Umarım bölümü seversiniz. Ben yazarken oldukça keyif almıştım. Umarım sizde okurken keyif alırsınız. :)
***
Kapıyı kapatma gereği bile duymazken arkasından şaşkın bir şekilde bakan MinJi'yi umursamamıştı bile. MinJi kısa süreli yaşadığı şoku atınca hızla kadının çıktığı bahçe kapısına yönelmişti. Kadının anında gözden kaybolması ise gerçekten şaşırtıcıydı. Genç kadın ne olduğunu anlamak için eve doğru baktığında kapı ağzında başını hafif dışarıya çıkarmış ve oldukça çekingen görünen yedi yaşlarında bir çocuğun olduğunu görmüştü.
Çocuk Minji'ye bakışlarını dikerek bakarken MinJi zehir gibi aklını çalıştırmaya başlamıştı bile. "Hey... Kimse sana birine bu şekilde bakmanın terbiyesizlik olduğunu öğretmedi mi?" diye sorunca çocuk hızla evin içine kaçmıştı. MinJi başını iki yana sallayarak derin bir nefes almış ve eve doğru ilerlemişti. Açık olan kapıdan içeriye girerken "Kimse yok mu?" diye sormuş ve gözleri uzak bir köşede çekingen bir şekilde duran erkek çocuğuna takılmıştı.
"Hey... Şimdi söyle bu evde senden başka kimse var mı?" Çocuk MinJi'ye kaçamak bakışlar atarken başını iki yana sallamış ama sesli olarak bir cevap vermemişti. "İşte bu harika! Ne yani bu evde yalnız mıyız?" diye tekrar çocuğa sorunca çocuk bir adım geriye giderek başını yeniden olumlu anlamda sallamıştı.
Çocuğa bakan Minji derin bir soluk almıştı. Ne yapacağını bilmez bir şekilde evin hala açık olan kapısını kapatmış ve eve girmişti. Çocuk onun eve girmesi ile iyice bir köşeye sinerken genç kadın ona bakarak hafif bir gülümseme ile "Benden korkuyor musun?" diye sormuştu. Korkması gayet doğal olan çocuk davranışları ile mümkün olsa duvarın içine girecekti. MinJi ona elini uzatarak "Hadi yanıma gel, sana bir şey yapacak değilim!" dedi.
Onun kendisine yaklaşmaması üzere Minji onu takmayarak evi dolaşmaya başlamıştı. En azından alt katta neler olduğunu keşfetmeye çalışıyordu. Ve en önemlisi neden burada olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Sonradan gözüne takılan bir resim ile o tarafa doğru ilerleyen genç kadın eline aldığı resmi sinirli bir şekilde bakarak "Seni adi herif. Beni kendi evine mi gönderdin?" diye resme doğru söylenmişti.
Çocuk ve Jong Hyun'un birlikte poz verdiği resmi neredeyse duvara sallayarak parçalayacaktı ki, az önce kapıdan kaçarcasına çıkan kadın aklına gelmişti. Sonra bakışlarını hızla çocuğa çevirince çocuğun gözlerinde ki ifadeden aslında o kadar da masum olmadığını anlaması kısa sürmüştü.
Çocuk ise kendisine dikilen bakışlardan bu kez gerçekten ürkmüştü. MinJi istediği zaman korkutucu olabiliyordu. Sonra elinde ki resmi yerine bırakarak eline aldığı telefon ile doktoru arayarak ona bunun ne anlama geldiğini sormak istemişti. Ama aldığı cevap onun ameliyatta olduğundan başka bir şey olmamıştı.
Sinirle telefonu kapatırken çocuk kapı azından başını çıkarmış ve MinJi'ye bakıyordu. Karnından gelen ses ile MinJi ona bakarak "Sen yemek yemedin mi?" diye sormuştu. Çocuk dudaklarını büzüştürerek başını iki yana sallamıştı. Genç kadın çıkan kadına da saydırarak az önce gördüğü mutfağa gitmiş ve etrafta kolay hazırlanacak bir yemek olup olmadığına bakmıştı.
Dolapta bulduğu ramenleri hazırlayan genç kadın uzakta duran çocuğa bakarak "buraya gel de yemek ye!" diye söylendi. Ona çok fazla sıcak davrandığı söylenmese de kötü de davranmıyordu. Çocuk tereddütlü ona yaklaşırken MinJi çoktan yemeye başlamıştı bile. Çocuk korkulu gözlerle masaya geçerken MinJi başını kaldırmadan bakışlarını hafif kaldırarak çocuğa bakmıştı. İçinden gülümsese de ona belli etmeyerek yeniden yemeğine odaklanmıştı.
Bir süre sonra yemeğini bitiren genç kadın arkasına yaslanarak hala yemekte olan çocuğa bakarak "Doktor'un oğlu musun?" diye sordu. Çocuk ise ona bakmış ama ne sesli olarak ne de hareketleri ile ona cevap vermişti. Tekrar önünde ki yemeğine devam ederken MinJi "Aman ne güzel, dili olmayan bir çocukla baş başayım. Bu adam da hiç akıl yok mu? Nasıl olur da çocuğunu tanımadığı birine emanet eder!" dediğinde arkadan onlara gülümseyerek bakan birinin sesi ile irkilmişti.
"Lütfen çocuğun yanında daha dikkatli konuşun Bayan MinJi!" MinJi duydu ses ile arkasını dönerken oldukça sinirliydi. Bu sırada çocukta koşarak Jong'a sarılmıştı. Genç adam onu kucağına alırken MinJi'nin sert bakışlarını görmezden gelmişti. "Söyle bakalım Daeso, bayan Suzy'e ne yaptın da kadın ağlayarak beni aradı?" diye sorduğunda MinJi'nin aklına hemen kaçan kadın gelmişti.
Çocuk pervasız bir şekilde gülümserken Jong ona göz kırparak "Sence bu abla sana ne kadar dayanacak?" diye sorduğunda MinJi şaşkınlıkla onlara bakıyordu. İki erkek de onu umursamıyordu. Varlığının bir önemi yoktu. Eline aldığı çantası ile kapıya doğru ilerleyen MinJi oldukça sinirliydi ve kötü bir şey yapmadan önce hemen bu evden çıkmalıydı.
Kapıya iyice yaklaşmıştı ki duyduğu sert bir ses ona "Nereye gidiyorsunuz?" sorusunu sormuştu. Az önceki çocukla şakalaşan adam gitmiş yerine otoriter ve gülümsemeyen bir yüz belirmişti. Bakışlarını ona çeviren Minji onun her istediğinde emir veremeyeceğini ona kanıtlamak istermişcesine arkasına dönerek "bu evde bir işim olduğunu düşünmüyorum" dedi. Jong ise "Ona ben karar veririm. Şimdi lütfen şöyle oturun!" dediğinde MinJi şaşkınlığını gizleyemeden ona bakmıştı.
"Siz kim olduğunuzu sanıyorsunuz da bana ne yapmam gerektiğini söylüyorsunuz?" diye çıkışan MinJi tam daha kötü şeyler söyleyecekti ki çocukla göz göze gelince sözlerini yutmak tutmak zorunda kalmıştı. Jong ise ona gülümseyerek kucağında ki çocukla kanepeye oturarak ona bakmıştı. Sonrasında ki çocuğu yan tarafına bırakarak geri yaslanmış ve bacak bacak üstüne atarak "Senin patronunum!" dedi.
MinJi tiz bir kahkaha atınca çocuk biran ürkerek adama sokulmuştu. Jong ise onun bu ani çıkışı ile hafif irkilse de belli etmemişti. "Patron mu? Size işi kabul ettiğimi söylemedim ki işin ne olduğunu dahi bilmiyorum. Bana sakın hizmetçi aradığınızı söylemeyin?" dedi.
Jong hafif gülümseyerek "Hayır, sadece.." dedi ve sonra yanında ki çocuğa bakarak "Ona bir bakıcı gerekiyor!" dedi. MinJi şaşkınlıkla ona bakarak "Ne yani benim çocuğunuza bakıcı olmamı mı istiyorsunuz?" diye sordu. Jong ona bakarak daha da gülümseyerek "evet, öyle!" dedi. MinJi arkasını dönerek kapıya tekrar yönelmişti ki Jong sesini hafif yükselterek "Orada kal!" dedi. MinJi duraksayarak ona bakarken Jong yanında ki çocuğa "Daeso sen odana çıkar mısın? Sonra seni oyun parkına götüreceğim" dedi.
Jong'un sözleri ile gözleri parlayan çocuk koşarak odasına gitmişti. Onun bu kadar hızlı koşmasına karşın Jong seslenerek "Sana koşmaman gerektiğini kaç kez söyleyeceğim?" demişti. Sonrasında MinJi'ye dönerek "Geçin şöyle ve beni dinleyin!" dedi. MinJi dişlerini sıkarak neden yaptığını bilmediği bir sebepten ötürü onun dediğini yapmıştı.
Karşılıklı oturan MinJi ve Jong bir süre sessiz kalmıştı. Sonrasında ise Jong hafifi öksürerek "Bakın, normal şartlarda Daeso'yu herkese bırakmam" dedi. Minji alay eder gibi "Beni yıllardır tanıyorsunuz sanki!" dediğinde Jong bakışlarını ona dikerek "Seni değil ama Agata teyzeyi tanıyorum. Ayrıca Seul'de büyük bir hastanede çalıştığını da biliyorum!" dediğinde Minji ister istemez yutkunmuştu.
MinJi onun ne bildiğini bilmiyordu. Acaba büyükannesi ona doktor olduğunu söylemiş miydi? Yok eğer söylediyse neden evde bakıcı olmasını istemiş olsun ki? MinJi kararsızdı ama bir şey söylemeden onu dinlemeye devam etti.
"Bakın sizden tek istediğim tecrübeli bir asistanın yeğenime bakması. O hasta ve her hangi birine emanet edemem. Tek istediğim ona bakmanız ve durumu hakkında bazı bilgileri kayıt altında tutarak bana vermeniz. İnanın bu görev hastanedeki asistanlık görevinden daha önemli benim için!" dediğinde MinJi derin bir nefes almıştı.
Çocuğun hasta olduğuna inanmıyordu elbette ki ama adamın doktor olduğunu bilmediğine emindi artık. Eğer bilseydi bu şekilde konuşmazdı diye düşünürken kapıda beliren küçük çocuğun gözleri ile karşılaşmıştı gözleri. "Ee Ne diyorsunuz? Kabul ediyor musunuz? Hem kısa süreli. Zaten Agata sizin kendi iş yerinizi açmak istediğinizi bu yüzden para biriktirmek istediğinizi söylemişti. Emin olun iyi maaş alacaksınız!" dediğin de Minji adama bakmadan çocuğun gözlerine bakarak "Peki, kısa bir süreliğine!" dediğinde çocuğun hafif irkildiğini görmüştü.
Çocuğun yanına giderek önüne eğilen genç kadın Jong'un şaşkın bakışları arasında MinJi'nin Daeso'ya elini uzatarak "Merhaba küçük bey. Ben MinJi, umarım bana iyi davranırsın da bende o abla gibi kaçıp gitmem" dediğinde Jong hafif gülümsemiş ama MinJi çocuğun kulağına kadar eğilerek "Eğer kötü davranırsan ben de kötü olurum anladın mı?" diyerek geri çekilmişti. Çocuğun dehşete düşmüş yüzüne rağmen o gülümsemişti. Sonra arkasına dönerek Jong'a bakmış ve hafif bir gülümseme ile olmadığı bir kadın gibi davranarak "Eğer izin verirseniz büyük annemle konuşmam gerek. Bu şekilde size son kararımı bildiririm" dediğinde Jong şaşkınlıkla ona bakmıştı.
MinJi arkasını dönerek kendisine hala büyümüş gözleri ile bakan küçük çocuğa dil çıkarınca çocuk daha da şaşırmıştı. Koşarak dayısının bacaklarına sarılan altı yaşında ki Daeso daha MinJi kapıdan çıkmadan dayısına "Onu istemiyorum. Seni istiyorum ben!" diye diretmeye başlamıştı.
MinJi onun sözleri ile hafif gülümsemiş ama bir şey söylemeden kapıya yönelmişti. Genç adam onun gözlerinde gördüğü ışıktan kesinlikle emindi. Bu kadın yeğenini iyi idare edecekti. Biraz olsun insanları tanıyorsa MinJi'nin bakışlarında ki yaramaz çocuğu görebilmişti. Genç kadın kapıdan çıkıp evden biraz uzaklaştıktan sonra tuttuğu nefesini aniden salıvermişti. Elini kalbinin üzerine koyarak kendisine söylenmeye başlamıştı.
"Sen çıldırmış olmalısın! Nasıl olur da bakıcılığı kabul edersin? Gerçekten ne düşünüyordun. Senin çocuklarla ilgin hasta doktor ilişkisi değil miydi? Şimdi ne olacak, sen çocuklara dayanamazsın ki? Ah akılsız kafam.... Ah..." diye söylenirken başına vurmaya başlamıştı. Bir yandan yürümeye devam ederken gözünün önüne kaçan kadın gelmişti.
"Ah zavallı kadın! Kim bilir o canavar ne yapmıştı zavallı kadına. Ne... Hasta mı? O çocuk hastaysa bende Amerika'nın başkanıyım!" diyerek küçük bir kahkaha atmış ve sonra başını iki yana sallayarak "MinJi çıldırıyorsun sus...!" diyerek kendisini eleştirmiş ve eli ile dudaklarını birleştirerek daha fazla saçmalamasını önlemişti.
Bu sırada Jong da Daeso'yu kucağına alarak evden ayrılmıştı. Havanın kararmasına az bir zaman kalmıştı. Çocuk dayısının boynuna sardığı kollarını daha da sıkarak "Ben onu istemiyorum!" dedi. Jong ise onu kucağından indirerek dizinin üzerine küçük çocuğun yanına çömelmişti. Hafif bir şekilde saçlarını düzelterek "Bak Daeso, bayan MinJi sana iyi bakacak" dediğinde içinden de 'Umarım' diye geçirmeden edememişti.
"Benim çalışmam gerek ve sana da bakacak biri. Şuana kadar otuzdan fazla dadı kaçırdın ve bu beni gerçekten üzüyor. Umarım MinJi ile anlaşırsın!" dedi. Daeso burun kıvırarak "Yine de onu istemiyorum. O beni dövecek gibi geliyor!" dediğinde Jong kahkaha atmaktan kendisini alamamıştı. "Bu tam dersi olmasın sakın? Bak Daeso ona iyi davranacağına bana söz ver! Yoksa seni Agata teyzeye şikayet eder!" dediğinde ise Daeso etrafa bakınarak dayısının arkasına saklanmıştı.
Agata ile Daeso'nun ilk karşılaşması pekte iyi olmamıştı. Kaza geçiren yaşlı kadın yüzü gözü kan içinde hastaneye getirildiğinde Daeso da hastanedeydi. Kadın o hali ile şaka yapmak istediği Daeso'yu korkutunca Daeso bir daha Agata'ya yaklaşamamıştı. Evleri fazla uzakta değildi. Arada parkta da karşılaşır olmuştular ama çocuğun aklında hastanede gördüğü siluliyetten başka bir şey kalmamıştı.
Genç kadın eski evin bahçe kapısından içeriye girerken MinJi kapıda kendisini karşılayan en yakın arkadaşı Misa kollarını açarak ona gülümseyerek bakıyordu. Genç kadın küçük bir çocuk gibi parlayan gözleri ile Misa'yı görünce çığlık atmaya başlamıştı. "Misa!" koşarak arkadaşına sarılan MinJi arkadaşı ile çığlık çığlığa dönmeye başlamıştı. Onları gören Agata gülerek "Siz kaç yaşındasınız?" diye azarlar gibi sormuştu.
Misa hemen arkadaşını kolundan çekiştirerek balkondaki masaya yerleştirmiş kendisi de heyecanla "Anlat bakalım. Ah MinJi seni çok özledim. Annen için gerçekten üzgünüm ama seni görünce biranda unuttum çok üzgünüm" diyerek genç kadına hafif bir gülümseme ile bakmıştı. MinJi ise büyük annesine bakarak "Beni gönderdiğin doktor bana ne teklif etti biliyor musun Agata!" dediğinde yaşlı kadın şaşkınlıkla ona bakmıştı.
Hırsla ayağa kalkarak bastonunu yere vurmuş ve "Yoksa sana kötü bir ley mi teklif etti. Onun kafasını kıracağım. Benim torunuma mı asıldı yoksa?" diye sorarken Misa araya girerek "Hangi doktor? Sen Jong ile mi çalışacaksın?" diye sorduğunda MinJi hafif gülümseyerek büyükannesine bakmıştı. "Merak etme, bana o gözle bakmadığına emin olabilirsin!" dediğinde yaşlı kadın derin bir nefes alarak sanki az önce bastonunu yere vuran o değilmiş gibi "Ben zaten Jong'tan şüphelenmemiştim ki?" diyerek iki genç kadını güldürmüştü.
Yaşlı kadın ikisine de kızarak "Söyle o zaman sana ne teklif etti?" dedi. MinJi kaşlarını yukarıya kaldırarak "Bana yeğenine bakıcılık yapmamı teklif etti!" dediğinde iki kadın da aynı anda "Ne?" diye sesini yükseltmişti. Misa "Sen çocukları sevmezsin ki?" diye sorarken Agata "Yazık çocuğa!" diyerek MinJi'nin bakışlarını üzerine çekmişti.
"Ya büyükanne ben çok mu kötüyüm? Hem o çocuk bir kadını öyle bir kaçırdı ki şahsen o kadının koşarak ülke dışına çıktığına eminim" dediğinde Misa kahkaha ile gülmeye başlamıştı. "Anlaşılan bu kez ülke dışına koşarak çocuk kaçacak!" dedi. Bu sırada üç kadında gülmeye başlamıştı. Sonradan MinJi'nin aklına gelen şey ile ortam ciddileşmişti. "Bu arada büyükanne ona benim doktor olduğumu söylemedin değil mi?" diye sormuştu.
Yaşlı kadın başını sallayarak "Hayır sadece bir hastanede çalıştığını söyledim" dedi. Genç kadın derin bir soluk alarak "Bu çok iyi. Bu aramızda kalsın. Çünkü çocuğa bakmayı kabul ettim" dedi. Onun sözleri ile Misa ve Agata şaşırarak ona bakmıştı. "Kabul mü? Sen o çocuğa bakmayı kabul mü ettin?" dedi ikisi aynı anda. MinJi gayet ciddi bir şekilde "Evet, ettim. Biraz dinlenmem ve kafa toplamam gerek. Eminim şuanda birçok çocuktan ziyade tek çocukla ilgilenecek kadar enerji tüketebilirim. Üstelik bana asistandan daha fazla para verecek!" dedi.
Genç kadına anlayış ile bakan ikili konuyu değiştirerek "Sen ne yaptın MinJi? Evlenmeyi düşünmüyor musun artık?" diye soran Misa onun dalgınlığa girmesine izin vermemişti. Onun sorusu ile gülen MinJi "Bana sorana da bakın. Sen neden evlenmedin?" dedi. Genç kadının bakışları hemen hüzünlenmişti. MinJi yanlış bir soru sormuş gibi Agata'ya bakmıştı. Yaşlı kadın ona başını sallayarak soruyu sormaması gerektiğini söylemeye çalışmıştı.
Misa ise bunu hissetmiş gibi hafif bir gülümseme ile "Neredeyse evleniyordum ben?" diye karşılık verdi. MinJi bakışlarını genç kadına çevirerek "Anlıyorum. Olmadı demek?" diye masumca sordu.
Misa biraz hüzünlü bir gülümseme ile "Evet, olmadı. Son anda başkasını sevdiğini anlamış," dediğinde MinJi sinirli bir şekilde ayağa kalkarak "Bunu gerçekten yaptı mı? Kim o...? Söylesene kim o aşağılık herif?" diye sorarken genç kadın başını öne eğerek "O ve sevdiği kadın geçen yaz bir kazada öldü!" dediğinde MinJi'nin yüzü beyaza kesmişti.
"Ben özür dilerim... Çok özür dilerim canım ben bilmiyordum!" diye üzülerek genç kızın yanına çökerek elini avucunun arasına almıştı. Ama az sonra kapıdan gelen ses ile ikisi de irkilmişti. "Agata teyze!" diyen tiz bir erkek sesi ile iki kızın da tüyleri diken dilen olmuştu.
********************