4.Bölüm

1000 Words
“Baban dediğin Bahri Umman, benim annemin katili.” Olduğum yerde kalakaldım. Bu ne demekti şimdi? Nasıl annesinin katili babasıydı?! Yüzüne dönüp, şaşkınlıkla baktım. Buz gibi suratı ile yüzüme bakarken, yutkundum. Gerçekten doğrularımı söylüyordu? Ona inanmalı mıydım. Böyle bir şey nasıl olurdu aklım, mantığım algılamıyordu. Arkasını dönüp, kapıya ilerledi. Evin içine girip kapıyı arkasından açık bıraktı. Benim için açık bırakmıştı kapıyı. O kapıdan girersem, bana bir açıklama yapmak zorundaydı. Ama o kapıdan eğer girmezsem, bunu öğrenemeyecektim. Derin bir nefes alıp, kapıya doğru ilerledim. Yavaş adımlarla içeri girdiğimde, ardımdan kapıyı kapattım. Uzun bir koridor beni karşıladı. Yavaş adımlarımla koridorda yürümeye başladım. Etrafa bakındığımda, muazzam bir dekorasyon ile karşılamıştım. Gri duvarlar, açık renk mobilyalar sade ve şıktı. Salonun ortasında durduğumda, etrafta kimse yoktu. Bu kocaman evde bir kişi bile yoktu. Gözlerim onu arıyorken, salon kapısının ardına kadar açık olduğunu gördüm. Adımlarımı oraya yönlendirdim. Kapıdan dışarı çıktığımda, büyük bir bahçede kendimi buldum. Gözlerim verandada oturmuş, gözlerini bana dikmiş Adama baktım. Evinin, verandasında oturmuş, yeşil gözlerimi yüzüne sabitlemiştim.Tam on dakikadır konuşmuyor, konuşmuyordum. Her şey rüya gibi geliyordu bana. Bir türlü konuya nereden başlayacağımı bilemiyordum. En sonunda bütün düşüncelerimi geride bırakıp sordum. " Evet. Bu saçmalığını açıklar Mısın?" Annesin katili, babası olduğunu söylemişti. Buna yalan söylediğini düşünüyordum. Sırf bu saçmalıklarını dinlemem için, söylediğini düşünürken, bir yanım neden böyle bir şeyi söylesin? Düşüncesi içerisindeydim. Masanın üzerindeki sigara paketine uzanıp, içinden bir dal alıp dudaklarının arasına yerleştirip çakmakla yakarken yüzümü buruşturdum. Sigaradan nefret ediyordum. " Bildiğin üzere Annem kalp krizi geçirdi." Dedi ciddiyetle. Başımı salladım. Bahri Umman ünlü bir iş adamıydı. Karanlık yüzünü, pis işler yaptığını kimse bilmiyordu. Ben bile. Herkes tarafından tanınan biri olduğu için sayfalarca haberi yapılırdı. Araştırmalarımda, annesi kalp krizinden vefat etmişti. " kalp krizi değil. Bahri umman Annemin katili." Yutkunamadım. Annesinin kalp kriziden hayatını kaybettiğini herkes biliyordu. Şimdi ise bunu yalanlıyordu. Onun yalan söyleyip, söylemediğini nereden bilebilirdim? İnanmayacaktım ona. " Doğru olup olmadığını Babandan öğrenebilirsin." Aklımdaki soruyu okumuş, yanıt vermişti. Ne diceğimi bilemiyordum. Babam Bahri ile eski bir dosttu. Bunu bir tek babam bilirdi. Karşımdaki adama güvenmiyordum. Ama babama güveniyordum. Ama bunu babamdan öğrenmek zordu. Babam içeriye girdikten sonra, Bahri Umman konusunu hepimizin diline yasaklamıştı. Babamın, işlemediği bir suçu, neden üstüne aldığını bile bilmiyordum. Babam bunu hepimizden saklıyordu. Öğrenmemi hiç bir zaman istemedi. Ne zaman konusunu açsam, anında konuyu kapatırdı. Ben üstüne geldikçe, hep aramız açılmıştı. Zaten her gün göremiyordum. Gördüğüm zamanlarıda mahvetmek istemediğimden bend ekonuyu kapatmıştım. En azından babam öyle sanıyordu. Bahri Umman'ı çok araştırmış, lakin hiç bir şey bulamamıştım. Kendisi temiz işçilikte bir numaraydı. Karşımdaki, adama baktım. Bahri Umman'a tip olarak hiç benzemiyordu. Sanırım annesine benziyordu. " Gazetelerde, internette benim adımı göremezsin. Bahri ummanın oğlu olduğumu bilirler ama internette veya herhangi bir yerde yer almam. Sende bu yüzden oğlu olduğumu bilmiyordun." Kaşımı çattım. " Onun gibi birin kanını taşımak bile bana ağır geliyorken daha fazla insanların bilmesini istemiyorum." Dedi nedenini açıklayarak. Sigarasından içine çekip dumanı dışarıya verdi. " Anneni öldürdüyse neden sende Bahri ummanı öldürmedin? Sonuçta sende bir mafyasın. Sende elbet bir katilsindir dimi?" Yüzüme baktı sadece. Ne o katil değil miydi? Bahri pis işlerini tek başına yapmıyordur. Çağıl ve Hakan da pis işleri ile ilgileniyordur diye düşünüyorum. " cezaevinde sürünmesini istiyorum. Diğer türlü ölümü çok basit olmuş olur." Dedi net bir ifade ile. " benden ne istiyorsun?" Merakla yüzüne baktım. Keskin bakışları, gözlerimdeyken, " bana yardım etmeni istiyorum. İkimizinde amaçları aynı. Eğer kabul edersen beraber çalışıyor olucaz. Bahri içeri baban dışarı." Dediğinde ne demek istediğini idrak etmeye çalışıyordum. " Bahri'nin sonu gelirse babanı oradan çıkartmamız kolay olucak." Dedi net bir şekilde. Onunla birlik olamamı mı istiyordu yani? " Bahri'yi nasıl alt etmeyi planlıyorsun?" Diye sordum merakla. Sigarasını söndürüp " Oğlu olduğum için bir çok bilgiyi de biliyorum. Tek başıma alt etmek zor. Senin gibi bir Avukata ihtiyacım var." Dedi emin bir sesle. Kaşlarımı çattım " Benim gibi derken? Ellerini birleştirip, ciddi bir yüz ifadesi ile gözlerime baktı. " Babanı kurtarmak istiyorsun. Bende babamı, cezaevinde bir ömür çürümesini istiyorum." Baba, derken bile yüzünün aldığı şekil sanki midesini bulandırıyordu. Gerçekten de babası düşmanı olmalıydı. Bu söylediklerini teyit edecek, bir kişi vardı, oda babamdı. " Söylediklerime, inanmıyorsun. Haklısında da." Gözlerim bunu belli ediyordu zaten. Yüz ifadem ise nasıldı bilmiyordum. " Babana, sorup doğru olup olmadığını, öğrenebilirsin. O zaman ancak bana inanırsın." Gözlerimi kısıp, " Diyelim ki, doğru söylüyorsun. Yinede Bahri'nin oğlu olduğun bir gerçek var. " Dikkatle beni dinlemiş, başını hafifçe sallamıştı. Ayağa kalktım, gidip gerçekleri öğrenmem gerekiyordu. Daha sonra ne yapıcağıma karar vericektim. " Kısa bir zamanın kaldı. Bir an önce baban ile görüşüp, karar vermek zorundasın. " kaşlarımı çatıp, " ee?" Dedim çantamı elime alarak. Ne demeye getirdiğini çok iyi biliyordum. " Bahri tehditlerini, uygular İzem." Dedi net bir sesle. Gözlerimi devirip, yanından ayrıldım. Sadece tehdit, başka bir şey yoktu. İşlerini ancak bu şekilde yürütmeyi biliyordular. " Nasıl bu kadar eminsin?" Kaşımı çatıp yüzüne bakmak için arkamı döndüm. Karşımdaki adama baktım " Bahri'nin babana zarar vermeyeceğine nasıl eminsin?" Diye sordu ciddiyetle. Dudağımı ıslatıp " siz sadece tehdit etmesini biliyorsunuz." yüzüme ciddiyetle bakarken. " Ayrıca size inanmıyorum. Bana oyun oynayıp oynamadığınız ne malum?" Dedim. Soğuk bakışları ile gözlerime bakıyordu. " Evet bir oyun var. Kabul edersen, Bahri'ye bir oyun kurmuş olacağız." Dedi net bir sesle. Ve o oyunun sonunda Bahri cezaevinde olucaktı,öyle söylemişti. Yüzüne sertçe baktım. " Bana gelip babanı bitirmek için bana birlik olalım diyorsun. Sen bana nasıl güveniyorsun? Buradan çıktığımda gidip Bahri'ye tüm dediklerini anlatıp, anlatmayacağım ne malum?" Diye sordum. Bunu yapmayacaktım elbet. Her şeyin doğruluğunu önce öğrenmem gerekti. Ama doğru söylediğini biliyordum içten içe. Eğer yalan olsaydı, beni babama yönlendirmezdi. Yinede gidip babamla konuşacaktım. Gözleri yeşil gözlerimdeyken " Sana güvendiğimden değil. Seninle aynı yerdeyiz. Bunu yapmayacağını biliyorum."Dedi ciddiyetle. Onunla aynı yerdeyiz. Ben babamı kurtarıp, Bahri'den tüm intikamımı alıp, onu cezaevinde kalmasını istiyordum. İkimizinde amaçları aynı yollarla kesişiyordu. Önüme dönüp, geldiğim yoldan geri döndüm. Kapıyı açıp dışarı çıktım. Caddeye doğru adımlarımı attım. Aklımda tek bir soru vardı ya sandığın gibi değilse? Ya dediği gibi yaparsa? Kalbime ağrı girmesiyle elimi kalbime götürdüm. Bahri benden babamı, ondan annesini almıştı. Bu yüzden emindi gidip Bahri'ye bir şey söylemeyeceğimden. - Aynı yol, aynı amaç.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD