Satranç Oyunu

439 Words

Ağustos ayında Sarp'la aramızdaki oyun, satranç tahtasındaki bir oyundan çok daha acımasız bir hal aldı. Artık taşlar insandı; babam, annem, Rıfat Amca, Deniz, hatta Defne. Sarp onları birer birer oynatıyor, birer birer feda ediyor, birer birer alıyordu. Ve ben, her hamlede biraz daha köşeye sıkışıyordum. Babamın evi satıldı. Annemle babam, İzmir'deki küçük bir akraba evine taşındı. Rıfat Amca yoğun bakımdan çıktı ama felç kaldı; bir daha yürüyemeyecek. Deniz'den hâlâ haber yoktu. Annesinin akıbeti belirsizdi. Ve ben, bütün bunlar olurken, elim kolum bağlı izliyordum. Sarp her gün beni arıyordu. Sesinde o sinir bozucu sakinlik, o her şeyi bilen tını. "Bugün nasılsınız?" diye soruyordu, sanki eski bir dostmuş gibi. "Babanızın yeni evini beğendiniz mi? Küçükmüş, duydum. Ama idare edersiniz

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD