KUYU

2168 Words

Hydra Adası’nda vakit, dünyanın geri kalanından farklı bir ritimle akardı. Burada güneş, sadece bir günü başlatmak için değil; kayalıkların arasındaki her bir çatlağı, denizin her bir kıvrımını ve insan ruhunun en kuytu köşelerini aydınlatmak için doğardı. Aras ve Elif için bu ada, sadece bir sığınak değil; on yıllık bir yangının ardından küllerinden doğdukları kutsal bir mabet haline gelmişti. İstanbul’un o beton kuleleri, kan kokan vasiyetnameleri ve babaların birbirine miras bıraktığı o kadim nefret, bu masmavi suların çok ötesinde, başka bir gezegene aitmiş gibi kalmıştı. Birinci Perde: Şafağın İlk Işıkları ve Sessiz Yeminler Aras, sabahın ilk ışıkları zeytin ağaçlarının gümüşi yaprakları arasından süzülürken uyandı. Yanında mışıl mışıl uyuyan Elif’in yüzüne baktı. Elif’in yüzü, yıll

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD