SERKAN Yoğun bir toplantıdan çıkıp eve geldiğimde gökyüzü kararmaya başlamış, bahçedeki yemek masası kurulmaya başlanmıştı. Kravatımı gevşetirken derin bir nefes verdim. İçimdeki öfkeyi saklamaya çalışarak sedirlere göz gezdirdim. Babam yine her zamanki köşesinde oturuyordu. Tespihini ağır ağır çekerken ifadesiz bir yüzle beni izliyordu. Onun hemen yanında abilerim Sertaç ve Serhan… İki büyük bela. İçimden hiçbir şey yapmak gelmiyordu ama bir süre yanlarında görünmem gerektiğini biliyordum. Bu evdeki görünmez kurallardan biri buydu: Eve gelince önce babanın elini öpeceksin, sonra oturup birkaç laf edeceksin. Ter basmış gömleğim, zonklayan şakaklarım ve patlamak üzere olan sinirimle sedirin ucuna iliştim. "Hoş gelmişsen," dedi babam, gözünü benden ayırmadan. Tespihi bir sağa bir sola çek

