HAYAT Toygar arabayı çalıştırmak zorunda kaldı ama yüz ifadesinden söylediklerimin ona ağır geldiği, kalbinin tam ortasına saplandığı, içini parçaladığı belliydi. Direksiyonu tutan parmakları beyazlamıştı; çenesini sıkıyor, gözlerini yoldan bir an bile ayırmamaya çalışıyordu. Her an ağlayacak gibi bakıyordu; sanki tek bir kelime daha duysa, tek bir bakış yakalansa çökecekti. Onu bu halde görmemek, için yönümü sağ tarafımdaki cama döndüm. İçim kan ağlasa, göğsümün içinde bir şeyler paramparça olsa bile bu defa gözyaşlarımı taşırmamakta kararlıydım, ağlamayacaktım. Dışarıyı izlemeye koyuldum, gözlerimi sokak lambalarına, kaldırım kenarlarına, hızla geride kalan vitrinlere sabitledim. Sokaklardan, caddelerden geçiyorduk. Şehir her zamanki kalabalığıyla akıyordu ama benim için her şey durmuş

