3.Bölüm

1000 Words
" Hakan!" Bu ses ona aitti. Hakana sertçe bakarken, yanımıza gelmişti. Bir bana, bir kardeşine bakıp “ Ne oluyor?” Sert bakışları kardeşindeydi. Hakan yüzüme bakıp, “ Bir şey olduğu yok. Avukat hanım fazla asi.” Yüzüne bir tane çakmak istiyordum. Gel beni delirt, sonra bir şey yok de. Asi olduğunu da dedi İzem. İç sesim iki dakika sus! Evet duydum dedi. Hakan bana, abisi ona sertçe bakarken, Asansöre doğru ilerledim. Şu an kimseyle uğraşamayacaktım. Düğmeye bastığım an asansör durdu hızla bindim. Derin nefes almaya çalıştıkça kalbime bir sızı giriyordu. İçimde bir huzursuzluk vardı. Sanki hiç geçmeyecek gibiydi. Korkuyor muydum? Babama zarar vermelerinden korkuyor muydum? Bunun cevabını bilmiyordum. Yıllar önce babamı aldı benden. Şimdi ise canı ile tehdit etmişti. Kalbim sıkışıyordu, nefes almak bile canımı yakıyordu. Anneme daha doyamadan, toprak almıştı onu benden. Sonra babamı aldılar ellerimden. Toprak almadı ama, Bahri Umman canımı yaka yaka aldı babamı ellerimden. Dönüp ardıma baktığımda, kardeşim kalmıştı. Bir ben, bir kardeşim kalmıştık, bu koca dünyada. Ne benim, ne onun birbirimizden başka kimsemiz yoktu. Teyzem vardı ama oda ailenin yerini tutar mıydı? Tutmazdı. Benim ailem kardeşimdi. Onun ailesi bendim. Bizim tek güvencemiz kardeşliğimizdi. Kardeşimde elimden kayıp gider diye, ödüm kopuyordu. Ben onsun ne yapardım? Hiç bir şey. Ben annemi kaybettim, kardeşimi kazandım. O gün, annemi toprak aldı, kardeşim gözlerini dünyaya açtı. O küçük yaşımda, omzuma o kadar yük almış, ve hayatım boyunca öyle devam etmiştim. Hep güçlü durmak zorundaydım. Yıkılırsam kardeşim mahvolurdu. Benim yıkılmam, pes etmem bana yasaktı. Kendime çok yasaklar koymuş, hayatıma öyle devam etmiştim. Her sabah, sağlam ve dimdik bir şekilde mücadele ettim. Benim savaşım, Hem hayatla, hem kendimle. Ben kendim için, bu zaman kadar ne yaptım? Koca bir hiç. Hep insanlar için bir şey yaptım. Peki benim için bir şey yapan oldu mu? Hayır olmadı. Ben herkese koştum ama, kendime yetişemedim. Elimi kalbime yerleştirip, Kendimi dışarı attım. İyisin kızım hemde çok . " Bekle." Yanımda beliren kişiye göz ardı edip yürümeye devam ettim. " seni ben getirdim, ben götürürüm." Şu anda bunun bir önemi yoktu. umursamayarak caddeye çıktım. Benimle beraber yürüdüğünde, olduğum yerde durdum. Sert bir yüz ifademle yüzüne baktım. " Gerek yok." Hiç bir şey demeden yanımdan ayrıldı. Derin bir iç çekip gördüğüm taksiyi durdurdum. " Değişim saati abla" dedi ve uzaklaştı. " Niye duruyorsun o zaman?! Gerizekalı. " sinirle konuşurken önümde duran arabaya baktım. Bu onun arabasıydı. Camı indirip " İnat etmede bin" dedi Çağıl. Ne inadından bahsediyordu bu? “ İnat yapacağım son insan bile değilsin.” Dedim bakışlarımı yüzünden çekip, yürümeye başladım. Etrafa bakındığımda taksi felan yoktu. Şansızlık bu olsa gerek. Yanımda gördüğüm arabasıyla, yüzüne baktım. " Konuşmamız gerekiyor." Dedi net bir ifade ile yüzüme bakarken " Tehdit felan mı ediceksin sende?" Dedim alayla. " Konu başka " kaşımı çatmıştım. " Ne konuşucağın inan umurumda bile değil." Umursamayarak yürümeye devam ettim. Oda arabasıyla ilerliyordu. Pes etmiyor, hala ısrarcıydı. " Bahri umman'ın hapiste çürümesini istiyorsan beni dinlemen gerekiyor." Dedikleri ile sertçe yüzüne baktım " Çocuk mu kandırıyorsun sen? " dedim ciddiyetle. Alay ediyordu benimle resmen! Bakışları netti. " Biner misin artık şu arabaya" dedi bıkkınlıkla. dediklerinden hiç bir şey anlamamıştım. Anlamam gerekiyordu. Etrafa göz gezdirdiğimde, taksi denen bir araç yoktu. Onunla gitmek istemiyordum. O arabaya bir kez binmiş, babası ile görüşmüş, ve bitirmiştim her şeyi. Ne onu, ne Bahri Ummanı bir daha görmek istemiyordum. Arkadan korna sesi işittiğimde, yüzüme bakıp" İzem, beni bir kez dinle. Sonra ne yapmak istiyorsan özgürsün." Sert bakan gözlerim, onun ciddi bakışları ile karşı karşıyaydı. " Alo? Sizi mi beklicem!" Dedi arkadaki adam kornaya basarak. Yüzüne bakıp " Patlama! " dedim sesimi yükselterek. İki dakika beklese ne olurdu sanki? Hiç. Çağıl’ın yüzüne baktığımda, Ciddi bakışları ile yeşil gözlerime bakıyordu. Söylediği saçmalığı açıklaması gerekiyordu. Sırf merakımdan, arabasına binmiştim. " Kemerini tak" dedi uyarıcı bir sesle. Kemere baktım. Şu an kemer mi umurundaydı? Yüzüne kısa bir bakış atıp kemerimi takarken “ Emriniz olur.” Dedim sertçe. Yüzüne baktığımda, kısa bir bakış atıp önüne döndü. Bana neden, böyle bir şey dediğini merak ediyordum. Babasını cezaevine göndermek mi istiyordu? Çok saçmaydı hemde çok. Yoksa sırf beni merakta bırakmak için, ya da arabasına binmem için mi yalan söylemişti? Yüzüne merakla baktım. Bana söylediği saçma şeyi açıklamak zorunda. " Babanı neden hapse atmak istiyormuşsun merak ettim." alayla söylediğim cümle ile yüzüme bakmayıp " anlatıcam. " net bir sesle Kaşlarımı çattım. Ne zaman anlatıcaktı? İşte karşısındaydım, anlatsındı. Neyi bekliyordu? “ Anlat o zaman.” Yoldan gözlerini çekip, yüzüme baktı. “ Acelen mi var?” Diye sordu. Konu Bahri olunca acelem hep vardı. Hemen öğrenmek istiyordum. Ama onun kastettiği, bir yerden bahsediyordu. Başımı olumsuzca sallayıp” Acelem yok ama konu Bahri olunca acelem hep var.” Dedim. Bakışlarını yoldan çekmeyip, “ Ayak üstü konuşulacak bir konu değil.” Ciddiyetle yola baktı. “ Ayakta değiliz ki.” Dedim önüme dönerek. Hissettiğim bakışlar ile yüzüne baktım. Ciddi misin? Bakışı atarken, Omuz silktim. Oturuyorduk işte, anlatsın artık. Ama yok, beyfendi ne derse o. Bu tavırları hiç hoşuma gitmiyordu. Bir an önce gitmek istiyordum. Ama önce öğrenmem gereken şeyleri öğrenmeliydim. Beş dakika sonra, müstakil bir evin önünde durdu. kaşımı çatıp Yüzüne bakıp " Neredeyiz?" Dedim. " Bu konuları dışarda konuşmak istemiyorum. " dedi ve arabadan indi. Kaşımı çatıp kemerimi çıkarıp indim. Herhalde onun evindeydik. Evine giriceğimi düşünmüyordu dimi? Olduğum yerde durup, sertçe yüzüne baktım. " Yabancıların evine girmek huyum değildir. Hele ki o yabancı düşmanımın, oğluysa." Yüzüme bakarken, mimik bile oynamamıştı suratında. " Düşmanının, düşmanı senin dostun olmalı." Kaşlarımı çattım. Ne demekti bu şimdi? Onun da mı, düşmanıydı? Başımı olumsuzca salladım. Şu an kandırılıyormuşum gibi hissediyordum. Yüzüne bakıp " Düşmanının, Baban olduğunu, ve seninle dost olmamı mı söyledin az önce?" İdrak edemiyordum. Başını evet anlamında hafifçe salladı. Ben şu anda neyin içerisindeydim? Babası neden düşmanı olsun? Benimle alay ediyordu resmen. Kendime kızıyordum. Başından beri ne yapıyordum ben?! Benim gerçekten burada ne işim vardı? Söylediği her şey bir yalandı. Ona asla inanmıyordum. İnanmam da gerekmiyordu. Ciddi bakışları, yüzümdeyken başımı olumsuzca salladım. " Buraya gelmem bile hataydı. Resmen alay ediyorsun benimle." Sert bakışlarımı yüzünden çekip, çıkış kapısına ilerledim. Gitmek istiyordum sadece. “ Baban dediğin Bahri Umman, benim annemin katili.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD