- Diyarbakır'ın kanlı topraklarında hükmün geçmesi için, gücün efendisi olmak için cesaret ve sertlik aranan bu topraklarda ;
Zamanında yönetim şekliyle kafa tutmuş Botan Miroğlu ve başkaldırısı ve asilliğiyle bilinen Aze Miroğlu yeni bir hüküm şekli getirmişti. Kan davalarına, ölümlere ve gencecik çocukların evlendirilmesine baş kaldırmış yıllardır süre gelen insanların canı, ismi, ailesi hiç düşünülmeden ölmesiyle süre gelen düzeni bozmuşlardı. Diyarbakır'ın en önde gelen aşiretlerinden biri olmanın varlığı da bunu kullanmaları için bir ön ayak olmuştu. Fakat bu şekliyle yaptıkları bazı aşiretlerin işlerine gelmemiş, yaptıkları kirli işlerin sonunu getirmişti. Onlar bu mücadeleleri verirken git gide düşman aşiretlerde edinmişlerdi...
Bunlardan biri kendileri gibi Diyarbakırda nam salmış tanınan Pirdüz aşiretiydi. Her türlü pisliğin kol gezdiği bu aşirettin tüm sevkiyatları, insan kaçaklığı ve daha bir çok işinin sonu olmuştu Miroğlu aşireti. Bu durumla beraber Pirdüz Ağa zamanla perçinlenen kini ve düşmanlığıyla Miroğlullarının sonunu getirmek istemişti.
- Aze Miroğlu Botan Ağayla olan sevdalarıyla tüm Diyarbakırın gıpta ettiği insanlardı. Toplumu bilinçlendirmek için verdiği bir seminer esnasında Pirdüz Ağa, Botan Ağayı can evinden vurmak için o günü seçmişti. Adamlarıyla planı yapmış Aze konuşmasını yapacağı ara kendisini öldürecekti. Bu sırada Aze Miroğlunun yanında Botan Ağa'nın ağalığı devrettiği oğlu Bedirhan Ağa vardı.
İşler Pirdüz Ağa'nın istediği gibi gitmemişti. Bedirhan Ağa canı pahasına annesini korumuştu bu esnada Aze vurulmuş ama tedaviler sonucu yaşamını sürdürmüştü. Bu aşiretin sonunu getirmek için can atan Bedirhan Ağa bu olaydan sonra ne pahasına olursa olsun Pirdüzün canını almaya ant içmişti. Bedirhan Ağa her ne kadar anne babasının büyüttüğü ve onların verdiği eğitimle temiz büyümüş bir insan olsa da onlardan bir yönüyle ayrılmaktaydı. Yeri geldiğinde pislik olan insanlarla onların anladığı dilde işlerini çözmekteydi. Pirdüz Ağayla da anladığı dilden halledecekti meseleyi ailesinin buna karşı çıkacağını bildiğinden aşiretteki adamlarını habersiz alıp Pirdüz konağını basmaya gitmişti bu akşam konağı al aşağı etmeye yemin etmişti.
~`~`~`~`~|
- Sağ kolu Korhanla beraber konağı gözetlemekteydi Bedirhan Ağa aşiretteki adamları da pusudaydı. Bu gecede konakta beklenmedik bir kalabalık hüküm sürmekteydi.
" Korhan içerideki adamımıza sor, bu kalabalığın toplanma sebebi nedir? "
- Tamamdır Bedirhan Ağam.
Korhan bilgileri aldığı esnada Bedirhan Ağada konağı gözetlemekle meşguldü. O esnada elindeki kahve tepsisiyle içeri giren kadını gördüğü esnada aklı başından gitmişti...
Bu oydu üç gün önce aşiretlerin mevlüt okuttuğu esnada gördüğü o kadın kim olduğunu soruşturduğu.....
O sırada Korhana döndü.
" Kimdir bu kadın Korhan?"
- Ağam Pirdüz Ağa'nın büyük kızı Suade pek konuşmaz suskun biridir. Konaktan da çıkmasına izin verilmez. Az önce aldığım bilgiye göre bu kalabalık bu yüzden toplanmış Suadeyi kuzeni Sekman Ağaya vereceklermiş.
Bedirhan Ağa duyduğu şeyle beraber sinir hücreleri gün yüzüne çıkmıştı. Aradığı kadın düşmanının kızı çıkmıştı! yetmemiş bir de bugün evlendiriliyordu. Bu kaderin ona oynadığı bir oyun muydu?
O an aklına gelen düşünceyle yüzünde sinsi bir gülüş peyda oldu. Korhan adamları topla bugün Pirdüz itini öldürmeyeceğiz onu öldürmekten beter edeceğim.
" Ama ağam buraya onun için geldik, babanızdan saklı tutmak için çok uğraştınız sonradan elimize bu fırsat geçmeyebilir."
- Sözümü ikiletme Korhan! adamları topla gelen dönüyoruz, dediğim gibi bu gece onu öldürmekten beter edeceğim. Gidince detayları konuşuruz senle.
_ Adamları toplayıp toplantılar için kullandıkları binaya geçmişlerdi.
Korhan çok geçmeden adamları dışarıya göndermiş, Bedirhan Ağa’yla birlikte odaya geçmişti. Odada loş sarı bir ışık vardı; Bedirhan’ın yüzüne yansıyan bu ışık, gözlerindeki öfkeyi daha da belirgin kılıyordu. Bedirhan Ağa yaptığı plandan bahsetmişti. Suadeyi kaçırıp bu gece imam nikahını kıyacaktı.
Korhan konuşmaya cesaret ederek sözü aldı.
“ Ağam… bu kız üzerinden bir oyun kuracaksınız ama… Pirdüz Ağa’nın öz evladı bu. Onu kaçırmak savaş sebebidir.”
Bedirhan başını kaldırdı, keskin bir bakışla Korhan’ın gözlerinin içine baktı.
“Zaten savaş çıkarmak istiyorum Korhan. Ama önce adamın canını içten içe yakacağım. Canını almadan önce aklını alacağım.”
“Peki plan nedir ağam?”
Bedirhan bir sandalyeye oturdu, iki elini dizlerine koyup öne doğru eğildi.
“Konaktaki kalabalık evlilik hazırlığı için toplanmış değil mi? Bu gece Suade’nin odasına kolayca girilemeyecek. Ama herkes hazırlıkla meşgulken koridorlarda açık kapılar olur, koşturmaca olur… o karmaşayı lehimize çevireceğiz.”
Korhan başını salladı.
“Suade’nin odası üst kattadır ağam. Oraya girdiğinizde bağırabilir.”
Bedirhan’ın dudak kenarı belli belirsiz kıvrıldı.
“Bağıramaz. Ben varken bağırtmam.”
O an odadaki havayı bir kararlılık ve karanlık karışımı bir enerji kapladı. Bedirhan ayağa kalktı, kuşağını düzeltti.
“Gece yarısı giriyoruz. Sen ve iki adam kapıda nöbet tutacaksınız. Ben içeri gireceğim.”
Korhan tereddüt etti ama bir şey söylemedi. Bedirhan’ın vereceği hiçbir karar tartışmaya açık değildi.
" Tamam ağam, baş üstüne."
- Bedirhan Ağa ve güvendiği bir kaç adamı konağa yakın konuçlandılar baya bir kalabalık vardı konakta, kız istenmiş ve Suade Sekman Ağaya verilmişti. Bedirhan Ağa büyük bir titizlikle yerini öğrendiği gizli geçitten konağa girmiş ve Suadenin odasının önündeydi. Verdiği karara babasının vereceği tepkiyi biliyordu. Ama o Babası değildi kirli iş çevirenlerle onların bildiği gibi oynanılması gerektiğini de biliyordu.
Suade uzun sarı saçları omuzlarına dökülmüş hâlde yatağın kenarında oturuyordu. Elindeki tespihin taneleri titriyordu; belli ki bu evliliği istemiyordu, içinde bir sıkıntı, bir fırtına vardı.
Tam o anda kapı gıcırdadı.
Suade başını hızla kaldırdı.
Ve göz göze geldiler.
Bedirhan bir anda tüm gölgelerin içinden çıkmış gibi karşısında belirince Suade’nin göz bebekleri büyüdü. Yeşil gözleri korkuyla harelenmişti. Nefesi kesildi. Çığlık atmadan önce derin bir nefes aldı—
Ama Bedirhan ondan hızlıydı.
Bir hamlede aradaki mesafeyi kapattı.
Elini Suade’nin ağzına kapadı.
Diğer koluyla belinden kavrayıp kendine çekti.
Suade irkildi, titredi ama çığlık sesi boğazında hapsoldu.
Bedirhan kulağına doğru eğildi, sesini kısarak konuştu.
“Bağırma. Yoksa hem kendini hem beni ateşe atarsın.”
Suade’nin kalbi deli gibi atıyordu. Elleri çözüp kendini kurtarmaya çalıştı ama Bedirhan’ın kolu kaya gibi sertti.
“Dokunma bana…” diye mırıldandı, ama sesi neredeyse duyulmazdı.
Bedirhan yüzünü ona biraz daha yaklaştırdı.
“Bu geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak Suade. Seni götürüyorum. Bundan sonra sürekli göreceğin bu yüze alışsan kendin için iyi edesin! "
Suade gözleri dolu dolu, hem korku hem anlam veremediği bir öfkeyle ona baktı. Debelenip tanımadığı bu adamın elinden kurtulmak için var gücüyle çabalıyordu. Ama nafile kurtulmak için yaptığı her harekette adamla teması daha da artıyordu.
Bedirhan elini hâlâ ağzında tutuyordu, nefesi Suade’nin yanağına değiyordu.
“Babanın yaptıklarının bedelini ödemeye başlayacağı gece bu gece.”