SAHRA
Belimden kavrayıp nereye gittiğimi bilmeden iki adımla sırtım duvarla bütünleşti. Afallamış kalbim ağzımda atarken dudaklarıma kapanan sıcaklık ellerim bedenlerin arasında sıkışıp kaldı. Kendimden uzaklaştırmak için direndim ağırlığını bastırdıkça bastırdı. Bulunduğumuz yöne doğru birkaç koşar adım sesleri yaklaştıkça burnuma dolan keskin tanıdık koku yok artık hayır bu adam Aras olamaz. Gitmemiş miydi? Ne olur Allah ‘ım dudaklarımı mühürleyen adam Aras olmadığının işaretini ver. O yada değil ne fark edecek? Korkudan keçileri kaçırdın. Ayak sesleri uzaklaşırken dudağımdaki baskı azaldı
“ ne o küçük kız yine yolunu mu kaybettin? “
Kesik nefesinin ardında beni tanıdığını belli eden sözleri
“ ne? “
Umarım Lora olduğumu anlamaz
“ boş ver araban burada şimdi uzaklaş “
Başımı iki yana salladım
“ buralar sana göre olmadığını daha önce uyardım “
“ gidemem “
“ tehlikenin içinde oluğunu anlayamadın mı? Ne demek gidemem? “
“ göremiyorum “
“ ne saçmalıyorsun? “
“ hiçbir şeyi göremiyorum kör oldum anladın mı? “
“ benimle oyun oynama “
Tısladı
“ oyun oynadığım falan… “
Gerisini getiremeden
“ işte orada “
Kaçtığı adamlardan biri sakladığımızı yeri ifşa etti
“ kahretsin “
Kolumdan tuttu
“ ne yapıyorsun? “
“ çok konuşma koş hadi “
“ ne? “
Kolumdan çekiştirirken
“ burada yalnız bırakıp gidemem kapana kısılmak istemiyorsan direnmeyi bırak koş “
Silahlar konuşuyor mermiler vızır, vızır onlara karşılık verdiğine eminim. Ayaklarım onun yönlendirmesiyle tabana kuvvet koşuyorum önümü göremediğimden her seferinde tökezledim. Ayağım sekteye uğrarken bedenimi alabileceği darbelerden korudu ondan kurtulayım derken. Cehenneminde bana da yer açmış ait olduğun yer burası dermişçesine ateşine davetiye çıkarıyor. Kolumdan çekiştirdi tahminim sığınacak bir yer bulduğu yönde koşmaktan nefesim kesilmiş sesli nefes alış verişime dudaklarıma kapanan eli.
“ şştt… “
Gözlerimi sıkıca kapattım içimden bütün duaları okudum peşimizdeki silahlı adamları atlatmayı başardı. Ayak seslerinin bizden uzağa gittikleri anlaşılıyor ağzıma kapanan elini çekti. Yanımdaki boşluğa bedenini yaslamış tuttuğu nefesini bıraktı çık çıkaramadım.
“ sanırım izimizi kaybettiler onlar geri dönmenden buradan gitmemiz gerek “
Başımı hafifçe salladım elimi tuttu oturduğum yerden kaldırırken dengemi kaybettim. Belimden kavradı düşmeme engel olurken göğsüne temas eden ellime bulaşan şey?
“ ne bu? “
Parmaklarım göğsünden bulaşan şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştım.
“ sen.. ya- yaralandın mı? “
Elimi kavradı
“ boş ver şimdi seni bir an önce buradan uzaklaştırmam gerek “
Sesinden nasıl anlayamadım? elimi sıkıca kavradı hızlı adımlarla yürüdük.
“ evin adresini umarım biliyorsundur? “
“ ben kendim giderim “
kendine çekti
“ benden sana zarar gelmez gecenin bir vakti tek başına gönderecek değilim. Üstelik neden sokaklarda görmediğin halde dolaştığını anlamıyorum “
Kolumu bıraktı elimi tutuşu sahiplenici gibiydi
“ yürü hadi “
Yönlendirmesiyle yoluma ışık tuttu bir süre yürüdük
“ şurada taksi var itiraz etmeye kalkma sağ salim evine kadar bırakacağım “
İtiraz etmeme bile fırsat tanımıyor aldığı yere bıraksa yolumu bulurum. Beni kolayca salacağını sanmadığımdan ardı kesilmeyen telefonumun titreşimine cevap veremiyorum……
Dediğini yaptı taksiciye kaçış yolunu kullandığım evin yakınındaki adresi verdim. Sessiz geçen yolculukta onun kesik nefesinde acısını hissettim neden peşimden geldi? beni bırakıp hastaneye gitmesi gerek yarası ne kadar derin bilemiyorum.
“ verdiğiniz adres burayı gösteriyor “
Adam navigasyona bakıp geldiğimizi bildirirken kulağıma eğilmiş.
“ doğru adres verdiğine emin misin? “
Fısıldadı başımla onayladım taksiciye ödeme yaptı arabadan indi sonra kapımı açıp elimden tuttu. Arabadan indim araba uzaklaşırken
“ nereye geldiğimiz hakkında fikrin var mı? otobanın tam ortasındayız “
“ yolun kenarında ağaçlık alan bulunuyor “
“ çok güzel açık adres tarif ediyorsun “
“ ağaçlık alanın ardında sıralanmış üç katlı müstakil evlerden oluşuyor “
“ doğrudan adres vermek yerine neden otobana geldik? Anlamış değilim “
“ sen neden doğrudan hastaneye gitmek yerine peşime takıldın? “
Kolumu kavradı
“ yürü çok konuşma “
Yürümeye başladık
“ evin yolunu nasıl bulacağım? “
“ yolun sonunda istinat duvarını aşacağım… “
Duraksadı
“ geceleri evden mi kaçıyorsun? “
“ seni ilgilendirmez “
Kolumu kendine çekip nefesi dudaklarımı okşadı
“ neden bu yollara başvuruyorsun bilmiyorum ama bu halde başını büyük belaya sokacağın kesin “
“ sen karşıma çıkana kadar belaya bulaşacağım aklımın ucundan geçmezdi “
“ ya sabır “
Diyerek kolumdaki elini gevşetti neyse ki şok şükür Lora olduğumu şimdiye dek anlamadı. Kat ettiğimiz yol sonunda vardığımızı duraksamasından anladım
“ ee.. şimdi bu duvarı nasıl aşmayı düşünüyorsun? “
“ sağdan beşinci evin hizasında çalıların arasında derme çatmadan merdiven… “
Derin nefes aldı
“ yürü hadi “
Tarifim üzerine yürümeye başladık
“ sanırım burası “
Kolumu bırakmış merdiveni aramaya koyuldu çok yüksek değil yukarıdan atlamak kolaydı. Yukarı tırmanmak zordu eskiden kalmış sığınakta duran iş görür basamağı kaçış güzergahıma yerleştirmiştim.
“ gel “
Elimi sıkıca kavradı basamaklardan ilk kendi çıkarken ardından benim çıkmamam için yardım etti. Basamağın sonuna geldiğimizde etrafı kontrol ettiğini farkındayım tanımadığı kör biri için fazla iyilik meleği.
“ hangisi senin evin olduğunu anlayacağım? Hepsi birbirine benziyor “
“ giriş kattaki pencerenin önünde pembe lotus çiçeği var “
“ tamam gördüm doğru adresteyim “
Bacaklarımı aşağı sarkmış şekilde oturdum
“ şimdi seni aşağı sarkıtacağım “
Onayladım duvarın üstünden bedenimi yavaşça aşağı sarkıtırken acı çekişi yarası onu zorladığına eminim yine de direniyor.
“ az mesafe kaldı ellerini bıraktığım anda düşmen imkansız ayakların yere basmış olacak hazır mısın? “
“ hazırım “
Dediğimde ellerimi bıraktı peşimden duvardan atladı
“ aah… “
Yanı başıma bıraktığı bedenine tutundum
“ iyi değilsin neden bu inadın? “
“ iyim ben “
Dişlerinin arasından zor bela konuşabildi
“ boşuna inkar etme ter içinde kalmışsın yanıyorsun ateşin var farkında değil misin? “
“ boş ver beni içeri nasıl gireceksin? “
“ bahsettiğim o pencereden “
Elimi tuttu adımlarımı yönlendirdi pencerenin önüne geldiğimizde durdu pencere açık bıraktığımdan içeri girmem kolay olacaktı.
“ hadi evine kaçak kız “
Ellerimi omuzlarına koydu tutunmamı sağlarken ayaklarımı yerden kesti. Pencereden içeri sızacağım anda tükenen bedeni izin vermedi dengesini kaybetti kollarından kayıp ayaklarım yere bastı.
“ sen hiç iyi değilsin buradan sağ çıkamayacak bir var ise sensin “
“ ne o benim için endişeleniyor musun? “
“ hayır tabi ki geberip giderken başıma kalacaksın diye ödüm kopuyor “
Sesinde ufak tebessümünü işittim
“ o zaman doğru yerdeyim beni sen kurtaracaksın “
“ ne? “
“ geberip başına kalmamı istemiyorsan dediğimi yapacaksın “
“ saçmalama ben ne yapabilirim? “
“ kurşunu sen çıkartacaksın “
Tam ağzımı açacakken dudağıma parmağını bastırdı
“ şşştt… “
Bu adamın şşştt.. demekten başka bir özelliği yok
“ beni bir süre evinde saklayacaksın “
“ yapamam “
“ başka çaren yok küçük kız nerede ise gün doğmak üzere benimle burada laf atışmasın girdiğin sürece yakayı ele vereceksin “
“ kahretsin “
Gün doğarken Levent basılacak ona durumu izah etmek zorunda kalacak yada mecbur Aras 'ı gizlice odama alacaktım bana başka seçenek sunmuyor…..