6.Bölüm

999 Words
“Çağıl’ın annesinin katili, Bahri Umman.” Yavaş adımlarla arabama doğru ilerledim. Babamdan doğrusunu öğrenmiştim. Bir insan bunu nasıl yapabilirdi? O insan mıydı? Hayır değildi. Olmamalıydı. Derin bir nefes alıp, arabama bindim. Ofise doğru sürdüm. Çağıl'ın annesini, babası öldürmüştü. Bu çok acı bir durumdu. Bunu nasıl taşıyordu. Bu acıyla her gün nasıl yaşıyordu? Tahmin etmek bile istemiyordum. O adamın yüzüne her gün bakıyordu. Babası denen o şerefsize. Önümdeki araç yolun ortasında durduğunda, kaşlarımı çattım. Ne yapıyordu bu? Kornaya bastım. İlerlemiyor durmuştu. Sabır gerçekten sabır. Arkamda bir sürü araba vardı. Herkesin işi gücü vardı. Bu adamı mı bekleyecektik. Kornaya tekrar basıp, camdan kafamı kaldırıp " Alo? İlerlesene!" Adam camdan kafasını kaldırıp, elindeki telefonu gösterip " Telefon ile konuşuyorum! Beklesene az!" Ne saçmalıyordu bu? Telefonla konuşuyorsa, kenara çeksin arabasını. " Çek kenara o zaman arabanı. Burada seni mi bekleyeceğiz?" Öfkeyle yüzüme bakıp, arabasını çalıştırdı. Sabah sabah, hiç çekemiyordum bu insanları. Ofise geldiğimde, arabadan inip binaya ilerlerken telefonum çaldı. Çantamdan telefonumu alıp, arayana baktım. telefonu kulağıma yerleştirip, binanın içine girdim. " Alo çilli naber?" Çillerim var diye, Çilli denilmez ama bir insana. Ama ben çillerimi seviyordum. O yüzden sorun yoktu. " Ofise geldim. Senden naber?" Diye sordum merdivenlerden yukarı çıkarak. " Ne olsun iş güç. Ne dicem sana, akşam bir şeyler mi yapsak? " dedi neşeli sesi ile. " Biraz eğlenelim." Dedi ardından. " Çok iyi olur. Haberleşiriz akşam." Kendi kapıma geldiğimde" Tamam o zaman öptüm görüşürüz." Gülümseyip " Görüşürüz Çiçeğim." Telefonu kapatıp, çantamdan anahtarları çıkardım. Kapının girişine, anahtarımı sokacakken kapı kendiliğinden açıldı. Kaşlarım çatılırken, aklıma gelen kişiyle yutkundum. Umarım Görkem, kapıyı bu şekilde aralıklı bırakmıştır. Yavaş adımlarla içeriye girdiğimde, direkt salona geçtim. Salona girdiğim an, Koltukta oturmuş ciddi bir yüz ifadesi ile yüzüme bakıyordu. Tam da tahmin ettiğim kişiydi. Çatık kaşlarımın ardından baktım yüzüne. Ayağa kalkıp, karşıma geçti. Çantam ve telefonu masaya yavaşça bırakıp, yüzüne baktım sertçe. " Babanın çiftliği sandın herhalde burayı. Öyle istediğin gibi girip, çıkamazsın." Sert bakışlarım, gözlerinde gidip gelirken " Yirmi dört saatin doldu İzem. " Benden bir cevap bekliyordu. Ben ona hala güvenmiyordum. Evet babam söylediklerini doğruladı ama bilmiyorum işte. İçimdeki ses hayır diyordu. Tam bana bir şey diyicekken, telefonu çaldı. Cebinden telefonu çıkartıp, ekrana baktı. Telefonu kulağına yerleştirip, yüzüme baktı. " Acil değilse, sonra." Dedi net bir sesle. Karşı taraftan ne duyduysa, bu hoşuna gitmemiş olucak ki kaşları çatıldı. Sert bakışları, öfkeliydi. " Emin misin? " diye sordu. Merakla yüzüne baktım. İçimdeki ses iyi şeyler olduğunu hiç sanmıyordu. Herneyse bu beni de ilgilendiriyordu sanki. Telefonu hızla kapatıp, yüzüme baktı. " İzem, Bahri şu anda babanın koğuşuna kendi adamını sokmuş. " Ne demek bu şimdi?! " Ne?" Dedim şaşkınlıkla. " Senin bizimle çalışmayacağını anladı. O yüzden babanı." Lafını tamamlamasına izin vermeden. " Sus!" Sesimi yükseltip öfkeyle gözlerine baktım. Babama bir şey olmayacaktı. Ama Bahri adamını oraya boşuna da koymamıştı. " İzem seninle son defa konuşmaya geldim. Bahri'nin bundan haberi yok. Benimde bunu yaptığından haberim yoktu. Olsaydı izin vermezdim. " derin bir nefes aldı. Kalbim hızla atıyordu. Babama bir şey yapmasından delice korkuyordum. " Bahri o adamı oraya süs olsun diye koymadı. Amacını gayet sende iyi biliyorsun." Aramızdaki mesafeyi kapatıp, ateş eden gözlerimi, gözlerine sabitledim. " Kes sesini. Babama hiç bir şey olmayacak. Anladın mı." Geri adım atıp, öfkeli gözlerimle " Ara babanı." Dedim sertçe. Yüzüme bakıp, hiç bir şey yapmadı. " Çağıl! " dedim sertçe. " Ara babanı konuşmak istiyorum." Telefonu eline aldığında, derin nefes aldım. Başka çarem yoktu. Kabul etmezsem, babamı... Gözlerimi sıkıca kapatıp, açtım. Telefonu bana uzattığında, ekrandaki isme baktım. Bahri Umman. Yazıyordu. Baba yazmıyordu. Yüzüne baktığımda, ciddiyetle yüzüme baktı. Elindeki telefonu alıp, kulağıma yerleştirdim. " Kenan ile uğraşıyorum Arama şimdi." Babamla uğraşıyordu. Ona zarar vermekle uğraşıyordu. " Benim İzem." Dedim hızla. Karşıdan bir kaç saniye ses gelmedi. Çağıla baktığımda, dikkatle beni izliyordu. " Avukat Hanım. Umarım güzel haberler verirsiniz bana. " istediği cevabı vericektim. " Kabul ediyorum." Dedim yutkunarak. " Adamlarını, babamın yanından çek. İstediğin oldu, sizinle çalışacağım." Karşıdan keyifli bir ses geldi. " Kabul ettiğinde göre, adamlarımı babandan uzak tutacağım." Dedi net bir sesle. Doğru söyleyip söylemediğini bilmiyordum. Çağıla baktığımda, elini uzattı. Telefonu istiyordu. Kulağımdan çekip, ona verdim. " Hemen şimdi, nasıl adamları içeriye soktuysan aynı şekilde çıkartıcaksın Baba." Küfür eder gibi sert ve ciddiydi. Telefonu kapattığında " Yapıcak dimi?" Meraklı gözlerime bakıp " Merak etme." Dedi beni rahatlatmak ister gibi. Derin nefesler alıp, cama doğru ilerleyip camı ardına kadar açtım. Çağıl'ın yüzüne bakıp, derin bir iç çekip, dudaklarımı araladım. " Başlayalım." ././././././././././././././././ Derin bir nefes alıp karşımdaki adama baktım. " Ne yapmam gerekiyor?" Diye sordum iç çekerek. Yüzüme ciddiyetle bakıp dudaklarını araladı. " Elinde olan bilgilerle dosya hazırlayıp hakimin karşısında ne söylenip ne söylenmeyeceği ile ilgileniceksin o kadar. " dedi net bir şekilde. Sadece yüzüne baktım. " Senin edindiğin bilgiler doğrultusunda başka biri duruşmaya girecek. Böyle olması senin için daha iyi. " dedi netçe. Kaşımı çatıp " kim istedi böyle bir şeyi?" Bahri istemezdi çünkü. " Ben böyle olmasını istedim." Dedi net bir sesle. " Diğer türlü olmasını mı isterdin izem? " sertçe yüzüme bakmaya devam ederken " Bahri Tüm katilleri aklamak için senden delil bulmanı isteyecek ve duruşmada savunmanı. Bu mu olsun izem? " sanki bana seçenek veriyordu. Kendi istediğini bana sunmuştu zaten. Ama söylediklerine diyicek bir şeyim yoktu. Benim için en iyisi buydu çünkü. Ayağa kalkıp " Kahve yapıcam ister misin?" Diye sordum kibarca. Kesin kibarca sormuşsundur. İç sesimi susturmak istiyordum. Bazen onca felaket başına gelir ve sen kalkıp bir kahve yaparsın. " Olur." mutfağa geçtim. Kahveyi çıkartırken nasıl içtiğini sormayı unuttuğumu hatırlamam ile durdum. " Nasıl içiyorsun?" Diye seslenecekken mutfağa gelmişti. " Sade." Dedi düz bir sesle. Mutfak camına geçip gecenin karanlığını seyrederken kahveye baktım. Önce sade kahve yaptım o olurken bende kendime bol sütlü kahve hazırladım. Sütlü kahve içmek vazgeçilmezimdir. Sade kahve olduğunda fincana yerleştirip yüzüne baktım. Sigarasını içiyordu " Kahven" dedim düz bir sesle. Bakışlarını dışarıdan alıp bana baktı. Uzattığım kahveyi eline aldığında bende kendi kahveme baktım. " Zehir atmadın umarım." Dedi ciddiyetle. Ne dedi o? Kaşımı çatıp yüzüne baktım alay ediyordu benimle ama ciddi bir alay! “Gönül rahatlığı ile içebilirsin." dedim sahte bir şekilde…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD