Sabah Noyan'ın rahat kollarından beni uyandıran bu defa telefon olmuştu. Hiç susmuyordu ve benim çok uykum vardı. Israrla çalan telefon yüzünden birkaç defa istemsizce homurdandım. Noyan usulca kolunu kıpırdatıp yanına koyduğu telefonuna uzandığında bile gözlerimi açmamış, ona biraz daha sokulmuştum. “Efendim Ateş?” dedi sesi hâlâ uykulu ama sertleşmeye başlamıştı. Göz kapaklarım titredi. Ateş’in ismi geçince birden içim merakla doldu. Kulak kesildim. “Bugün depoya geçiyorum. Gelecek misin?” diye sordu Ateş. Kaşlarım farkında olmadan çatılmıştı. Depo mu? Ne deposuydu bu? Hiçbir şeyden haberim yoktu. “Evet, geleceğim. Bensiz başlama.” Sonra telefon kapanırken ben de tam anlamıyla uyanmıştım. Neye bensiz başlama diyordu ki? İki gözüm birden açıldı, vücudumu toparlayıp yatağın içinde do

