O karanlık, rutubet kokulu depoda ayakta duruyordum. Bedenim dimdik, yüreğim taş gibi ağırdı. Halit başını kaldırdı, çatlamış dudaklarının arasından titrek bir ses döküldü: “Tutkun… Kızım… Ne olur yardım et.” Bir anlığına her şey sessizleşti. “Kızım” demesi, içimde öyle yabancı, öyle sahte bir yankı yaptı ki, ne olduğunu anlayamadan boşluğa bakar gibi dondum. “Ben bir şey yapmadım!” dedi sonra panikle. “Yemin ederim! Beni tuzağa düşürdüler! Her şeyi Serkan ayarladı, ben—ben bilmiyordum...” Noyan'la bakıştık. İkimizin de kaşları çatılmışken Noyan yeniden Halit'e döndü. "Ne Serkan'ı?" Diye bağırdı sert bir sesle. O esnada Ateş ağalar da içeri girmişti ama arkada kalmış dinliyorlardı. "Vallahi billahi zorladı beni. Tutkun'u Noyan'ın yanından alacaksın bir açığını bul dedi. Ben kabul et

