Partiden sonraki günler, sanki yoğun bir sisin içinde yürüyormuşum gibi geçti. Görünürde her şey yolundaydı; Devran ile edilen kahvaltılar, bahçedeki eğitimler, müzik odasındaki huzurlu akşamlar... Ama derinlerde bir yerde, Alev’in ruhuma akıttığı zehir kök salmaya başlamıştı. Onun sözlerini zihnimde durmadan evirip çeviriyor, iyileşmesine izin vermediğim bir yara gibi sürekli kurcalıyordum. Bir varis. Bir oğul. Ona asla veremeyeceğin o şey... Devran bunun bir önemi olmadığını söylemişti. Varis umurunda değildi, ben ona yetiyordum. Ama uykunun haram olduğu o geç saatlerde, şüphe kapı altından sızan bir duman gibi zihnime süzülüyordu. Ya sadece nazik davranıyorsa? Ya bir gün ailenin üzerindeki baskısı dayanılmaz bir hal alırsa? Ya- "Yine daldın." Gözlerimi kırpıştırarak kendime geldim;

