HELİN
Gün ışığı gözlerimi resmen deliyordu. Dün gece ben ne bok yemiştim acaba? Siktir!
Esra 'Kalk hadi pis sarhoş' diyerek yüzüme yastık fırlattı. Gerçekten fena içmiştim. Eve nasıl geldiğimi bile hatırlamıyordum.
Kafamı kaldırmamın mümkünatı yoktu. Kafamın içerde filler zıplıyordu. 'Ah saat kaç' diye doğrulmaya çalıştım.
Gözlerimi zar zor açık tutmaya çalışıyordum. Gerçekten her şeyin iyice bokunu çıkarmıştım.
Esra 'Saat 1 derse yetişemeyeceğiz kalkmazsan' dedi. Öğleden sonra 2 saat dersimiz vardı.
Bu halde gitsem bile bir bok anlamazdım. Beynim içi şu anda horon çekiyordu. Midem de yeter artık diye bağırırcasına kötüydü.
Ama derslerimi ihmal edemezdim. Önceki hayatımda okuyamadığım için pişmanlık çok yaşamıştım. Bunu bir daha yapmayacaktım.
‘Tamama kakıyorum şimdi' dedikten sonra banyoya gittim. Kendime gelmek biraz zaman alacaktı.
Duş aldım. Mide ilacımı içtim. Gözüme bir gözlük taktım. Hazır olduğumdan emin olduktan sonra okula doğru yola çıktık.
Esra, yol boyunca yaptığım saçmalıkları anlatmaya başladı. Dün akşam beni o almaya gelmiş öyle dedi.
Kimin aradığından felan bahsetmemişti. Herhalde sınıftan arkadaşlar ben bayılınca aramış olmalıydılar.
Ben en son kaçıncı içkim olduğunu bilmediğim içkiyi yudumlarken yakışıklı bir Barmenin göz kırpmasına gülümsediğimi hatırlıyordum.
Sonrasını şu anca kesinlikle hatırlayamıyordum. Hele ki bu kafayla kesinlikle asla.
Barmende fenaydı yani.
Biraz çapkın oldum bu sıralar kabul ediyorum. Çünkü yapmadığım her şeyi bu hayatımda yapacağıma dair kendime söz verdim.
Sınıfa girip yerlerimize oturduktan sonra içeri Ekin ve Okan girdi. Bize doğru yaklaştılar.
Okan, Esra’yla gayet samimi şekilde konuşmaya başladı. Vay vay vay!
Bunlar işleri baya hızlı ilerletmişti.
Zaten Esra’nın ne kadar sabırsız biri olduğunu bildiğim için pekte şaşırmamıştım.
Ekin tam karşımda durduğunda onu fark ettim. ‘Selam, dün geceden sonra nasıl oldun?' diye sordu.
Dün ne olmuştu ki? Ayrıca bu yakışıklı yalı çapkını benim halimi nasıl bilebilirdi? Keşke bilmeseydi.
Sesimi öksürükle düzeltip ‘Kusura bakma dün geceyi hatırlamıyorum’ dedim. Bana gülümseyip kendi yerine oturmak için ilerledi.
Harika! Sıçtım batırdım.
Adam dün beni görmüştü. Acımış şimdi gelmiş halimi sormuştu. Bende hatırlamıyorum demiştim. Mum yok mu dikmem lazım da..
Ozan yanımızdan uzaklaştığında dönüp Esra'ya baktım. ‘Bana nasıl baktığını göremiyorum. Gözlükleri çıkart’ dedi.
‘Gözlerimden alev çıkmasını görmek istediğine emin misin?’ dedim.
‘Ne oldu?’ diye sordu. Fısıldaşarak konuşmaya başladım. ‘Ekin bana dün geceyi sordu. Dün gece ne oldu?’ dedim.
Esra 'ah söylemeyi unuttum değil mi?’ diyip kafasını salladı. Ne olmuştu? ‘Anlat hemen’ dedim.
‘Beni dün gece Ekin aradı. Daha doğrusu Ozanı aradı. Kollarında sabah tanıştığı kızın bayıldığını söyledi. Bende Ozanın yanındaydım. Sen olduğunu anladım’ dedi. Ha siktir ya!
Esra ‘sen kafayı bulup biraz kendinden geçince ne yapacağını bilememiş' diye açıklama yaptı.
Esra'ya sert bir bakış attıma ama gözlüklerimin arkasından gözükmüyordu. ‘Bunu anlatmayı nasıl unutabilirsin' dedim.
‘Tamam işte anlattım’ dedi.
Ardından sınıfa profesör girdi. Ders sonunda kulüp toplantısı vardı. Ders bittiğinde Esra Ozan ile birlikte kulübe yürürken arkada kalmıştım.
Ekin yanıma geldi. Yanımda yürüyordu. Aramızda ki kısacık mesafeyi geçip ona kafamı eğip bakarak 'Dün için özür dilerim hiç bir şey hatırlamıyorum ve teşekkür ederim Esra'yı aradığın için' dedim.
Kulübün kapısına geldiğimizde durduk. ‘Sorun değil ama hatırlamamana üzüldüm' dedi ve alt dudağını ıslatmak için dilini doları çıkarttı.
Ben kafamı eğerek dudaklarının tanıdık olduğunu düşünürken bir anda aydınlanma yaşadım. Allah kahretmesin Helin.
Dün geceyi hatırlıyordum. Gözlerim şok içinde açılırken, Ekin bana gülümsedi. Bunu bilerek yapmıştı.
Sonra Ozan Ekin'e içeriden seslendi ve o kulübün toplantı odasına girdi.
Siktir ben ne bok yedim böyle? Salak Helin Salak!
Suratında kocaman uyarı yazan tabloyu nasıl görmezden gelerek geçersin?
Bu adam çok yakışıklı beni mahvedecek düzeyde yakışıklı. Onu ben nasıl öptüm? Öfff çokta güzeldi.
Kesin hatırladığımı anladı. Ne yapacağım ben? Kulübe girmezsem şimdi olmazda ama hatırladığımı biliyor olmalı. Neyse sonuçta hatırlamadığımı söyledim.
Hemen olanları Esra'ya anlatmam lazımdı. O içimizde her zaman mantıklı olandı. Ne yapılacağını bilirdi.
Kulüp toplantısındayken Ekine bakmamaya çalışıyordum. Baktığımda ise dudaklarına resmen zoom yapıyordum.
Başım büyük beladaydı.
Toplantı bittiğinde herkes sandalyelerinden kalkıp giderken Ozan Esra’nın yanına geldi. Konuşuyorlardı. Alttan telefonunu çıkarttım ve Esra’ya ‘Acil konuşmamız lazım’ yazdım.
Esra mesajı gördüğünde Ozan’a veda etti. Ekinde Ozanla birlikte çıkmıştı.
Esrayı aldım ve hemen çift kişilik koltuğa oturduk. Esra ‘Daha önce söylemediğim için kızacaksın ama çok önemli bir şey söylemem gerek' dedi.
Onun hakkında konuşacağımızı sanmış olmalıydı. Neyse sıra bana gelene kadar bekleyebilirdim
'Biz Ozan'la çıkmaya başladık 'dedi. 'Ne' diye çığlık attım aslında böyle bir haber beliyordum ama şimdi değildi.
Esra anlatmaya başladı. 'Dün buluşmaya gittiğimde yanında dün ki arka sıramızda kızlar vardı. Ozanı tek başına görünce yanına oturmuşlardı . O sarışın olan yanında cilveli cilveli hareketler yapıyordu' dedi hala sinirli olduğunu belli eder şekilde kaşları yukarı kalkmıştı.
Diğer ayrıntıları anlattı ve 'Ben gidince peşimden koştu yanıma geldi. Bana hesap ödediği için geç kaldığını söyledi. Daha sonra bir şeyler içtik. Ayrılacağım sırada ben biraz sinirledim.
Çünkü açıkça benimle flört edip ama adım atmıyordu’ dedi. Kalasil sabırsız sinirli Esra.
‘Ben sinirlenince saçımı kulağımın arkasına attım. O da bir daha yaparsam beni öpeceğini söyledi. Şaşırdım ama bende tekrar yaptım' dedi.
Ben ağzım açık halde onu dinlerken tek öpüşenin ben olmadığımı anladım. Vay be ne büyülü geceymiş diye düşündüm.
Esra'ya sarıldım ve çok sevindiğimi söyledim. Sonuçta birbirlerine aşıktılar. Hayatları boyunca Ca birbirlerini seveceklerdi.
Kıkırdadık ve ben 'Sana bir şey diyeceğim. Dün gece tek öpüşen sen değilsin’ dedim.
Esra oturduğu yerde doğruldu. ‘Ne diyorsun sen yoksa Mete mi?’ diye sordu.
‘Saçmalama! Ya birde o konu var. Ben Mete’yi fena benzettim. Dün akşam beni sinirlendirdi. Bende onu haşat ettim’ dedim.
Esra ‘Ellerine sağlık canım ama konuya döner misin? Mete değilse kimi öptün?’ dedi.
Başımı eğdim. ‘Esra sanırım ben Ekini öptüm. Dün sarhoşken oldu' dedim.
Esra şok içinde kaldı. Sonra ‘Sanırım mı? Nasıl hatırladın? Hatırlamıyordun' diye sordu kaşlarını çatarak.
‘Ondan az önce özür diledim. Bana hatırlamadığım için üzgün olduğunu söyledi ve bana bakıp dudaklarını yalayınca hatırladım. Muhtemelen ‘o’dur. Çünkü aynı dudaklar tam anlayabilmem için tekrar öpmem lazım’ dedim.
Sanırım onu tekrar öpmek istiyordum.
Bunu düşünürken Esra kafama hafifçe vurdu ve 'Sen salak mısın?’ dedi. Sanırım öyleydim.
‘Bana baştan anlat ne oldu?’ diye sordu.
Ona dün geceyi olduğu gibi anlatmaya başladım. Çok içmiştim ve bir adamı öptüğünü söyledim. Kim olduğunu görmemiştim ama dudaklarını biliyordum.
Esra ‘Bu yaptığına inanamıyorum. Sen böyle biri değildin. Birde adamı isteği dışında öpmüşsün hem de tekrar öpsem diye düşünüyorsun' dedi.
‘Öpeceğimi söyledim. O da kaçmadı. Sonuçta biliyordu’ dedim.
‘Adama pek kaçma fırsatı vermemişsin gibi duruyor buradan bakılınca. Hiç senlik haraket değil bunlar’ dedi.
‘Yapılacaklar listemde vardı. O yüzden yaptım’ dedim.
‘Ah Helin ah, bula bula Ekini mi buldun? Her gün yüzüne bakacaksın adamın’ dedi. Haklıydı.
Kafamı önüme eğip 'çok pişmanım' dedim.
Esra ' Bildiğini biliyor mu?'diye sordu.
'Muhtemelen evet' dedim. Çünkü bana gülmüştü. Hem de sinsice. 'O zaman yapacak tek şey var gidip özür dilemelisin' dedi Esra.
Benim omuzlarım iyice düşünce 'pişman olmak yetmiyor' dedi.
Bende 'perişanım tamam mı? Mutlu oldun mu?'