bc

✅ Afacan ve Güzel Bakıcı "Ücretsiz"

book_age12+
1.6K
FOLLOW
13.5K
READ
opposites attract
sweet
mystery
small town
assistant
like
intro-logo
Blurb

Minji annesinin ölümünden sonra üvey babasının yanından ayrılarak büyük annesinin yanına dönüş yapmıştır. Yıllar sonra eskiden tanıdığı ve anlaşamadığı Jong Hyun'un yeğenine bakıcılık yapmaya başlar. Normalde çocuk doktoru olmasına rağmen bu durumu saklamayı tercih eder. Genç adam için yeğeni Daeso'dan daha önemli kimse olamazdı. Şimdi ise hayatında ki en önemli kişiyi ona göre aklı beş karış yukarıda olan Minji'ye emanet edecekti.

Geçmişten gelen sırlar, açıklanamayan duygular. Minji çocuk sevmemesine rağmen Daeso ile anlaşabilecek mi? Peki Jong genç kıza olan duygularıyla baş edebilecek mi? Gelin hep birlikte öğrenelim.

chap-preview
Free preview
1. Bölüm
Öncelikle bu hikayem yaklaşık on dört yıllık oldu. Bu yüzden okurken lütfen amatör olduğumu bilerek okuyun. Hikayenin konusundan sonuna kadar emin olsam da sizlerin de seveceğinizi düşünüyorum. Yeni hikayemi yayınlayana kadar nostalji yapmak istedim. :)  Keyifli okumalar.  Beyaz koridorlarda bir sağa bir sola ilerliyordu. Oldukça endişeli olan MinJi içerinden gelecek güzel bir haber bekliyordu. Hayatı birkaç saat içinde nasıl olur da bu kadar altüst olabilirdi. Oysaki yıllardır emek verdiği işini sadece birkaç dakika içinde kaybetmiş olmak ona büyük bir boşluk hissi yaşatırken asıl boşluğu içeride yatan ve acil çıkışını beklediği annesi oluşturuyordu. Yıllarca tek dayanağı olan güzel annesi ölümle pençeleşirken toplantıyı umursayacak durumda değildi. Zaten de umursamamıştı. Kaza haberini aldığında Seul caddelerinde bütün trafik ihlallerin gerçekleştirerek büyük hastaneye varmıştı. Ameliyata alınana annesini son anda baygın bir şekilde görünce perişan olmuştu. İçeriye giren doktorlardan biri durumu kısaca açıklayınca umudunu yitirmişti. Nasıl yitirmesin. O da sağlık sektöründeydi ve son olarak özel bir hastanenin bölüm başkanlık toplantısını gerçekleştirmek üzereydi. Beş yıllık deli gibi çalışmanın karşılığı olarak bölüm başkanı seçileceği bir toplantıyı aldığı bu kötü haber ile terk etmişti. Kulaklarında hala başhekimin sözleri yankılanıyordu. "MinJi şimdi gidersen bir daha bu hastaneye gelme!" işte bu sözler onun boşluğa düşmesini sağlasa da asıl boşluk annesinin yokluğu olacaktı. Hastaneye geldiğinde ise aldığı haber onu perişan etmişti. Hayatta kimsesi kalmayacaktı. Üvey babası koşarak hastaneye girdiğinde bakışlarını onun sert profiline dikerek "sana ona arabayı vermeni söylemiştim. Annem senin yüzünden bu halde" diye bağırırken hastane güvenliği onu sakinleştirmeye çalışıyordu. 48 yaşında ki adam ona aldırış etmemeye çalışıyordu. Zaten MinJi ile yıldızı hiç barışmamıştı. Sanki babasının yerini almaya çalışıyormuş gibi sürekli kendisine karşı mesafeli davranan üvey kızına kızamamıştı bile. Ama MinJi asla onun düşündüğü gibi düşünmüyordu. Annesini terk eden babasının yerini asla kimse alamazdı. Çünkü o adamdan tüm kalbi ile nefret etmeye başlamıştı. 26 yaşında ki genç kız oldukça zeki olduğu için ilk girişte tıpı kazanmış ve çocukları sevmemesine rağmen çocuk doktoru olmuştu. Annesi sürekli onunla dalga geçerdi. 'Kızım çok garipsin... Sen çocuklara tahammül edemediğini söylemiyor muydun? Neden bu bölüm" dediğinde genç kız gülerek "Evet, işte bu yüzden bu bölümü seçtim. Onlara ceza vermek çok eğlenceli olacak" dediğinde annesi tiz bir kahkaha atmıştı. Aslında MinJi'nin fark etmediği tek şey düşündüğü kadar çocuklardan çok nefret etmemesiydi. Bunu daha sonra anlayacaktı. Küçükken kendi çocukluğunu babası yüzünden yaşayamazdı. O kadar düşkün olduğu babası onları terk edince annesi be büyük annesi ile bir başına kalmışlardı. Sonrasında ise annesi üvey babası ile evlenerek Seul'e yerleşmişlerdi. O zamandan beri Seul'ü de sevmez olmuştu. Sadece annesi için buraya katlanmıyordu. Arada büyük annesine mektup yazmayı da ihmal etmeyen MinJi onunla asla irtibatı koparmamıştı. Hatta liseyi büyük annesinin yanında Andog da okumuştu. O zamanlar erginliğe yeni girmeye başlayan genç kızın yüzü yara ve sivilcelerden gözükmezken asla kendisi ile küs bir hayat yaşamamıştı. Aksine zeki bakışları ve cin gibi düşünce gücü ile onunla uğraşmak isteyen herkese kafa tutabilecek bir zekaya sahipti. Bazen ondan bir üst sınıftaki kişiler bile bir bakışı ile ona yol açardı. Çünkü Minji'nin ne yapacağı asla belli olmuyordu. Her an her şeyi yapabilecek kadar gözü karaydı. Asla geri adım atmaz ve kendisine zorbalık yapmak isteyen herkese aynı şekilde karşılık verirdi. Yüzünde dikkat çekici tek şey cam gibi parlayan kahve gözleriydi. Şimdi ise yıllar sonra hiç ara vermeyerek çocuk doktoru olmuş ve başarılı bir doktora dönüşmüştü. Annesi ameliyata gireli beş saat olmuştu. MinJi'nin dayanacak gücü kalmamıştı. Fotoselli kapıya bakarken içeriye girmemek için kendisini zor tutuyordu. Girse ne olurdu ki? Nasılsa kendisi de doktordu. Ama her hastanenin bir kuralı vardı ve onları çiğnediğinde cezası da ağır olacaktı. Birkaç dakika sonra kapının açılması ile genç kız hemen ayaklanmış ve doktora yaklaşmıştı. Doktorun bakışlarını gören genç kız gerçeği anlayarak o bir şey söylemeden düşüp bayılmıştı. Annesi gitmişti ve artık hayatta kimsesi kalmamıştı. Üvey babası ise olduğu yerde kalmıştı. Kımıldayamıyordu. Gözlerinin önünde yara kapaklanan üvey kızına dahi bakamıyordu. MinJi kabul etmese de Soyung ikisini de seviyordu. Onun çocuğu olmadığı için özellikle çocuklu bir kadın ile evlenmek istemiş ve o sırada MinJi'nin annesi ile tanışmıştı. Belki ilk görüşte aşk değildi ama aradan geçen 20 yıllık hayatları boyunca karısına büyük bir sevgi beslemişti. Şimdi ise elinden bir hayat kaymıştı. Hem karısını hem de kızını kaybediyordu. Kan bağı onun için o kadar önemli değildi. Ama MinJi asla bilemezdi ki arasında ki gizli gücün her zaman üvey babasının olduğunu. Küçükken odasına gider gizlice onu seyrederdi. Kendi öz kızı olması için dua ederken asla kendisini sevmeyeceğini bile bile annesi aracılığı ile ona yardım ettiğini asla bilmeyecekti. Genç kız ayılırken karşısın da gördüğü adama bakışlarını dikmişti. İçinden ona tüm nefretini kusmak geliyordu ama bir türlü yapamıyordu. Asla inkar edemeyeceği bir gerçek vardı ki o da bu yabancı adamın öz babasından çok yakınlığını gördüğüydü. Asla nankör bir evlat olmamıştı. Başını çevirerek ondan akıttığı yaşını saklamaya çalışmıştı. Annesi... Güzel annesi de onu bırakıp gitmişti. Sonra bir öksürük sesi ile gelen "Ne yapmayı planlıyorsun?" sorusuna ne cevap vereceğini bilemişti. Sonra bakışlarını yeniden adama yöneterek "Ben... Büyük anneme giderim! Sizi rahatsız etmek gibi bir düşüncem yok" dediğinde adamın içi yanmıştı. Sanki kalbi parçalanıyordu. Öz çocuğu olsa bu kadar üzülmezdi. Ama Soyung aslında annesini sormuştu. "Ben annen için sormuştum. Onu ne yapacaksın?" dediğinde genç kız hıçkırıklarına daha fazla engel olamamıştı. Sarsılarak ağlarken dayanamayan Soyung ona yaklaşmış ve ona bir baba şefkati ile sarılmıştı. İlk kez onun bu yakınlığına bir şey söylemeyen genç kız ona sarılarak ağlamasının şiddetini daha da arttırmıştı. "Ben bilmiyorum... Sen karar ver" dediğinde Soyung sıkıca ona sarılarak "Teşekkür ederim!" demişti.  Genç kız o zaman neden ona teşekkür ettiğini anlayamamıştı. Ama bu sözleri ile onu da ailesine kattığını sonradan fark edecekti. MinJi bir türlü ağlamasını durduramazken Soyung'un kollarında mecalsiz kalan bedeni yeniden uykuya dalmıştı. Aslında ölümlere alışmıştı ama bu kez çok farklıydı. Birkaç saat sonra tekrar gözünü açtığında odada bir başınaydı. İlk kez o zaman yalnız olduğunu hissetmişti. Sadece beş dakika... Evet beş dakika içinde yalnızlığı iliklerine kadar hissetmişti. Nefes alamadığını hissetmişti. Boğuluyordu ve elleri boğazında tıkanan şeyi çıkarabilmek için sürekli olarak boynunda geziyordu. Nefes almalıydı. Buradan biran önce çıkmalıydı. Yataktan kalkarak odanın kapısına yaklaştığında kapının açılması ile irkilmişti. İçeriye giren genç bir doktor onun yataktan kalktığını görünce duraksamış, sonra ilgili bir şekilde "Siz iyi misiniz?" diye sormuştu. Genç kız onu duymuyordu bile. Tek istediği boğazına tıkanan bu şeyden kurtulmaktı. Odadan ona cevap vermeden çıkan MinJi, doktorun şaşkınlık bir şekilde arkasından baktığının bile farkında değildi. Beyaz ve soğuk koridorlardan ilerlerken dışarıya çıkmaya çalışıyordu. Ama bilinçsiz bir şekilde ayaklarının onu daha soğuk bir yere, annesinin koyuldu morga götürdüğünü görünce dayanamayarak ağlamaya başlamıştı. Yere çömelen genç kız omzuna dokunan el ile bir çift yaşlı göze bakmıştı. O sırada Soyung da morga gelmiş ve karısının naaşını almak için doktorların son düzenlemelerini beklemişti. Genç kız onu görünce ayağa kalkarak "Benim büyük annemi aramam gerek" dediğinde Soyung başı ile onaylamış ve kendi telefonunu ona uzatmıştı. Genç kız haberi aldığında hiçbir şeyini yanına almadan hastaneden koşarak buraya gelmişti. Morga giren MinJi, annesinin cansız bedenine bakarken ilk kez metanetini korumayı başarmıştı. Soyung ise yirmi yıllık karısının cansız bedeni ile adeta yaşlanmış gibi yere çökmüştü. Bir süre sonra hızla oradan ayrılan genç kız büyük annesine haber verdiğinde yaşlı kadın şok olmuştu. Telefonda ağlamaya başlayan kadın Minji'ye yanına taşınması için öneride bulunmuştu. MinJi bir süre onu dinledikten sonra ne yapmak istediğine karar verecekti. Kendisine soğuk gelen bu yerden ayrılmamak için hiçbir nedeni yoktu. Bir işinin bile olmadığına emindi. Kulaklarında yankılanan 'Bir daha gelme' sözleri de ona bu gerçeği tokat gibi hatırlatıyordu. Ama şuanda bu önemli değildi. Önemli olan bundan sonrasıydı. Birkaç saat sonra yanlarında cenaze ile ayrılan ikili oldukça üzgündü. İlk kez birbirlerine bu kadar yakın olan Soyung ve MinJi hiç konuşmuyordu. Ama bakışlarında ki üzgün ifade birbirlerini anlamaya yetiyordu. Törenin yapılacağı yere geldiklerinde fazla aile üyesi olmadıkları için kalabalık bir ortam yoktu. MinJi, üvey babası, Andong'tan son anda gelen büyük annesi ve birkaç kişi daha. Ama MinJi hiç birini görecek durumda değildi. Tek çocuktu ve görevleri vardı. Hastaneden gelen birkaç arkadaşı ona taziyelerini iletirken genç kız oldukça sinirlenmişti. Bir de yönetimden haber gelmişti ve MinJi bu haber ile oldukça şaşkındı. Hastanedeki tek çocuk cerrahı olan genç kıza telefon ile hastaneye gelmesini ve ameliyat yapmasını söylemişlerdi. bu duruma öfkelenen genç kız tüm asiliğini piyasaya çıkararak içinden gelen tüm nefreti kusmuştu. Son olarak "Hastalarınızı başka bir hastaneye sevk edin. Çünkü artık bir cerrahınız yok. Ayrıca bana işe dönmem için şart koşmanızı asla unutmayacağım. Siz kovmasanız bile ben İstifa Ediyorum!" demiş ve telefonu yüzlerine kapatmıştı. Soyung şaşkın bir şekilde üvey kızına bakarken ondan nasıl olur da annesinin cenazesinde işe gelesini istediklerini anlayamamıştı. Bu hastane için bir soruşturma açmanın zamanı gelmişti. Soyung emekliliğine az kalmış bir savcıydı. Biriminde dürüstlüğü ile tanınıyordu ve çevresi yaptığı iş nedeni ile oldukça tanınmış kişiler ile doluydu. Tören sonrası büyük annesi onu hiç yalnız bırakmamıştı. Üvey babasının da biriminden birkaç arkadaşı gelmiş ve onların yanında olmuştu. En son annesinin gülen yüzünü hatırlayan genç kız yeniden ağlamaya başlamıştı. "Ağlama bebeğim, benim güzel torunum" diyen yaşlı kadın ona sıkıca sarılmıştı. "Ben ne yapacağım Agata" diyen genç kız arada büyük annesine adı ile seslenirdi. Yaşlı kadın ona sıkıca sarılırken Soyung ile göz göze gelmişti. Orta yaşlı adam kızın perişan haline üzülüyordu. Ama onu yanında tutamayacağının da farkındaydı. Tek temennisi kızın kendisinden uzaklaşmamasıydı. Arada da olsa kendisi ile görüşmesiydi. Yaşlı kadın ile bir süre göz göze bakıştıktan sonra Soyung oradan uzaklaşmıştı. Agata onun için üzülüyordu. Biliyordu ki torununa gözü gibi bakmıştı. Ona asla oğlunun yokluğunu aratmak istememişti. Ama torunu babasından o kadar nefret ediyordu ki üvey babasına asla yakınlık gösterememişti. Bir süre sonra evlerine geçen Soyung, MinJi, büyük annesini de kendi evine götürmüştü. Yaşlı kadın bu eve ilk kez geliyordu. Ev oldukça sade döşenmiş şık bir dizayna sahipti. Tam da eski gelininin zevkine göre döşenmişti. MinJi evin içine bir göz gezdirirken her taraf ona annesini hatırlatıyordu. Bu evde kalamazdı. Babası ile kalmak istese bile bu evde asla kalamazdı. "Benimle gel!" Agata Minji'nin bakışlarından ne düşündüğünü anlamıştı. Onu yalnız bırakamazdı. Genç kız ona bakışlarını çevirirken son anda Soyung ile göz göze gelmişti. Yutkunan genç kız kabul etmeliydi ki bu adama çok şey borçluydu. Adam hiçbir şey söylememişti. MinJi ise iki taş arasında kalmış gibi hissediyordu. "Büyük anne bunu sonra konuşsak?" diye soran genç kız bir günde çöken adamın bakışlarından kaçırmıştı gözlerini. Soyung arkasını dönerek merdivenlere yönelmişti. Üç basamaktan oluşan merdiven bir üst kat kadar yorucu gibi gelirken odasına ağır adımlar ile ilerleyen Soyung oldukça yorgundu. Beden yorgunluğunun yanında ruhu da çökmüş gibiydi. Ama son bir şey yapmak istiyordu. Akşam yemeğinde Soyung'u uyandırmak için odasına giden genç kız içeriye girmeye çekiniyordu. Kapıyı hafif tıklattığında içeriden ses gelmeyince Minji korkarak kapıyı açmıştı. Odaya girdiğinde etraf karanlıktı. Odanın kalın perdeleri sıkı sıkıya örtülüydü. Nefesi kesilen genç kız ışığı açmak için acele ederken tüm bedeni titremeye başlamıştı. Karanlık odada ne yapacağını bilememişti. Sadece içine yerleşen korkunun yersiz olmasını tüm kalbi ile diliyordu. Bir kaybı daha kaldıramazdı. Zayıf bedeni bu kadarını kesinlikle kaldıramazdı. Son anda elinin titremesine engel olarak duvardaki prizi bulan genç kız odanın aydınlanmasını sağladığında yere çökerek ağlamaya başlamıştı. "Baba!" *************************  Bu hikayem yaklaşık 14-15 yıllık hikayedir. Hikayemi de diğerleri kadar seversiniz umarım... Başlarda hüzünlü olabilir ama sonradan eğlenceli olacak..:d

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

ELİF (Tamamlandı)

read
21.1K
bc

KIRIK YAZGI

read
12.7K
bc

SUSKUN

read
6.1K
bc

ÇAKTIRMADAN AŞK (Tamamlandı)

read
11.1K
bc

YASMİN - GERÇEK AİLEM

read
5.9K
bc

İMKANSIZIM

read
3.2K
bc

Leyal -Unutulan Eş (Türkçe)

read
18.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook