine bir oyun içerisindeydim değil mi? "Yürü güzelim." diyerek arkamdan ittirdiğine mecbur olduğumdan dolayı adım attım.Arkamdaki varlığı beni rahatsız ederken terlediğimi hissettim. Terasın merdiveninden aşağı inerken ne yaptığını sorguladım kendime.Beni aşağı indiriyordu Kerem'in varlığı beni rahatlatırken korktuğumu hissettim.Ters giden bir şeyler vardı! "Yürü" diyerek ittirdi beni.Bakışlarım merdivenin başında dururken arsızca sırıtan gruba takıldı.Ve en önemlisi abimde sırıtıyordu. "Ne oluyor burada!" diyerek kükredim ve hızlı adımlarla arkamdaki çocuktan kurtularak abimin önünde duruyor. "Ne oluyor abi?" derken bakışlarım yaşlarla solmuş kalbim bilinmezliğin altında bir pet şişe gibi ezilip büzülmüştü. "Abi mi?" diyerek öyle bir kahkaha attı ki ona inandığımdan dolayı kendime acıdım. "Yalancı!" diyerek elim benden habersiz kalktı ve yüzüne tokatı indirdi.Bu kadar basitti işte,ben bu hayatta kandırılmayı benimsemiştim artık.Benim bedenim artık kandırılmaktan yorulmuş ve soğuk havada üşüyen bir kedinin çöp konteynırının kenarına çekilmesi gibi kendi halinde ısınmaya çalışıyordu. Kerem'e güvenmiştim,onun abim olduğuna inanarak kendimi güvmde hissetmiştim.O,onca şeyi anlatmama rağmen beni hiç umursamadan yüz üstü bırakarak beni kandırmıştı. Artık insanlara olan güvenim yavaş yavaş yok olurken kendimi karşımda duran ve abim olmadığını iddia eden adama döndüm. "Senden nefret ediyorum!" derken gözyaşlarım gözlerimden firar ederken ellerime düştü. "Senden öylesine nefret ediyorum ki,dünya yok olduğunda karşına çıkacak ve seni maffedeceğim!" "Bekliyor olacağım,güzelim." diyerek göz kırptı. "Ayrıca sana tavsiyem bu kadar saf ve kırılgan olma." *Hastane Günü. Kerem'den... Onu,ilk gördüğüm zaman içimde bir şeylerin olmasını engelleyemedim.O kadar masum duruyordu ki duru bir güzelliği vardı.Ama ona karşı bir duygu hissetmemem gerektiğini biliyordum. Çünkü o Giray'ın sıradaki avıydı.Giray kendisine ait olmasını isteyen bir kız için maddeler halinde şıklar oluşturmuştu. Tercihi kumral kızlard ı,fakat Esin'e acımamak elimde değildi bu denli duru güzelliği olan bir kız bir gecelik zevk uğruna harcanacaktı fakat Giray'a karşı gelmem londrada bulunan kralın karısını öldürmem gibi bir şeydi. Esin'i cafenin içerisine sokar sokmaz arkamı kontrol ettikten sonra adımlarımı hastaneye yönelttim.Hastaneden adımımı içeri atarak az önce bana sırnaşan kadının yanında buldum kendim. "Bana bak," diyerek karşımda sırıtan kadını kendime çektim. "Test sonuçlarını tam tersine göre ayarlayacaksın,kardeşmişiz gibi,eğer yaparsan sana istediğini veririm." dediğimde dudağını yalayarak elini enseme attı. Onunla hastane odasında sevişecek değildim elbette. "Senin için yaparım elbette." diyerek cevap vererek dudaklarıma yapıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD