Eve gelene kadar tek kelime etmemiştik. Eflal’in gerginliğini hissedebiliyordum, oh beter olsun. Güzelim nah heykelimin içinden geçmişti iki salak, yetmiyormuş gibi bizim de içimizden geçiyorlardı az daha. Bir de Sedar çıkmıştı tabi. Ama canına okudum benimkilerin. Onlara verdiğim bir görevi nasıl olurda başkası öğrenirdi? Onlara da ayrı sinirliyim. Eve girdiğimizde sinirim daha da arttı. Olayın yaşandığı ortama yaklaşmak hafızamı tazeliyordu. Hadi her şeyi geçtim, ya ona bir şey olsaydı? Kendini nasıl böyle bir riske atardı aptal bir nah heykeli için? “Aşkım özür dilerim valla bak,” dedi kendini acındırarak. Dişlerim arasından tısladım. “Heykeli kaldırmayı kabul etmedin. Ben de kendimce plan yaptım. Planda bizi riske atmak yoktu, tamamen adamların aptallığı ve Azer’in iş bilmezliği.”

