5.Bölüm

2096 Words
Bu da neydi? "İdil," Kulağımın dibinde hissettiğim sesle sinirlerim daha da gerilirken, "Hadi." "Bırak kolumu Oktay." Oktay şaşkınlıkla bakarken bu uzun sürmedi, sırıtarak güldü. Geri çekilip ellerini cebine soktuğunda, "Hiç değişmeyeceksin değil mi?" Ona doğru döndüm. Kollarımı bağlayarak, "Kim sana sözleneceğimizi falan söyledi ki?" Yoktu böyle bir şey! "Ferit amca." Durdu. "Ha senin gerçekten haberin yok. Sanırım yakın zamanda buradan olmayışından kaynaklı." "Ferit amca. İkimizin bir oturup konuşmasını istiyordu İdil." Sinirle dudaklarımı birbirine bastırdım. Bir süre yurtdışındaydım. Erasmus'ta. Ama geleli iki üç ayı geçmişti. Babam nasıl olur bana söylemezdi?! "Hadi biraz daha gecikirsek bizi merak edecekler," diyerek kolumdan tutmaya yeltendiğinde, kolumu çekerek dokunmasını engelledim. Görkem'e dönüp bakamadan yürüdüm. Masaya geldiğimizde babam annemin göz işaretiyle bize dönerken yüzünde güller açtı, elinde tuttuğu kadehini masaya koydu. "Ooo kimler gelmiş?!" Müstakbel damadım demesinden korkarken şükür onu demedi. Oktay'a sarılırken ben de direkt masaya oturdum. Omuzlarımda annemin ellerini hissettiğimde başımı kaldırdım. "İyi misin kızım?" Gülümsemek için kendimi zorladım. Elini okşadım annemin. "İyiyim anne." Annem endişeli bakışlarını yüzümde gezdirirken babam Oktay'ın omzunu keyifle sıktı. Bize doğru döndüler. Karşımda Müge ablam, Kaya eniştem otururken Mina da yanımdaydı. Diğer sandalyeler boştu. Annem üzerindeki şalını düzelterek Oktay'a gülümsedi. "Hoş geldin oğlum." "Hoş bulduk Sevde anne." diyerek annemin elini öperken kaşlarımı çattım. Ne annesi ya? Annem gülerek, "Anne için biraz erken olmadı mı Oktay?" dedi. "Olsun olsun," dedi bu kez babam da, araya girerken. "Şimdiden alışsın." Suratım iyice asılırken kenarda duran kırmızı şarabı kafaya diktim. "Abla," dedi solumda oturan Mina. Elinde de telefonu vardı. Kulağıma doğru fısıldadı. "Biraz hızlı başlamadın mı? Şarabı kafaya diktin ya!" Gözüm onunkine takıldı. "İçmeyeceksen versene." "Abla..." dedi bu bana cevap olurken onun önünden kadehini alıp yarısını diktim kafaya. "Bir sorun mu var? Sen içmezsin ki kolay kolay." "Karışma Mina, önüne dön ve yüz bin takipçilik twitter sayfanla ilgilen!" "Aman be seni düşünen de kabahat!" diyerek ergence tavır yaptığında gözlerimi yumup başımı eğdim. Canım zaten sıkkındı. Kimseyle konuşmak sohbet içinde olmak istemiyordum. "E annenler yok mu?" "Birazdan burada olurlar Ferit amca." dedi Oktay Müge ablamın yanına boş sandalyeye otururken. Ceketini düzeltti. "Ben direkt şirketten geldiğim için hızlı oldu. Biliyorsunuz bizim ev karşıda." Bileğindeki saatine baktı. "Malum İstanbul trafiği de cabası." "Haklısın oğlum," dedi ve masabaşına oturdu. "Meryem'e söyleyelim de biraz geciktirsin servisi. Dünürlerimiz gelene kadar." "Ah olur hayatım." Ne dünürü ya... Ne dünürü? Başıma ağrılar girmişti. Herkes masadayken benim aklım Görkem'deydi. Ne yapıyordu acaba... Daha önemlisi nasıl hissediyordu... İçim sıkılırken babam ortaya daha sıkacak bir soru attı. Ellerini kenetleyerek keyifle Oktay'a baktı. "Ee konuştunuz mu İdil ile daha önce?" Oktay bana bakışlar atarken yüzümü ondan çevirdim ve yarım kalan içkimi de içerek bitirdim. "Kızım biraz yavaş iç." Babamın sert sesiyle ona dönerken bana gözleriyle uyarıcı bakışlar atıyordu. "Affedersin... baba." "Daha konuşmaya fırsatımız olmadı. Onca yıldır tanışmamıza rağmen," Bana döndü. "İdil bir yabancıymışım gibi davrandı bana." Çünkü seni hatırlayamadım hıyar. Zaten kaşla göz arası nereden çıktığını da hiç bir zaman anlayamayacağım. "İdil," yeniden babama döndüm. "Doğru mu bu? Oktay'ı nasıl tanıyamadın? Eskiden sık sık görüşürdünüz." Palavra mı sıkıyordu? Aramızı yapmak için. "Uzun zaman olunca... Unutmuşum baba. Sonradan hatırladım," Oktay'a döndüm. "Sizi." "Sizi mi? Ah yapma ama İdil. Biz eskiden daha çok samimiydik seninle." diyerek elime uzanmaya kalkıştığında elimi masadan kaldırarak kucağıma koydum. "Araya mesafe ve zaman girince insan nasıl hitap edeceğini bilemiyor." "Daha aşağıda garajdayken Oktay diyordun bana," dediğinde onu umursamadım. Bunun üzerine devam etti yine de. "Bu arada yeni şoför aldınız sanırım Ferit amca. Daha önce görmemiştim valenizi." Babam kaşlarını çattı. "Görkem'den mi bahsediyorsun?" Dirseklerini masaya koydu. "Eğitimi için burada değildi. Bizim Semih'in oğlu. Babasına yardım eder." "Ah, oldukça genç. Ben de neden şoförlük yapıyor diyorum." dedi lüzumsuz lüzumsuz. Sonrasında Oktay'ın da ailesi geldiğinde servisler sunuldu ve yemek yemeye başladık. Kalabalık masada bir yandan sohbet edilip bir yandan kadehler tokuşturulurken çatalımla tabağımdaki yemeyi oynuyordum. Birden midem bulanacak gibi olduğunda yüzümü buruşturdum ve sandalyeyi iterek masadan kalktım. "Kusura bakmayın benim bir lavaboya gitmem gerekiyor." Kimsenin cevabını beklemeden eve doğru koşar adımlarla giderken elinde tepsi ile çıkan Meryem abla ile göz göze geldik. "İdil? Yavrum iyi misin?" "İyiyim abla. Bir lavaboya gidecegim." "Tamam yavrum." Onun yanından geçip lavaboya girecekken arka bahçe tarafından eve giren Görkem ile göz göze geldik. Onun hüzünle dalgalanan gözlerini gördüğümde elindeki alet çantasını yana bırakarak yanıma geldi. Yüzüme bakınca endişe gözlerinde belirmişti. "Iyi misin sen?" Yanaklarımı kavradı birden. "Betin benzin akmış." "Şarap çarpmış olmalı. Aç karna içtim." Başını salladı silikçe. "Görkem..." dedim halen yanaklarımda olan ellerini tutarken. "İnan bana haberim yoktu. Olsa bunca zaman saklar mıyım? Söylerim sana hemen." "Biliyorum İdil. Sen seninle söylemek istediğim bir şey var deyince..." Gözlerini yumdu ve açtı. "Ben sadece o an... Sizi öyle görünce o adama saldırmamak için zor tuttum kendimi. Ferit babanın karşısında seni küçük düşürmemek için. Sizi utandırmamak için. Sonuçta ben sizin için evin kahyasının oğlu-" parmaklarım dudaklarına kapandı. "Deme öyle." "Öyle ama." Sert bir soluk verdi. "Seni bu kadar düşünmesem o herifin çoktan ağzını yüzünü dağıtmış parçalara ayırmıştım!" Sakalına gitti elim. Okşadım. "Ben de bana kızdın küstün ondan arkanı döndün sandım..." Güldü. "Ben hiç öyle bir şey yapar mıyım?" Sesi yumuşamıştı. "Sana hiç arkamı döner miyim? Ne zaman yaptığımı gördün ki?" Yanağımı sevdi. "Sadece o an bir şey yapamayacağımı yapmak istesem de yapamayacağımı öyle iyi biliyordum ki daha fazla manzaraya şahit olmak istemedim." "Ah Görkem..." dediğimde sarıldım ona. Göğsü beni hemencecik kabul ederken saçlarımda ellerinin dokunuşunu hissettim. Ardından hızla geri çekilerek dudaklarından öptüm. "Ben senden asla vazgeçmeyeceğim Görkem." Dudakları kıvrıldı. "Benim vazgeçmem mümkün sanki..." Ben de bu sözlerine karşılık gülümserken yeniden dudaklarına yumuldum ve onu doyasıya öpmeye başladım. Çenemi ve yanaklarımı kavrayıp beni öpmeye başladığında kollarım ensesine gitti ve boynuna sarıldım. Birbirimizin dudaklarını tüketmeye yemin etmiş gibi öpüşürken karnıma ve daha aşağısına sıcak tohumlar düştüğünü hissedebiliyordum. Nefes nefese geri çekilirken, dudaklarına doğru konuştum. "Gel benimle." "İdil..." "Gel." Onu çekerek ara koridora girerken misafir tuvaletine girdik ve kapıyı kilitleyip kapıya yaslandım. Dudaklarımız yeniden buluştuğunda bu kez daha derin ve büyük öpücükle karşılık verdi sevgilim. Ellerimiz birbirinin üzerinde dolaşırken göğsünden aşağı doğru kaydırdım ve pantolonun üzerinden oğlunu kavradığımda inledi. "Siktir..." "Özledin mi beni?" diyerek fısıltıyla konuşurken yeşil gözleri harlandı ve yeniden öpüşmeye başladığımızda bu kez seri ve hızlıydık. Geri çekildi. Beni kalçalarımdan kavrayıp lavabonun önüne getirdiğinde mermere yasladı. "Ellerini daya." Dudaklarım kıvrılırken dediğini yaparak ellerimi lavabonun mermerine dayadım, lavabo küçük ve dar bir alana sahipti. Hiç sorun değildi. Onu arkamda tüm bedeniyle hissedebiliyordum. Başını çıplak boynuma eğince sıcak dudaklarını tenimde hissettim. Aynadan onu izlerken göz kapaklarım kapanmamak için direniyordu. "Hızlı olacak. Canın yanarsa söyle." Gülümsedim. "Her zamanki gibi." O da güldüğünde parmakları çenemi kavradı, yüzümü yana çevirdiğinde bir müddet yüzümü seyretti, bunu yaparken parmakları çenemi yanağımı sevmeyi ihmal etmiyordu. "Seni çok özledim..." Sesi... İçimin karıncalanmasına yol açarken buram buram şehvet kokuyorduk. "Deli gibi özledim seni." Dudakları dudaklarıma yapışınca göz kapaklarım daha fazla direnemedi ve kapanarak öpüşüne karşılık verdim. Yüzümü avuçlayarak kafasını sağa sola yatırarak beni haşince öpmeye devam etti. İnleyerek onu daha çok öperken tutku giderek büyüyordu. Hızla geri çekildiğinde nefes nefese beni izledi. Bu bakışı tanıyordum. Gülümseyerek elim beyaz tişörtünden içeriye kayarak çıplak teniyle buluştu ve avucumu gezdirerek kot pantolonunun kemerini çözmeye başladım. Düğmeleri de açarak elimi içeriye soktuğumda üzerine yapışan dokusunu hissettiğim baksırın üzerinden aletine dokundum. Dişlerini sıktı. "İdil..." Yüzüne yaklaşarak nefesimi vurdum. "Oğlunla oynamamı seviyorsun biliyorum..." Gözbebekleri koyulaştı, öfkeli baktığını sandığım gözlerinin aslında şehvet dolu olduğunu biliyordum. "Biraz daha devam edersen canın da acır." O da benim gibi yüzüme yaklaşarak nefesini verdi. "Bilirsin sert sikerim." Dudaklarım kıvrıldı. "Bilmez miyim?" Avucuma alabildiğim kadar alıp sıkıp okşmaya başladığımda kendisini tutarak kafasını geriye attı. Biliyordu ki inlersek iniltilerimiz çığlıklarımız yankılanırdı ve en alt katta olmamıza rağmen birileri duyardı. "De-devam et..." Kesikleşen nefesi beni daha çok gaza getirirken bu kez parmaklarım çeviklikle baksırının içine girdi ve aletini sarabildiğim kadar sarıp yukarı aşağı sıvazlamaya başladım. Bunu yaparken sıkmaya ihmal etmiyordum. "İçine boşalacağım. Kes şunu." dediğimde elim son kez ona dokunup bölgesinden ayrıldı. Hızla beni ters çevirip sırtımı göğsüne yaslarken aynadan göz göze geldik, gülümsedim. Kolundaki saate baktı. "On beş dakikamız var." Daha fazlasında şüphelenirlerdi. Biliyordum. "Bana uyar." Eli eteğimin içine girerken bacaklarımı okşayarak bacak arama ulaştı, ancak duraksayıp gözlerini aynadan bana cevirmesiyle dudaklarımı ısırdım. "Siktir!" dediğinde inanamıyormuş gibi bakışlarını bensen kopararak eteğimi kaldırdı ve gözleri büyüdü. "Altında bir şey yok senin?!" "Evet çıkardım." "Deli edeceksin beni!" Birden yere çomelip yüzü bacaklarımın arasına girdiğinde kalp atışlarım hızlandı. Bacaklarımı iki yana açabildiğim kadar açarken mermere sıkıca tutundum. O da ellerini bacaklarıma dokunarak tutunurken dili kadınlığımda gezindiğinde inledim. Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Islaksın." "Görkem! Yap şunu!" diye inildediğimde hızla doğruldu, daha fazla oyalanırdı ama zamanımızın kısıtlı olduğunu biliyordum. Pantolonun önünü açarak kendini soyduğunda çıplak heybetli erkekliğini aynadan görebiliyordum. İçim harlanırken kendini ağırca okşadı. Yeterince büyük ve sert gözüküyordu. Dikleşmişti. Bacaklarımın arasında sızı giderek büyürken eteğimi açtı. Kalçalarımı ona doğru yatırarak eğik pozisyona geldiğimde bacaklarımı açtım. Popomu avuçlayıp sıktığında, "Tenin de süt gibi... Bembeyaz İdil." dediğinde yutkundum. "Ufacık dokunmam ile kızarıyorlar!" Yarığımda heybetli aletini hissettiğimde öleceğim sanmıştım, gözlerim kapanarak nefesim ciğerlerime zor ulaşıyordu sanki. Kendini bana sürtüyordu. Belki hazır olmam için. Ama ben çoktan hazırdım. "Sıkı tutun." Ellerim terliyordu, mermere tutunmak için daha büyük çaba sarf ettim. "Sert gireceğim." dediğinde sesi nefesi kulağımdaydı. Ve dediği gibi olmuştu gerçekten. Tüm aletini ilk seferde içime sokunca ağzım aralandı, kafamı geriye attım. Birkaç saniye bekledi ardından hızlı ve sert gitgellerine başladığında sarsılıyordum. Başım öne düştüğünde saçlarım iki yana düşerek yüzümü kapatmıştı. Üstümün çıplak olduğumu söylemiş miydim? Meydanda olan memelerim de sallanıyordu. Bedenlerimizin birbirine çarpma sesi banyoda duyulurken yankı yapmamasını diliyordum. Gitgelleri giderek hızlandığında yerimde kayıyordum, duramıyordum. Parmaklarım mermeri sıkmaktan bembeyaz olmuştu. "AH! BEBEĞİM...." Geliyor muydu... "O daracık amını- Oh! İdil..." dudaklarımı dişleyerek ellerim bu kez aynaya tutunduğunda aynanın yüzeyinde kayıp duruyorlardı. "Oh... AH!" "Sikiyorum seni." Ahlaksız konuşmasını seviyordum, her zaman beni cezbediyordu. "Sikiyorum daracık amı- OH... Bebeğim... Gel bana. Akıt suyunu. Ev... Evet... Ah... Ahh... Evet böyle." Hemen boşalmak istemiyordum ama zirveye de ulaşmak üzereydim. "Gör... Görkem!" Adını fısıldayarak hızla geldiğimdr boşalmıştım. Çok saniyeler geçmeden o da, "Geliyor- geliyorum!" Dişlerini sıkarak konuşuyordu. "Amını sikiyorum! Geliyoru-... AĞHH!" Hırlayarak boşaldığında o kadar uzun boşalmıştı ki geri çekilip aletini içimden çıkardığında hâlen sıvıları damlıyordu. Peçeteyle kendini silerken ona dönüp eline dokundum. Ne istediğimi anlamış gibi sırıtırken elimle peceteyi kavrayıp aletini sildim. Sonrasında oyun hamuru gibi oynamaya başladığımda gözleri çakmak çakmaktı. "Yapma... Zamanımız kalmadı." Hâlen onu istiyordum. Yüzüne yaklaştım, dudaklarına bakarak kısık sesle konuştum. "Doyamadım beni sikmene. Seni istiyorum." Bakışları dudaklarıma oradan çıplak duran memelerime kayınca tek kaşıni kaldırdı. "Demek bir daha sikilmek istiyorsun?" Dudaklarımı dişleyerek başımı hafifçe salladım. "Memelerinin arasına geleceğim!" dediğimde karnım ağrımaya başlamıştı. Bu beni heyecanlandırmıştı. Yere dizlerimin üzerine çömeldiğinde aletini okşayarak dik durdum, aletini elime avucuma alıp iman tahtama dayadığımda iki mememi de avuçlayarak sıktım. Birleştirip aletinin etrafını sardığımda inledi. "Sikeyim..." Böylesine bir haz başka hiç bir yerde yoktu. Kendini ağırca yukarı aşağı hareket ettirirken ben de dik durmuş çenemi kasıklarına dayamış onu izliyordum. Bir kolunu banyo dolabına yaslamış diğer eli de omzumda ağırca memelerimi sikiyordu. "Hızlan Görkem!" dediğimde emrime uyarak hızlandı. Memelerimin arasında sertçe kayıp çıkarken daha çok sıktım memeleri. Ona yasladım. Hırlayarak omzumdaki eli başımı kavradı. "Geliyorum.... Geliyorum bebeğim." Kendinden geçmiş vaziyetteydi. "Sike- Ah! O memelerini... Oh!" Giderek hızlandı. "Oh... Ohhhh...." Rahatlayarak geldiğinde menisi çatalımdan3 karnıma doğru akıyordu. Doğrulup erkekliği ile göz göze gelince sırıtarak erkekliğine yaklaştım. Ucunu ağzımın içine aldığımda başımın daha sert kavrandığını hissettim. "İdil... Yapma güzelim yanarız." Geri çekilip alttan gözlerine baktım. "Yanmadık mı zaten?" diyerek dilimi erkekliğine sürüp ucunu yeniden ağzıma aldığımda, "Sikeyim... Şimdi de ağzını mı sikeceğim?!" diyerek hırladı. Başımı hafifçe sallarken bakışları ondan çekip aletine indirdim. Dilimi uzatıp yalamaya başlamam ile kapı önünden adım seslerini duymam bir oldu. "İdil?! Neredesin?" Duraksayıp geri çekildiğimde Görkem ile göz göze geldik. Yutkundum. "İdil?!" Kapı vurulduğunda irkildim. "Burada mısın?" Kapı kolu oynadı. "Kilitlemişsin de." Kapıya vurdu. "İdil açar mısın kapıyı?!" "İyiyim anne," diye bağırdım. Musluğu açtım. Su şarıl şarıl akarken, "Geliyorum birazdan." "Seni merak ediyorum. İyi misin gerçekten?!" "İyiyim!" "Aç kapıyı." Gözlerim büyüdü. Panikleyeceğimi hissettiğimde Görkem elini ağzıma kapattı. Gözleriyle sakin olmamı söylüyordu. "İdil açar mısın kızım kapıyı?!" "Kapının arkasına saklanacağım, sen de sakince açacaksın." dedi fısıltıyla. Başımla onayladım. "Tamam." "Sakin kal." Görkem kapının arkasına saklanırken ben de üzerimi düzeltip yüzüme su çarptım ve musluğu kapatarak kapıya yöneldim. Kilidi çevirip kapıyı açtığımda annemin endişeli bakışlarıyla karşılaştım. "Niye açmıyorsun ödüm koptu kızım?!" "İyiyim anne dedim ya..." Birden bana sarıldığında annemin bir an panikatağı olduğunu unutmuştum. "Midem bulanmıştı. Şarap çarptı herhalde." Geri çekildiğinde saçlarımı okşadı. "Ah kızım benim..." dedi ve o an bakışları arkama kayarken durdum. Kaşları çatıldı. "Anne..." dedim korkuyla. Kalbim ağzımda atıyordu. Ben de onun baktığı yere bakarken arkamızda ayna olduğunu gördüm. Siktir... Annemin bakışları yeniden bana dönerken, bu kez kızgın bakıyordu. "Babana bu durumu nasıl açıklayacaksın merak ediyorum." Şimdi sıçmıştık. Annem bağırdı. "Görkem! Çık!" Görkem daha fazla saklamanın anlamı olmayacağını anladığında arkamda belirdi. Annemin kızgın bakışları şimdi ikimizin arasında gidip geliyordu. "Şimdi söyleyin bana... Lavaboda ne yapıyordunuz?"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD