Yatakta yatarken gözlerim bir an olsun kapanacak gibi oluyordu ama uyumak içimden gelmiyordu. Bebeğim, beşiğinde derin bir uykudaydı. Her nefes alışı bana tarifsiz bir huzur veriyordu. Küçücük bedeni, o narin nefes sesleri… Onu izlerken dünya durmuş gibiydi. Vücudum hâlâ doğumun izlerini taşıyordu. Hafif ağrılar bedenimde dolaşıyor, her kıpırdandığımda yorgunluğumu daha da hissettiriyordum. Odaya giren hemşire, sessiz adımlarla yanıma geldi. Serumuma iğne yaptı. “Ağrım zaman zaman şiddetleniyor.” "Biraz daha rahat edeceksiniz, ağrınız azalacak," dedi alçak bir sesle. Başımı hafifçe salladım. Ayağa kalkamayacak gibiydim. Ağrılarımın geçeceğini biliyordum ama yine de sanki hiç iyileşmeyecek gibi hissediyordum. Alpaslan odanın diğer köşesindeki sandalyede oturuyordu. Sessizce bana bakıyord

