Serhat’tan,
Geçmişiyle ilgili anlattıkları, söyledikleri yalan mı gerçek mi bilemezdim. Zaten içimde aşka sevgiye dair tek bir kırıntı bile kalmamıştı ama bizim ilişkimiz hakkında söylediklerini inkar edemezdim.
Gerçekten de ona evlilik teklif ettikten sonra cehennem ateşimizi beraber alevlendirmiştik. Bu günahımı temizlemek için sevmediğim bir kadına nikah kıymak benim diyetim olacaktı belki de.
Kafamı toplamak için biraz zamana ihtiyacım vardı. Aslı’ya hemen nikah kıymam söz konusu değildi ama aramızdaki her şeyi kesip atmak için de erken gibi geldi.
Beni anlaması dileğiyle son kez konuştum.
“Bak, sana haksızlık etmek istemiyorum. Evlilik sözü verdim kabul ediyorum ama kendi içimde kabullenemeyeceğim şeyler var. Sana karşı hiç bir duygu bulamıyorum şu an. Böyle bir adamla evlenirsen sana da yazık olur.”
Daha demin kendimden uzaklaştırmıştım ama hemen aramızdaki mesafeyi kapatıp göğsüme elini koydu.
Gece işlediğim günahın ağırlığından mı bilmiyorum ama ona karşı içimde tek bir his bile oynamıyordu dokunsa da. Kaçmaya ihtiyaç bile hissetmiyordum ama o bundan yüz bulup göğsümü okşamaya çalışırken konuştu.
“Şu an çok şaşkınsın sevgilim, masum olduğumu anladığında eminim hislerin geri gelecek.”
Haklı olabilir mi diye düşündüm.
Sonuçta aylardır sevgiliydik. Uzaktayken onu özlüyor, gece gündüz konuşuyordum.
Dersleri yüzünden yorgun düşüp erkenden uyuyacağım dediğinde sabah bir türlü olmuyordu.
Memleketten başka yerden kız almak istemediği için direnen annemi evliliğimize ikna etmeye çalışıyordum.
Aslı’nın bizim hayatımıza uyumayacağını, mutsuz olacağımızı söyleyip duruyordu.
Tam her şey yoluna girmişken bu defa da Aslı’nın geçmişi aramıza girmişti. Kalbim ona karşı adeta taş kesilmiş gibi hissediyordum.
Günahını göze alarak bakışlarımı gözlerine indirip dokunuşundan etkileniyor muyum anlamaya çalıştım.
Suratımdan ne anladı bilmiyorum ama bir adım geri çekilerek üzerindeki havluyu bir anda çözüp yere attı.