O gün güzel bir dinlenen MinJi akşam karanlığında her zaman ki gibi çatı katına çıkarak göz yüzüne bakmaya başlamıştı. Yıllar sonra bile bunu yapmak ona huzur veriyordu. "Kısa bir süre!" diye sayıklayan genç kız, sabah iş başvurusu için Andong'un en iyi hastanelerinden birine gidecekti.
Bu hastane son teknoloji ile donatılmış olsa da MinJi'nin dikkatini çekmiyordu. Çünkü o bir daha özel hastanede çalışmayacağına kendi kendine söz vermişti. Sadece para için insanlara bakmak için okumadığını düşünen genç kız yeniden asistan olmanın heyecanını yaşayacağına inanamıyordu.
Büyükannesi ve babası o yattıktan sonra bir süre daha oturmuş ve genç kız hakkında konuşmaya başlamıştı. Soyung onu bırakıp gitmek istemese de sabahın ilk saatlerinde arabasına atlayarak Seul'un yolunu tutmuştu. MinJi üzgün olsa da bunu babasına belli etmek istemiyordu. Ondan ayrılmak hiç bu kadar can yakıcı olmamıştı.
Babası sabah karanlığında yola koyulurken MinJi de erkenden kahvaltısını hazırlamış ve üzerine giyecek ciddi bir kıyafet hazırlamıştı. Birkaç saat sonra da giyinmiş bir şekilde büyükannesinin yanağına şans öpücüğü kondurmasını isteyerek evden ayrılmıştı. Bir süre yürüdükten sonra çocukluğunun geçtiği parkın önünde durarak eskiye ait bir şeyler aramaya başlamıştı. Burası tamamen değişmişti. Eski tahta kaydırakların yerini şimdi daha modern kaydıraklar ve lastik salıncakların yerini de yeni model salıncaklar almıştı.
Biraz oturarak etrafı seyreden genç kız nedense geç kalmaktan çekinmiyordu. İçinde ki garip bir his onun fazla acele etmemesini söylüyordu. Bir süre sonra bir kadının sesini duymuştu. "Daeso" diye bağıran genç kız oldukça telaşlıydı. Neredeyse ağlayacaktı. "MinJi genç kadına bakarak "Oğlunuzu mu kaybettiniz?" diye sormuştu. Onun sorusu ile genç kadın "Hayır, bakımını üstlendim çocuk kayboldu. Her hafta böyle yapıyor. Eve gideceğimiz zaman saklanıyor. Ah onu bulamazsam..." dedi ve gözyaşlarına hakim olamadı.
MinJi etrafına bakınarak bir hareketlilik aramıştı. Sonra üzgün bir şekilde "Size yardım etmek isterdim ama benim iş görüşmesine yetişmem gerek. Bence siz onu çağırmak yerine gidiyormuş gibi yapın, mutlaka korkarak çıkacaktır saklandığı yerden" dediğinde genç kız başını yaşlı gözlerle sallamıştı.
MinJi oradan ayrılırken içinden "Veletlerin hepsi aynı. Can sıkıcı çocuklar" diye söylenmişti. Taksiye atlayarak oradan uzaklaşırken gözü yeniden çocuğu arayan genç kadına ilişmişti. Onun için üzülmeye başlayan genç kız çocuğu bulması için içinden ona şans dilemişti. "Zengin çocuğu nede olsa!" diyerek taksiciye gideceği yerin adresini vermişti.
Birkaç dakika sonra büyük bir hastanenin önünde başını yukarıya doğru kaldırmış hastaneyi izlerken bulmuştu kendisini. O sırada hızla gelen bir adamın ona çarpması ile dengesini kaybetmiş ve yere düşeceği sırada dengesini yeniden toplayarak düzelmişti. Adam ona aldırış bile etmemişti. Acelesi olduğu o kadar belliydi ki bir kereliğine onu görmezden gelmeye karar vermişti. Acil servise doğru koştuğunu görünce de merak ederek o tarafa gitmişti.
Acil servis o kadar kalabalıktı ki bir kaza olduğu hemen anlaşılıyordu. Sedyelerde uzanan kanlar içindeki birkaç kişiye yakından bakmıştı. Az önce kendisine çarpan kişiyi gören genç kız onun için üzülmüştü ama az sonra ona doğru elinde önlükle koşan bir hemşire görünce duraksamıştı. Hemşirenin verdiği önlüğü hızla giyen adam hastalara müdahale yapmaya başlamıştı.
MinJi bu genç adamı adeta göz kıskacına almıştı. Onun bakışlarının yoğunluğunu hisseden genç adam biranda ona dönerek "Sen neye bakıyorsun yardım etmeyeceksen uzaklaş" dedi. MinJi şaşkınlıkla ona bakmaya devam etmişti. Ama az sonra bir kadının feryadı ile hemen kendisine gelerek başını o tarafa çevirmişti. Kan kusmaya başlayan çocuğu gören genç kız hızla onun yanına gitmişti. O sırada ortalık o kadar çok karışmıştı ki kimse ne yaptığını ya da kimin ne yaptığını takip edemiyordu. Minji küçük çocukla ilgilenirken üzerinde ki kıyafeti umursamamıştı bile. Uzun süren bir müdahalenin ardından hemşire bile onun kim olduğunu sorgulayamamıştı. Çünkü o kadar dikkatli ve kendinden emin davranıyordu ki onun bir doktor olduğu hemen anlaşılıyordu.
Çocuğa müdahale için onun acilden çıkarılmasını söyleyen Minji, aşırı kalabalıkta çocuğun sarsılmasını engellemek istemişti. Hemşire ona bakarak istediklerini yerine getirmişti. Genç kız o kadar şaşırmıştı ki Minji'ye kim olduğunu dahi sormamıştı. Çocuğun annesi her an oğlunun yanındaydı. Ona bakıyor ve MinJi'yi garip bir şekilde inceliyordu. Bir süre sonra çocuk rahatlayarak uykuya dalmıştı. MinJi kolu ile alnında ki teri silerken son anda ne yaptığını fark etmişti. Yine iş ahlakı onu ele geçirmişti. Ve buna hakkı olmamasına rağmen hastalara bakmıştı.
Yaptığı kendince hata olmasa da kanunen suç sayılırdı ve bu onun diplomasının elinden alınmasına kadar giderdi. Bu yüzden hemen oradan uzaklaşmak isteyen genç kadın çocuğun annesi tarafından durdurulmuştu. "Doktor hanım o nasıl?" diye soran acılı anne genç kızın gülümsemesi ile rahatlamıştı. MinJi gülümseyerek "Merak etmeyin atlatacak. O çok güçlü bir çocuk" dedi.
Kadın onun sözleri ile rahatlarken MinJi kendisini süzen bakışlardan habersiz hızla oradan uzaklaşmıştı. Bu yaptığı düşüncesizlik onu mesleğinden edebilirdi. Hızla lavaboya giren genç kız üzerine bakınca yüzünü asmıştı. Az önce fark etmemişti ama perişan görünüyordu. İş görüşmesine kesinlikle bu şekilde gidemezdi. Toplanmış olan uzun saçlarını salarak taramaya başlamıştı. Yanında ki çantada spor salonuna gitmeyi düşündüğü için bir spor kıyafet vardı. Onu alarak üzerine geçirmişti.
Birkaç dakika sonra üzeri tamamen temizlenmiş bir şekilde lavabodan çıkan genç kadın derin bir nefes alarak çıkış kapısına yönelmişken düşündüğü tek şey "Bu iş için uygun olmayabilirim. Ben asistan olamam. En azından bu kıyafetle iş görüşmesi yapamam" şeklindeydi.
Kapıya yaklaştığında ise kolunun tutulması ile duraksamıştı. Şaşıran genç kız başını çevirdiğinde az önceki hemşire ile göz göze gelmişti. İlk kez korkan MinJi onu ne istediğini merak ediyordu. "Bir sorun mu var?" diye soran MinJi genç kızın gülümseyerek "siz az önce iş için gelmiştiniz değil mi?" diye soru sormuştu. MinJi yutkunarak "evet ama iş görüşmesine katılamayacağım. Şansım yaver gitmedi" derken içinden de 'O kadar da büyükannemden öpücük almıştım' diye kendi kendiyle alay ediyordu.
"Ama sizi bekliyorlar. Zaten iki kişi başvurmuştu. Neden şansınızı denemiyorsunuz?" diye sordu Minji onun samimi sözleri ile gülümsemişti. "Aslında özel hastanede çalışmak istediğimi artık pek sanmıyorum" dedi. Bu sırada genç kızın çağrı cihazı çalarken genç kız hızla odaya doğru ilerlemişti. MinJi de merak ederek onu takip ettiğinde genç kızın girdiği odadan yükselen ses ile şaşırmıştı. "Bu gün bir tanıdığımın torunu iş için gelecekti. O gelirse bana haber ver" dedi.
Bu konuşan az önce acilde hastalarla ilgilenen genç doktordan başkası değildi. O kadar otoriter konuşmuştu ki MinJi kendi hastanesinde ki günlerini hatırlamıştı. Sonrasında ise fark etmeden odanın kapısını tıklayarak içeri girmişti. Kendisine yönetilen bakışlar ile ne yaptığını anlayan genç kız genç doktorun delici bakışları ile karşılaşmıştı. Bu tür bakışlara alışkın olan genç kız bakışlarını yan tarafta oturan ikinci adaya çevirince gülümsemeden edememişti. Genç kız doktorun karşısında işveli bir şekilde gülümsüyordu. Sonrasında ise MinJi doktora dönerek "Özür dilerim geç kaldım galiba? Anlaşılan işi alan bir aday var" dedikten sonra genç doktor gözlerini kısarak MinJi'nin gözlerine odaklanmıştı. Minji kahkaha atmamak için kendisini zor tutuyordu. Oldu olası bu gibi beden hareketleri ile erkekleri tavlamaya çalışan ve tav olan erkeklere çok gülmüştür. Kapıya yöneldiğinde ise "Bayan Minji" diye kendisine seslenen doktora dönmüştü.
Adamın gözlerinde farklı bir ışık vardı. Oldukça otoriter olmasının yanında aklından ne geçtiğini saklayabilen bir adam olduğu da belliydi. Yüz ifadesi tamamen ifadesiz bir şekilde "Size çıkabileceğinizi söylemedim. Ayrıca iş görüşmesine bu kıyafetle gelmek pek mantıklı olmasa gerek?" diye sorduğunda hemşire öne atılarak bir şeyler söyleyeceği sırada MinJi bakışlarını ondan çekmeden elini kızın önüne uzatarak onu susturmuştu.
"Haklısınız. Küçük bir yer olduğu için ciddi kıyafet giymenin ne kadar saçma olacağını düşündüğüm için spor kıyafet giymeyi daha uygun gördüm" diye cevabı yapıştırmış ve ardından "Ne de olsa buradan spor salonuna geçeceğim için iki kez üzerimi değiştirmem gerekmeyecekti!" dedi. Normal koşullarda herhangi biri bu sözlere sinirlenmesi gerekirken doktor gözlerini ondan alamayarak sadece "Çocukları sever misiniz?" diye sormuştu.
MinJi ani gelen bu soru ile irkilmişti. "Size yalan mı söyleyeyim, yoksa dürüst mü davranayım?" diye soruya soru ile karşılık veren genç kız doktorun bir kaşının kalkmasını izlerken "Pek sevdiğim söylenemez" sözü ile iyice şaşırmasına neden olmuştu.
"Çocukları sevmiyorsunuz ama çocuk doktorunun asistanlığına talipsiniz?" dedi. MinJi tek kaşını kaldırarak "İşim ile duygularımı karıştırmayacak kadar tecrübem var bay..." dedi ve sustu. Doktorun yaka kartını görebiliyordu ama silinmiş olan birkaç harften ötürü okuyamıyordu. Sonra dayanamayarak "Çok fakir olmalısınız?" diye sordu. Genç doktor onun neden bu soruyu sorduğunu anlamamıştı. "Bu kanıya nereden vardınız bayan MinJi?" diye sorarken MinJi hafif alaycı bir gülümseme ile "Yaka kartınızı değiştirecek kadar paranız yoksa, sizin için değiştirebilirim. Nitekim adınız okunmuyor!"
Onun bu sözleri ile yanında ki hemşire kıkırdarken doktor bakışlarını Minji'ye dikmişti. Hafif bir işaret ile "Siz dışarıda bekleyin. Öncelik olarak Bayan Hina ile görüşmem gerek!" diyerek ona kapıyı işaret etmişti. MinJi alaycı bir şekilde kendisine bakan uzun siyah saçlı ve oldukça hoş biri olan kadına çevirmişti bakışlarını. İçinden 'Avını yakalamış gibi bir hali var' diye söylenirken ağır adımlarla kapıya yönelmişti. Onun dönmesi ile genç doktor hafif dudaklarını kıvırmıştı.
MinJi dışarıya çıktığında doktor tekrar karşısında ki kadına dönmüştü. Oldukça yakışıklı olan adama kur yapmaktan geri kalmaması ile Minji'nin tespitini doğruluyordu. Ama doktorun da kızın cv'ine yazılanlardan başka bir şeyle ilgilenmediği belliydi. Bir süre sonra gülümseyerek odadan çıkan genç kız Minji'nin dikkatini çekmişti. Derin bir nefes alan genç kız oturduğu yerden kalkarak hastanede hiçbir işi kalmadığını hemşireye gülümseyerek söylemiş ve tam oradan ayrılacağı sırada "Bayan Minji'yi gönderin!" diyen ses duyulmuştu.
MinJi kaşlarını kaldırarak az önce mutlu bir şekilde odadan çıkan kızın arkasından bakmıştı. O işe alındıysa neden kendisini çağırsın ki? Diye düşünerek odanın kapısından içeriye girmişti. Onu gören genç adam eli ile koltuğu işaret ederek "Buyurun oturun" diyerek yer göstermişti.
MinJi koltuğa oturarak her zaman yaptığı gibi yabancı odayı şöyle bir süzmüştü. Daha çok kendisi biraz titiz olduğu için odanın şeklini incelemişti. Tek sorun işte gösterdiği titizliği kendi evinde göstermiyor oluşuydu. Ona göre çalışma alanı steril olmalıydı. Özellikle sağlık sektöründe!
Jong Hyun onun odasını incelediğini fark etmişti. İmalı bir şekilde "odayı incelemeyi bıraktıysanız işimize dönelim artık" dedi. MinJi utanması gerektiğini biliyordu ama utanmamıştı. Olmadığı biri gibi davranamazdı. Bu onun huyu asla olmamıştı. Sonra adama dönerek "Beni neden içeriye davet ettiniz ki?" diye sordu.
Onun bu sorusu genç adamı şaşırtmıştı. "Yanlış hatırlamıyorsam buraya iş görüşmesi için gelmiştiniz?" dediğinde MinJi hafif gülümseyerek direk adamın gözünün içine bakmıştı. "Evet ama dolmuş bir pozisyon için tekrar iş görüşmesi yapmak hiç tarzım değildir" dedi. Jong beklenmedik bu cevap karşısında genç kadının hazır cevap olmasına hafif gülümsemeden edememişti. "Bu kadar eminsiniz yani boş pozisyonu dolduğuna?" diye sordu.
Genç kadın Jong'un bu sorusu karşısın da hiç bozuntuya vermeyerek "Dolmadığını mı ima etmeye çalışıyorsunuz?" dedi. Genç adam da MinJi'nin yaptığı gibi onun gözlerine odaklanmıştı. Bakışlarının ardında ki yaramaz çocuğu görebiliyordu. Genç kadın bu bakışlardan çekmemişti gözlerini. Hafif gülümseyerek sorusunu tekrarlamıştı.
"Boş olan asistanlık bölümü dolmadı mı? Ama genç kadın çok mutlu görünüyordu. Yoksa asistanlık değil de başka bir şey mi teklif ettiniz?" diye sorarken genç kadının eğlenen bakışlarında ki ifade Jong'u şaşırtmıştı. Daha yeni tanıştığı ki henüz resmi olarak tanışmamışlardı.
"Bu sizi ilgilendirmez küçük hanım!" dedi. MinJi ise gülümseyerek "Haklısınız! Benimle görüşmeniz bittiyse benim gitmem gerek. Randevuma ilk günden geç kalmak istemiyorum" diyerek ayağa kalkmıştı. Jong ise ona şaşkınlıkla bakıyordu. Tam kapıyı açıp gidecekti ki genç adamın otoriter sesi odada yankılanmıştı. "Size gidebileceğinizi söylemedim. Ayrıca görüşmelerinize bu kadar sadık olsaydınız, iş görüşmesine bu kadar geç kalmaz ve işi elinizden kaçırmazdınız!" dedi.
Minji başını hafif arkaya çevirerek imalı bir şekilde gülümsemişti. "İşi kaçırmama neden olan şey geç kalmam mı yoksa esmer güzelinin güzel vücudu mu?" diye sorunca Jong sinirlenmiş bir şekilde ayağa kalkarak eline masanın üzerinde ki kağıdı almış ve hızla genç kadına yaklaşmıştı.
Kağıdı şaşkın bakan genç kadının eline sıkıştırarak "Dua et Agata teyzeye bir borcum var. Yoksa sana bu küstahlığını sormak için hiç tereddüt etmezdim. Şimdi bu adrese git, senin görevin bu adreste!" diyerek masasına geri dönmüştü. Genç kızın hiçbir şey söylemesine dahi müsaade etmeden "Şimdi çıkabilirsin. Randevuna mı nereye gideceksen git ama bu yere sakın geç kalma" dedi.
MinJi şaşkın bir şekilde ona bakarken, genç adamın otoriter çıkan sesi karşısında şok olmuştu. Hiçbir şey söylemeden elindeki kağıdı sıkarken hızla odadan çıkmıştı. Geç kalmayacağını bilse kalıp bu adamla laf yarışına girebilirdi ama adamı huylandırmanın doğru olmadığını düşünerek vazgeçmişti.
Odadan çıktıktan sonra hızla çıkış kapısına ilerlerken arkasından seslenen kadın sesi ile duraksamıştı. "Doktor hanım!" diyen kadına hızla dönen genç kadın onun susması için işaret yaparak duraksamasını sağlamıştı. "Lütfen bana böyle seslenmeyin" dedi. Kadın neden bu şekilde davrandığını anlamadığı MinJi'ye şaşkınlıkla bakıyordu. "Ama siz.." dedi ve MinJi'nin "Evet, doktorum ama bu hastanede çalışmadığım için ceza alabilirim. Lütfen beni tanımıyormuş gibi davranabilir misiniz?" dediğinde kadın anlayış ile gülümsemişti.
"Ah... Size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Bana büyük bir iyilik yaptınız. Eğer çocuğuma bir şey olsaydı!" dedi ve gözleri yaşlı bir şekilde genç kadına baktı. MinJi ise elini kadının omzuna koyarak "Bu benim görevimdi. Teşekkür etmeye gerek yok!" dedi. Kadın minnet dolu bakışları ile MinJi'ye bakarken sanki sonradan aklına bir şey gelmiş gibi "Ahhh şey...!" diyerek cebinden bir kart çıkarmış ve MinJi'ye uzatmıştı.
"Nedir bu?" diye soran MinJi kadının gülümseyerek "Küçük bir pasta dükkanım var. Gelirseniz size pasta ikram edebilirim" dedi. MinJi gülümseyerek "Çikolatalı var mı?" diye sorunca kadın kıkırdayarak "Hem de en güzeli" dedi.
Bir süre sonra Minji doktorun verdiği adrese doğru yol alırken bu günün ne kadar da hareketli geçtiğini düşünüyordu. Küçük bir yerde sıkılmayacağı garanti olmuştu. Gerçi Minji her zaman eğlenecek bir şeyler bulurdu. Verilen adrese geldiğinde bu yerin bahçe içinde iki katlı büyük bir ev olduğunu görünce aklından değişik senaryolar geçmeye başlamıştı. Evin demir bahçe kapısından içeriye girmesi ile etrafa göz gezdirmişti.
Bir süre duraksadıktan sonra geriye kadar açılan bir kapıda telaşlı bir kadın gören MinJi, kadının hızla kendisine doğru gelerek "Sizi doktor bey mi gönderdi?" diye sorması ile Minji refleks olarak başını sallamış ve kadını onaylamıştı. Kadın ise ona hiç bakmadan "İşte bu çok güzel. Size kolay gelsin. Ben artık gideyim," diyerek kaçar gibi evin öten bahçe kapısından dışarıya çıkmıştı. Kapıyı kapatma gereği bile duymazken arkasından şaşkın bir şekilde bakan MinJi'yi umursamamıştı bile.
****************