Aslı’dan,
Neyim var neyim yok ortaya dökecektim. Serhat üzgünüm deyip beni p.ç gibi ortada bırakamazdı. Gerekirse daha sonra ben onu bırakırdım ama adım Aslı’ysa bu iş burada bitemezdi.
“Ağlama Aslı. Daha sonra çok daha çok üzüleceğimize yol yakınken ayrılmak en doğrusu.”
İki avuç içimle birden göğsüne vurup ittirdim.
“Sana yol yakın mı geliyor yaa! Nasıl yol yakın! Evleneceğiz dedin, bak!”
Nohut kadar taşı neredeyse gözüne soktuktan sonra devam ettim.
“Bu yol yakın mı oluyor? Resmen evlilik vaadiyle kandırıp s.tin beni! Şimdi de bana patlak diyorsun. Sence ben her önüme gelene bacaklarını ayıran bir kadın mıyım? Kaç aydır konuşuyoruz seninle, öyle olsam çoktan yatmak isterdim. Sen evlenme teklif ettin bana, güvendirdin. Şimdi de or.pu gibi ortada bırakıyorsun!”
Her kelimemle başı daha çok öne eğiliyordu. Ne kadar pişman olduğunu gözlerimle görüyordum ama ben kesinlikle pişman değildim.
Bu Hanzo benim bakire olmadığımı düğün günü öğrense tutup kurşuna bile dizebilirdi ama şimdi kendisi de benimle aynı konumdaydı.
İlacı yedirip kendimi s.tirerek hayatımın en kazançlı yatırımını yapmıştım. Bu noktaya kadar gelmişken de pençelerimden kurtulamazdı.
Az evvel vurduğum göğsüne şimdi ellerimi okşar gibi koyup bedenlerimizi birbirine yasladım.
Biraz tahrik olsa işler çok daha kolay giderdi.
“Lütfen beni artık üzme. Sen sözünden dönecek bir adam değilsin. İkimiz de bu konuşmaları hiç yapmamış gibi unutalım olur mu. Aşkımızın tadını çıkaralım. İkimiz beraber harika bir gece geçirmişken lütfen zehir etme. Geçmişimi kurcalamak yerine bizi seç, aşkımızı seç.”
Hafifçe ayak parmaklarımım üzerinde yükselip dudaklarına sokuldum. Bedeni kasım kasım kasılıyor ama beni hala itmiyordu.