Babam ile daha görüşememiştim. Acilen görüşmem gerekti.. Emniyetten arkadaşım Umut, yarın sabah için bir görüş ayarlamakla uğraşıyordu. Umarım görüşebilirdim.
Eve gelir gelmez, ayakkabılarımı çıkarıp ev terliğimi ayağıma geçirip odama ilerledim. ceketimi çıkarıp yatağa bıraktığım sıra zil çaldı. Kol saatime baktığımda kardeşimin hala dershanede olduğunun bilincinde, odamdan çıkıp merdivenlerden aşağı indim.
İkinci defa zil çaldığında " Geldim!" Dedim sinirle. Her kimse beklese ölmez dimi? Bunu ancak yapacak olan bir kişi vardı.
Kapıyı açtığımda karşımda Görkem, gülümseyerek bana bakıyordu.
Sinirle yüzüne bakıp " Her seferinde şunu yapmayı kes!" İçeri girip kapıyı kapattığında salona ilerledim.
" İnsan sevdiği insanlarla uğraşmayı sever izo! " dedi gülerken. Arkamı dönüp yüzüne baktım
" Sen nereden geliyorsun? Sana ofise git dedim yoktun?" Merakla sorduğum sorulara kaşını çatıp " sen iyi misin?" Dedi direkt. Değildim hemde hiç!
İç çektim. İyi olmadığımı anlıyordu hemen. " değilim." Dedim mutfağa ilerlerken.
" kötü bir şey olmuş. Anlat ne oldu?" Dedi endişeyle yanıma gelirken.
Kahve makinasını ayarlarken yüzüne baktım " Bahri'nin oğlu bugün ofisteydi." Yüzü şaşkın bir hal alırken " Ne demek oğlu ofisteydi?!"
beni süzüp " sana bir şey yaptı mı izem?" Dedi endişeli bir sesle. " Hayır." Dedim net bir şekilde.
Rahat bir nefes alıp " Hakan Yıllar sonra ne için gelmiş ya şerefsiz!" Kendi kendine söverken dudaklarımı ıslatıp " Hakan gelmedi ." Dedim kaşını çatıp yüzüme bakarken " Çağıl umman" dememle anlamsızca yüzüme baktı.
Kaşlarını çatmaya devam ederken. " Oğlu." Dememle şaşırıp öylece yüzüme baktı.
....................................................
Kahvelerimizi içerken " Her şeyi anladım ama şimdi en önemlisi ne yapacağımız?" Dediğinde oflayarak bardağı masaya bırakıp yüzüne baktım.
“ Bilmiyorum Görkem.” Şu anda ben hiç bir şey bilmiyordum.
" Baban yıllardır cezaevinde. Sen hukuk okudun, babanı kurtarmak için. Ama sürekli engeller ile karşılaştın. Bahri umman engel koydu önüne " dedi tüm gerçekleri söyleyerek. Bunları biliyordum. Ama birinin böyle anlatması, neler yaşamışım, dedirtiyordu insana.
Gözlerim istemsizce dolarken yutkundum. " İnsan gerçekleri duyunca her şeyi daha net anlıyormuş. " derin bir nefes alıp " Yıllardır onu oradan çekip almak için debelendim. Bahri hep gizliden engeller koydu. Şimdi ise tehdit! Babam için ya yanıcaktım o çukurda! Ya babamı kurtarmak için çıkıcaktım o çukurdan!" burukça yüzüme baktı.
.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Alarmın sesi kulaklarıma dolduğunda yüzümü buruşturup gözümü araladım. Komidinin üzerinde bulunan telefonumu elime alıp alarm kapatmamla kaşlarımı çatmam bir oldu.
Saat dokuz olmuş ve ben hala yatıyordum! Kaç kez alarmı kapattın İzem.
İç sesim çok haklıydı. İstemeye istemeye yatağımdan kalkıp banyoya girdim. İşlerimi hallettikten sonra çıktım. Aynadaki yüzüme bakıp dağılmış saçlarımı toplayıp odadan dışarı çıktım.
Merdivenlerden aşağıya inip kardeşimin odasına girdiğimde uyuduğunu gördüm. Gülümseyip odadan çıktığım gibi mutfağa ilerledim. Güzel bir kahvaltı hazırlamaya başladım.
Menemen olurken kardeşimin odasına geçtim. Uykucu yatıyordu hala. Yanına gidip battaniyeyi üzerinden çekmemle " Ya abla!" Dedi mızmızlanarak. " kalk bakalım uykucu" dedim saçına buse kondurup cama ilerledim. Perdeyi çekerken " Hadi ada uyan! Daha ekmek alıcaksın." Dedim.
" of bir kerede ekmek almaya gitmim ya!" Dedi isyan ederek gözlerini açtı. Gülerek yüzüne baktım " Benim dimi her gün taze ekmek isteyen? " oflayıp gözlerini kapatıp battaniyeyi üzerine çekti. " Ada!" Dedim battaniyeyi üzerinden çekip " Beş dakika içinde hazırlanıp ekmek almaya gidiyorsun. Ha ben gitmiyorum diyorsan bana uyar." Dedim ve odadan çıktım.
Dünden kalan ekmek vardı ama ada hanım taze ekmek yerdi. Madem taze istiyor o zaman tıpış tıpış gidicekti.
Mutfağa girip kahvaltılıkları masaya yerleştirirken " Çıktım!" Kardeşimin sesi ile gülümsedim.
Ada geldiğinde bende menemeni ocaktan alıp masaya yerleştirdim. Afiyetle kahvaltı ettikten sonra odalarımıza çıkıp hazırlanmaya başladık. Umut babam ile görüşme ayarlamıştı. Bir de babamdan dinleyelim neler olduğunu.
Makyaj masama geçip, güzel bir makyaj yapmış, aynadaki yüzüme bakıyordum. Makyaj yapmak bir terapi gibiydi benim için. Saçlarımı toplamıştım.
Annemin kolyesine dokunup gülümsedim.
Beni iyi hissettiriyordu.
.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-.-
Bir o tarafa, bir bu tarafa dolanıp duruyordum.
Babama sıkıca sarılmak istiyordum.
Kapı açıldığında, gözlerimin rengiyle aynı olan, yeşil gözlerine baktım.
Beni huzurlu kollarının arasına aldı. Saçlarımı, öpüp koklarken sıkıca sarıldım. Gözlerimi kapatıp bu an hiç bitmesin istedim.
Ayrılıp, yanaklarımı öpüp gülümsedi.
" Güzel kızım." Dedi içimi ısıtan sesi ile.
Tebessüm ile yüzüne bakıp, yerimize geçip oturduk.
" Bu gün görüş günü değil. Yine kaçak yollarla geldin dimi?" Hem sırıtıyor, hem kızıyordu.
Bazen görüş günü haricinde de gelirdim. Yasal yollarla tabi.
" Napim özledim geldim." Ellerimi tutup, öptü.
" Nasılsın?" Diye sordu.
Senin içeriye girdiğin günden beri kötüyüm baba. Diyemedim.
Tebessüm edip " İyiyim baba. Sen nasılsın? " ne kadar saçma bir soruydu. Nasıl olsun ki. Dört duvar arasında bir insan ne kadar iyi olabilirse o kadar iyiydi.
" Seni gördüm daha iyiyim." Dedi sıcak bir tebessüm ile. Elini sıkıp, " Sen hep iyi ol."
" Sizde hep iyi olun." Dedi. Kardeşimi de katarak. Biz babamız yanımızda olduğu gün daha iyi olacaktık. Kol saatime baktım. On dakikam kalmıştı.
" Baba" dedim. " Efendim kızım." Dedi.
Dudaklarımı ıslatıp " İnternette yeni bir haber gördüm. Bahri Umman'ın oğlu Hakanın bir abisi varmış. " Ona yalan söylemek istemiyordum ama şu an mecburdum. Zamanı geldiğinde her şeyi anlatacaktım.
Merakla beni dinlerken. " Çağıl Umman." Çatık kaşları ile bana bakarken " Hakan tek kardeş diye sanıyordum. Meğersem abisi varmış. " başını evet anlamında salladı. Bunun doğru olduğu netti.
Babalar aynıydı, ama anneler farklı. Üvey kardeşlerdi.
" Benim bildiğim, Hakan'ın annesi var. Yani tanınan biri olduğundan, bunu biliyorum. Ama Bahri'nin karısı kalp krizinden hayatını kaybetmiş.” Sonucun nereye gideceğini kestirmeye çalışıyor gibi yüzüme bakarken devam ettim.
" İlk eşi, kalp krizinden hayatını kaybetti diye biliniyor. Doğru mu baba?" Merakla yüzüne baktım.
" Bu konuları konuşmayı bize yasakladın biliyorum. Ama karşıma haberleri çıkmışken, merak ettim. Bahri ölen karısından hiç bahsetmemiş. Araştırdığıma göre." Dedim açıklayarak. İyi gidiyordum. Bahri umman hiç bir yerde eski eşinden bahsetmemişti. Buradan yürüyüp gerçeği öğrenebilirdim.
" Bilirsin beni baba. Bu gibi şeyler dikkatimi çeker. Sence neden eski karısından, hiç haber yapmadı?"
Gözlerini kısıp, yeşil gözlerime baktı.
" Cevabını almadan rahat etmeyeceksin dimi?" Başımı evet anlamında salladım. Asla rahat edemezdim.
" Söyleyeceğim ama, ilk ve son Bahri ile alakalı bir bilgi vericem." Dedi ciddiyetle.
Tamam anlamında başımı salladım.
" Çağıl'ın annesi aslında kalp krizinden hayatını kaybetmedi. Bahri öyle bilinsin istedi. " sıkıntılı bir iç çekti.
“Çağıl’ın annesinin katili, Bahri Umman.”