2. Bölüm

2142 Words
Merhaba arkadaşlar. Hikayeyi düzenleyerek paylaşmayı düşünüyordum ancak fırsat bulamıyorum düzenlemeye. Elimde hali hazırda üç hikaye var ve bu yüzden aynı şekilde yayınlamaya karar verdim hikayeyi. Umarım fazla hatası olmaz. *** "Baba!" Karanlık odanın aydınlanması ile yatağında kıpırdamadan uzanan adama gözleri takıla genç kız ağlamaya başlamıştı. O kadar zor zaman geçiriyordu ki yatağa yaklaşmaya cesaret edemeyerek olduğu yerde çömelerek ağlamaya başlamıştı. Fark etmeden ağzından çıkan 'Baba!'" kelimesi ile ağlaması daha da şiddetlenmişti. Hıçkırıklarına artık engel olamıyordu. Soyung ise yorgun olan bedenini dinlendirirken duyduğu şeyin yanlış olduğunu düşünerek gözlerini açmamıştı. Yirmi yıl.... Koskoca yirmi yıldan sonra MinJi'nin kendisine baba demesinin olanağı yoktu. Bu duyguyu asla tadamayacak gibiydi. Ama sonra sırtı dönük olduğu kapıya doğru yönelmesine neden olan şey Minji'nin hıçkırarak ağlama sesi olmuştu. Yüzünü elleri ile kapamış ağlayan genç kız sürekli "lütfen... Baba!" diye ona sesleniyordu. Yanına gitmeye korkuyordu. Onu da kaybetmekten korkuyordu. Ama yatakta hareket eden Soyung'un ona "MinJi!" diye seslenmesi ile genç kız hızla ellerini çekerek ona bakmıştı. Şaşkın olana adam onun kendisine şaşkın ve bir o kadar korku dolu gözleri ile bakmasına üzülmüştü. Ama hala onun baba dediğine inanamamıştı. Hala yanlış duyduğunu düşünüyordu. "Sen neden ağlıyorsun kızım?" diyen adam, daha sözlerini bitiremeden genç kızın kollarını boynuna dolanmış bulmuştu. Genç kız hızla yerinden kalkmış ve ona sarılmıştı. "Teşekkür ederim. Senin de... Seninde beni bıraktığını sandım!" derken aslında babasının onu terk etmesinden bahsetmişti. Ama Soyung annesinin ölümünden bahsettiğini düşünmüştü. Genç kız ona sıkıca sarılarak "Baba!" demişti. Adam o an kalbinin duracağını hissetmişti. İçinde tarif edilemez bir mutluluk oluşurken genç kızın saçlarını okşayarak sevgi dolu bir ses ile "Teşekkür ederim kızım" demişti. Kapıdan onlara bakan yaşlı kadının içi acımıştı. Onlara gözükmeden tekrar yemek masasına giden Agata baba kızın gelmesini beklemişti. Sadece birkaç dakika sonra ikilinin gelmesi ile bakışlarını onlara çevirmişti. Masaya oturan MinJi bakışlarını büyük annesine yöneltince yaşlı kadın dayanamayarak "Benimle Andong'a gel" dedi. Onun bu isteğine yönelik MinJi babasına bakmıştı. Soyung ona gülümseyerek "Büyükannen ile gitmelisin MinJi" dediğinde genç kız üzülerek "Sen ne yapacaksın?" diye sormuştu. Sonrasında ise "Burada tek kalacaksın!" diye devam etti. Adam acı bir gülümseme ile ona bakmış ve "Benim emekli olmama birkaç ay kaldı. Emekli olduktan sonra beni buraya bağlayan hiçbir şey kalmayacak" dediğinde genç kızın gözleri parlamıştı. Ama sonra aklına gelen düşünce ile o parlaklık hemen sönmüştü. Onun değişen ifadesine karşın adam çekinerek "Eğer sende istersen Andong'a gelip birlikte yaşayabiliriz" dediğinde genç kız heyecan ile "Bunu gerçekten yapar mısın?" diye sormuştu. Agata torunun küçük yaramaz çocuk gibi hareket etmesi karşısında içinden 'Bu kız hiç değişmeyecek. Asla büyümeyecek' diye geçirmişti. MinJi yirmi altı yaşında olmasına rağmen bazen küçük çocuklardan bile daha yaramaz bir genç kız olabiliyordu. Asla boyun eğmeyen ve aklına koyduğunu yapan, yaramaz bir çocuk... "Eğer istersen seve seve size katılabilirim. Hem biliyorsun benim fazla kimsem yok. Sadece iki tane yenim var onlar da Andong'ta yaşıyor" dediğinde MinJi çocuk gibi yüzünü asmıştı. "Demek onlar için geleceksin?" diye sormuştu. Soyung onun bu tavrı ile şaşırsa da büyük annesi gülmeye başlamıştı. "Sen hala bu tavrın ile insanları kandırmaya devam mı ediyorsun?" dediğinde Soyung onun sözleri ile bakışlarını Agata'ya çevirmişti. "anlamadım?" diye soran adam yaşlı kadının genç kıza bir bakış atması ile "Onu kandıramayacaksın MinJi" diye söylenmişti. Adam konuşulanlara fazla kafa yormadan MinJi'ye bakmıştı. "Sen benimle yaşamak ister misin MinJi?" diye sorunca Minji heyecanlanarak "Elbette, seninle yaşamayı çok isterim..." dediğinde bakışları Agata'ya takılmıştı. Yıllardır büyük annesinden ayrı yaşamıştı. Ama şimdi ondan ayrı kalmak istemiyordu. "Baba!" dediğinde Soyung biran kalbinin heyecandan durduğunu düşünmüştü. Yıllardır özlemini duyduğu bu kelimenin Minji'nin ağzından çıkmasına karşın sevinçten gülümsemişti. Onun gülümsemesi ile genç kız ayağa kalkarak Soyung2un yanına gitmiş ve elini tutarak büyük annesine bakmıştı. Yüzünü sonra tekrar babasının yüzüne çevirerek "Büyük annem de bizimle yaşasın, lütfen" diyerek ona masum bir bakış atmıştı. Soyung onun bu masum yüzüne bakarak gülümsemiş ve "Elbette ama bunu bana değil büyük annene sormalısın" dedi. Adam bakışlarını yaşlı kadına çevirince Agata "Benim evimde kalmak şartı ile olabilir" dedi. Soyung gülümseyerek onaylayınca MinJi hızla adamın boynuna sarılmıştı. "Teşekkür ederim. İnan ikiniz arasında tercih yapamazdım" dedi. O gece sabaha kadar uyumayan Minji, sabah erkenden hazırlanarak hastaneye gitmişti. Amacı sadece dolabını boşaltmaktı. Kendi odasına giderken karşısında dikelen başhekim ve hastane yetkilisi onun duraksamasına neden olmuştu. "MinJi hanım!" dedi başhekim. Genç kadın ona tek kaşını kaldırarak bakmış ve "Evet" diye tersçe cevap vermişti. Adam onun bu şekilde cevap vermesini beklemiyordu. Sonra şaşkınlığını üzerinden atarak genç kıza daha ılımlı bir ses tonu kullanmaya gayret etmişti. "Bayan MinJi, sizinle ilişkimiz hakkında konuşmamız gerekiyor" dediğinde MinJi adamın yanlış telaffuzu ile kahkahaya boğulmuştu. "İş ilişkimiz demek istediniz galiba. Çünkü sizin gibi aşağılık duygusu oldukça yüksek olan kişiler ile bir ilişki kumam söz konusu bile olamaz. Özellikle kel, göbekli ve evli insanlarla" dediğinde adam sinirlenerek ona doğru bir adım atmıştı ki diğer adam ona uyaran bir bakış atarak "Sizinle çalışmamızın devam etmesini istiyoruz. Sizde taktir edersiniz ki beş yıldan fazladır, asistanlık yılınızdan bu yana bizimle çalışıyorsunuz. Sizin gibi hastanemizde çekirdekten yetişmiş iyi doktorları kaybetmek istemeyiz" dediğinde Minji şaşırmıştı. Sanki onu tehdit eden kişi karışsında duran kişi değildi. Başını iki yana sallayarak gülümseyen MinJi "Üzgünüm ama sizinle çalışmak gibi bir düşüncem yok artık. Üstelik Seul de kalmak için bir nedenim kalmadı" dedi. Doktorlar ona şaşkın bir şekilde bakarken MinJi onlarla konuşmak istemediğini belirtircesine tüm eşyasını toplayarak birkaç dakika içinde hastanenin dışına çıkmıştı bile. Birkaç dakika dışarıdan hastaneye bakan genç kız hayatının en önemli beş yılını deli gibi çalışarak bu hastanede hapis gibi yaşadığını düşünüyordu. Ama artık eski hayatına, eğlenceli yaşamına dönebilirdi. Evet bunu yapacaktı ve bunu da en çok eğlendiği yerde Andog'ta yapacaktı. Arkadaşından aldığı küçük motora atlayarak oradan uzaklaşırken özgürlüğe adım attığını hissediyordu. Özgürdü ve bundan kolay kolay vazgeçemeyecekti. Eve geldiğinde büyük annesi hazırlanmış bir şekilde onu bekliyordu. Minji ona bakarak "Hemen mi gidiyoruz" dedi. Büyük annesi başını sallarken o da babasına bakmıştı. Adamın yüzü üzgün olsa da acı bir gülümseme ile ona karşılık vermişti. "Sizi ben götüreceğim. Hem yolda büyük annen de fazla yorulmaz" dediğinde Minji sevinmişti. En azından onun gerçekten kendileri ile kalacağına inanması için bir işaret olarak bunu görüyordu. Birkaç dakika sonra evden ayrılan üçlü, makam arabasına binerken MinJi babası ile dalga geçmeyi unutmamıştı. Yolda araba normal hızla giderken babasının yanında oturan genç kız ona dönerek "Daha hızlı gidemez misin?" diye sormuştu. Soyung ona bakıp gülümsemişti. MinJi'nin kendisi ile daha sıcak konuşması hoşuna gidiyordu. Bunu annesinin görememesi ne kadar yazıktı. "Neden?" diye soran adam onun sözleri ile ilk kez kahkaha atmıştı. "Çünkü Seul benden kurtulmak için can atıyor" bu sözler adamı güldürürken aslında içinde derin bir yara da açmıştı. Bu şekilde aylarca kızını göremeyecek olması onu üzmüştü. MinJi hiçbir şeyden habersiz kendisi için hazırlanan hayata adım attığının farkında bile değildi. Birkaç saat sonra Andong sınırlarına vardıklarında MinJi'nin çocukluk anıları gözünde canlanmaya başlamıştı. Bu yeri seviyordu. Yeşilliğini ve sakinliğine bayılıyordu. Üstelik burada liseden kalma çok yakın bir de arkadaşı vardı. Son zamanlarda pek görüşmemişlerdi ama hala burada bir kafe işlettiğini biliyordu. Şehrin ana caddesinden geçen Soyung yanındaki heyecandan yerinde duramayan genç kıza bakmıştı. "Mutlu görünüyorsun MinJi?" diye söylenmişti. MinJi ona kocaman bir gülücük atarken sanki yirmi altı yaşında bir genç kız değil de on yaşında ki yaramaz bir çocuğu anımsatıyordu. Minyon tipli olması onu yaşından daha küçük göstermesine rağmen ciddi olduğu zamanlarda oldukça çekici bir kadın gibi görünüyordu. Bir süre sonra dar sokak aralarından geçerek geleneksel tek katlı ve bahçesi olan Kore evi olan büyük annesinin evinin önüne gelmişlerdi. MinJi hızla arabadan inerek kapıyı açmıştı. Bahçe hala eskisi gibi çiçeklerle doluydu. Küçükken bu çiçekleri kopararak öğretmenine rüşvet verdiği anıları hatırlayınca gülmekten kendisini alamamıştı. Büyük annesi aklını okuyormuşçasına "Sakın aklından geçirme Minji! Bu kez inan seni döverim. Kaç yaşında olman umurumda değil!" dediğinde Soyung şaşkınlık ile yaşlı kadına bakmıştı. MinJi arkasını dönerek büyükannesine bakmıştı. Soyung ise hala bir açıklama bekliyormuş gibi yaşlı kadına bakmaya devam ederken Agata gülümseyerek "MinJi çocukken bu çiçekleri koparıp öğretmenine verirdi" dediğinde Soyung gayet doğal bir ses ile "Bunda ne var ki? Öğretmenini sevip ona çiçek vermesinde ne sakınca var ki?" dediğinde Minji kahkaha ile gülmeye başlamıştı. O eski canlı hali geriye gelmişti ve bu Soyung'u şaşırtmaya yetmişti. Bu yer genç kıza can katıyor, canlılık veriyordu. Ama Agata'nın sözleri ile şaşkınlıktan gözleri büyümüştü. "Ama onları öğretmenini sevdiği için değil, müzik dersinden geçebilmek için götürüyordu" dedi. Minji yüzünü asarak "ne yapayım hoca bana takmıştı. Herkesin sesi güzel olacak diye bir kanun yok ya?" dediğinde babası gerçekten şaşırmıştı. "Ama senin müzik dersin çok iyidir" diye sormuştu. MinJi ise gülerek "Evet ama şarkı söylemiyorsam. Ama buradaki hocalar takmış durumda bize sürekli şarkı söyletiyorlardı" dediğinde bu kez babası gülmeye başlamıştı. "Desene sınıfa epey bir eziyet ettin" dediğinde Soyung ne söylediğini anlayarak hemen susmuş ve "Özür dilerim" demişti. Henüz MinJi ile o kadar yakın olmadıklarını düşünmeye başlamıştı. Ama Minji'nin berbat sesini kendisi de duyduğu için bunu söylemekten kendisini alamamıştı. MinJi onun tereddüdünü fark etmiş ve gülümseyerek "Evet oldukça işkence çektiler ama suç öğretmenimin ısrarla bana şarkı söyletmeye çalışması yüzündendi" dedi. Bu sırada büyükannesi evin kapısını açmış ve içeriden dışarıya çıkan mis gibi bir kokuyu üçü birden algılamıştı. Minji yüksek sesle "Kurabiye!" diye bağırınca büyük annesi gülerek ona "Evet, senin geleceğini öğrenince arkadaşın göndermiş olmalı" dedi. MinJi gülümseyerek "Misa benim geleceğimi biliyor muydu?" diye sordu. Misa onun burada ki kafe işleten arkadaşıydı. Onunla lise de oldukça elenmişlerdi. Biraz geç arkadaş olmuşlardı ama yine de sıkı dost olmayı başarmışlardı. "Evet, sen hastaneye gittiğinde seni aramıştı. Yani beni arayarak sana ulaşmak istemişti. Malum seni yine numaranı değiştirince sana ulaşamamış" dedi. Misaki kapıda bekleyen babasına bakarak "Sen neden içeriye girmiyorsun?" diye sordu. Soyung kızına bakarak "Ahh... Özür dilerim sadece biran kendimi..." dedi ve sustu. Minji onun ne demek istediğini elbette ki anlamıştı ama buna aldırış etmeyerek kapıya yönelmiş ve onu kolundan çekerek içeriye sokmuştu. Sonrasında mutfağa koşan genç kız masanın üzerinde notla birlikte duran kurabiyelerden birini alarak babasına yedirmeye çalışmıştı. Ayakta duran adam onun bu sıcak davranışlarına şaşırırken, bu zamanın gelmesini ne kadar uzun süredir beklediğini düşünmüştü. "Bunlar benim en sevdiğim kurabiyeler. Bunlar için bir keresinde okulda birini bile dövmüştük" diyerek kahkaha atmıştı. Adam şaşkınlık ile kızına bakıyordu. Sonra kendine gelerek "Evet biliyorum. Ayrıca sıcak çikolatayı da çok seversin. Kahve yerine sıcak çikolata sana daha iyi gelir" dediğinde şaşırma sırası MinJi'ye geçmişti. Karşısında ki adam onun şaşkınlığına gülümseyerek bakmıştı. Ama Soyung'un bunları bilmesi çok doğaldı. Çünkü hiç çocuğu olmamasına rağmen MinJi'yi her zaman kendi kızı gibi görmüştü. "Bunu fark ettiğini bilmiyordum" dedi. Ama Soyung'un doğal bir şekilde "Elbette, sen benim kızımsın. Kızımın ne sevdiğini bilmemde nasıl bir gariplik var anlayamadım?" dediğinde genç kız neredeyse ağlayacaktı. Kendinden beklenmedik bir hareket ile hızlı bir şekilde kollarını Soyung'un boynuna dolamıştı. "Teşekkür ederim" dediğinde sesinde ki duygusallık büyük annesini de etkilemişti. Soyung onun sesindeki sıcaklığı kalbinin en derin yerinden hissetmişti. Minji'yi kısa bir süreliğine de olsa yalnız bırakmaktan hoşlanmıyordu. Birlikte masanın başına geçip afiyetle kurabiyeleri yemeden önce büyük annesi onlar için içecek bir şeyler ayarlamıştı. Soyung kızına bakarken dayanamayarak "Şimdi ne yapacaksın? Yani burada ne yapmayı planlıyorsun?" dediğinde Minji ona bakarak gülümsemiş ve sonradan ifadesini değiştirerek "Bilmiyorum. Ama geçici bir iş bulmam gerek. Sonra belki kendi muayenemi açarım!" dedi. Kızının sözleri ile gülümseyen adam yaşlı kadına bakmıştı. Sonra onun da onayını alarak "İstersen sana bir yer açman için yardımcı olabilirim. Birikmiş..." dediğinde genç kız hemen sözünü keserek "Olmaz" diyerek Soyung'un sözünü kesmişti. "Bunu benim yapmam gerek. Kendi çabalarımla yapmalıyım. Biraz birikmiş param var ama yetmez. Sadece birkaç ay çalışsam küçük bir yer açabilirim" dedi. Soyung üzgün bir şekilde ona bakarak "Ama sen cerrahsın, bunu yapman doğrumu. Burada ki istediğin herhangi bir hastanede iyi bir iş bulabilirsin" dedi. Minji yüzünü asarak ona bakmıştı. "Biliyorum ama ben başkası için özel bir hastanede çalışmak istemiyorum. En azından devlet hastanelerinde kadro açılana kadar bir iş bulup çalışmalıyım. Para düşkünü özel hastanelerde çalışmak istemiyorum" dedi. Agata torununa bakarak gülümsemişti. Sonra aklına gelen şey ile bir çığlık atmıştı. "Ah... Çok şanslısın küçük cadı çünkü geçenlerde çok sevdiğim biri bana asistan aradığını söylemişti. Hem de senin alanından" dedi. MinJi şaşırarak ona bakmıştı. "Ne yani bir çocuk doktorunun yanında mı çalışacağım?" diye sorunca Agata kaşlarını çatarak "onu hafife alma çünkü çok iyi bir doktordur. Buradaki hastanede çalışan en iyisi hem de" dediğinde Minji alayla büyük annesine takılmaya başlamıştı. "Söylesene bu doktora abayı yakmış olmayasın? Senin için çok mu yakışıklı?" diye sordu. Agata şaşkınlık ile torununa bakarken Soyung kızının bu davranışı ile gülmeden edememişti. "Evet çok yakışıklı ve o benim" dedi. MinJi büyük annesinin yüzüne kocaman bir öpücük koyarken onun asılan yüzünü neşelendirmeye çalışıyordu. "Gerçekten benim gibi bir doktorun asistan olmasını istiyor musun tontonum?" dedi. Agata ona gülümseyerek "Zaten geçici bir iş değil mi aradığın? Bu şekilde hem meslekte kalırsın hem de para kazanırsın. İnan maaşın normal doktorun maaşı kadar olacaktır. Çünkü istedi gibi bir asistan bulamadı" dedi. Minji biraz düşündükten sonra ona gülümseyerek bakmıştı. "Peki, senin için bunu yapacağım ama bana bir söz vermelisin!" dedi. Agata ona şaşkınlık ve gülümseyen gözlerle bakmıştı. "Elbette tatlım ne istiyorsun?" dedi. "Aslında o kadar zor bir şey değil sadece benim doktor olduğumu söylemeyeceğiz. Bunun bilinmesini istemiyorum. Bir doktor olarak yeniden asistanlık yaptığımın duyulması benim için hiç iyi olmaz" dediğinde Soyung ve Agata ona onaylayan gözlerle bakmıştı. *************** Umarım beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı bekliyorum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD