Serhat’tan,
Karşımda anadan üryan duruyor ve beni tahrik etmeye alışıyordu.
Gece kudurmuş gibi s.meye doyamadığım bedeni şimdi beni sadece iğrendirdiğinde yüzüne boş boş baktım.
Arkamı dönmeye bile ihtiyaç hissetmiyordum çünkü gözümde kadın olarak bir değeri kalmamıştı.
Onu istemediğimi söylediğim halde hala kendini s.tirmeye çalışması nasıl arsız olduğunu gösteriyordu.
Karşımdaki çıplaklığını kale almadan soğukkanlılığımda konuştum.
“Boşuna uğraşıyorsun Aslı. Daha fazla kendini küçük düşürme. Seni istemiyorum, sevmiyorum bile. Sokaktaki herhangi bir kadın kadar bile etkilenmiyorum.”
Her kelimemle yüzü allak bullak olurken yumruk yaptığı elleriyle göğsüme vurmaya başladı.
“Allah seni kahretsin! Nasıl bir anda bu kadar değişebiliyorsun yaa! Hayvan mısın sen! Hayvanlar bile s.tikleri dişiyi sabahına terk etmez! Hiç mi hatırım yok, yaşadıklarımızın hiç mi kıymeti yok? Beni o.pu gibi hissettirmeye senin ne hakkın var?”
Yere attığı havluyu eğilip iki elimle tuttuktan sonra omuzlarına sardım. Tahrik olmuyordum ama zaten yeterince günaha bulanmışken çıplak bedenini daha fazla gözüme sokmasına izin veremezdim.
Göğüslerini kapadığımda öfkesi gitmiş yine ağlamaklı bir hal almıştı.
“Bize bunu yapma Serhat.”
Söyleyecek bir şeyim olmadığı için sustum o da şimdi aldığım ana lanet ettiğim yüzüğü bir kez daha gözüme tuttu.
“Söz veriyorum sana bu yüzüğün hakkını vereceğim. Evlendikten sonra istersen sensiz sokağa bile çıkmam. İstersen çarşaf bile giyerim. Sen ne istersen o olur. Benim aşkımız için yapamayacağım fedakarlık yok.”
Bir kadını ağlatmak berbat bir histi. Sokaktaki herhangi bir kadın olsa yine ağlasın istemezdim ama kalbim Aslı’ya karşı buz kesmişti sanki. Söyledikleri beni ikna edeceğine artık sinirimi bozmaya başlamıştı.
“İstediğin yüzükse sende kalsın tamam mı. İyice saçmaladın artık daha fazla uzatma. Ben şu an seninle konuşmakta bile zorlanıyorum. Biraz düşünürsen böyle bir adamla evlenmek istemediğini sen de anlayacaksın.”
Umutları tek tek kırıldığında suratıma boş boş baktı.
“Bu iş burada bitmedi. Beni özleyeceksin, köpek gibi kapıma döneceksin ama ben seni o kadar çok seviyorum ki bu yaptıklarını unutup seni yine kabul edeceğim.”
Bu kadarına razıydım. Olanları geri çeviremeyeceğime göre zamana bırakmak en doğrusuydu. Söylenecek başka bir şey kalmadığı için ahiretimi yaktığım odadan çıkıp holdeki vestiyerden eşyalarımı aldım.
Arkamdan gelmemesi iyiyi. Zaten yerince zorlanmışken daha fazla uzatmasına katlanmak istemiyordum.
Kapıyı açtığımda içeriden bir kırılma sesi daha geldi.
Onu böyle geride bırakmak vicdanım için zor olsa da en doğrusu bu deyip önce kapıdan sonra apartmandan dışarı attım kendimi.
Yalnız kalmak istemiyordum çünkü geri dönüp iyi olduğundan emin olmak isteyen bir tarafım vardı. Konuşacak, kafamı dağıtacak biri lazımdı.
İstanbul’da geniş bir arkada çevrem vardı ama hepsi aynı zamanda Aslı’nın da arkadaşıydı. Geriye kalan tek seçenek için teflonumu çıkardım.
Narkotik polisi arkadaşım Ömer Mirzaoğlu.