Seni Yerler

1076 Words
HELİN Ekine özür dilemeye karar vermiştim. Zaten Esra yaptığım saçmalığın peşini bırakmamıştı. Tamam yaptığımın farkındayım ama buna da taciz demek biraz fazla değil mi? Sonuçta öpmeden önce söylemiştim. Ama gene de iznini almamıştım. Bu tabi ki yanlıştı. Açıkçası hemen bu konuşmayı yapmaktan kaçınıyordum. Bir süre hatırlamıyormuş gibi yapmaya devam ettim. Sanırım bu konuda iyiydim. Neden mi kaçıyordum çünkü korkuyordum sanırım. Ya Ekin benden tiksindiğini söylerse ve ben rezil olursam Düşünsene çok yakışıklı bir adamı öpüyorsun ve sana ıyy iğrençti diyor. Rezilliğin daniskası. Esra beni özür dilemem konusunda zorlayıp duruyordu. Hatta bunun için yemek bile ayarlamış. Bunun tabi ki sonradan farkına vardım. Canım arkadaşım mı? Yoksa kahpe arkadaşım mı emin değilim. Bu akşam kesinlikle Ekinden özür dilemem lazımdı . Bu yüzden hep birlikte yemek yiyoruz galiba. Ozan , Esra, Ekin ve ben. Esra yanıma gelip cumartesi akşamı yemek yiyeceğiz deyince Ekinin de olacağını tahmin etmemiştim. Hemen teklifi kabul etmiştim. Cumartesi olduğunda da çok fazla özenmeden üzerime bir bordo bir bluz ve siyah bir pantalon giyerek çıkmıştım. Esra bana sadece Ozanın da geleceğini söylemişti. Bu yüzden Ekinin orada olacağını bilmiyordum. Düşünememiştim. Ozan ile masada oturuyorlardı. Onu orada gördüğümde yaşadığım şaşkınlığı hayal edebilirsiniz. Dilim tutulmuştu. Okul dışında ilk defa onu görüyordum. Gerçekten baya yakışıklı gözüküyordu. Üzerinde beyaz bir gömlek vardı. Üst düğmelerini açmıştı. Göğüs kaslarını belli eden çizgiyi görebiliyordum. Saçlarını yan tarafa taramıştı. Bu kadar seksi gözükmek zorunda mıydı? Allahım bana güç kuvvet ver! Esra benden hızlı davranarak masaya yürüdü. Bunun hesabını ona sonra soracaktım. Ekinin orada olması belki de şaşılacak şey değildi. Sonuçta Ozan ile kuzenlerdi, öyle değil mi? Esrayı arkasından yakaladım. Sonra selam verip yerlerimize oturduk. Ekin tam kaşımda oturuyordu. Gözümü ondan kaçırıp duruyordum ve ona bakmıyormuş gibi gözlerimi kırpıyordum. Bu adama bakmamak imkansız gibi bir şey olması da sanırım benim dezavantajımaydı. Siparişlerimizi alan garson bir süre sonra yemeklerimizi getirmişti. Esra ve Ozan arada sohbetlerine bizi de katıyordu ama ben kafamda ki düşüncelerle boğuştuğum için dahil olamıyordum. Tabağımdaki tavuk ve makarnayla oynamaya karar verdim. Çok fazla yemek yememeye dikkat ediyordum. İştahı çok açık biriydim. Hızlı kilo almak istemiyordum. Önce ki hayatımda kullandığım ilaçlardan dolayı kilo almıştım. Aynı şeyleri yaşamak istemiyordum. Bu yüzden dikkat ediyordum. Ozan ve Esra’ya baktım. Onlar tekrar birbirlerine dalıp sohbet etmeye başladılar. Bazen öyle bir halde oluyorlar ki bizi görmediklerine yemin edebilirdim. Şuan ilişkileri bir saniye bile ayrı kalamıyoruz modundaydı. Bende sessizce yemek yemeye devam ederken, nasıl olurda özür dilerim diye düşünüp duruyordum. Elimi yumruk yapıp çenemin altına koydum ve offladım. Sonra kafamı kaldırdım ve Ekin'le göz göze geldik. Gözleri aşırı güzel. O koyu tonda ki mavi gözleri akşamları çok gizemli duruyordu. Göz göze geldiğimizde sanki o an zaman durdu. Öyle ki beni, ruhumu ve tamamen beni görebiliyordu. Bu kadar derin bakması içime işledi. Derin bir nefes aldım. Ya da iç çektim. Esra, Ozan'ın dediği bir şeye gülünce tüm büyü bozulmuş oldu. Bende kafamı tekrar çevirdim ve sonra önüme baktım. Yani uzun süredir uğraştığım tabağıma baktım. Bir süre daha yemeğimle oynadım. Sonra bir anda Ekin 'Neden bu kadar endişelisin?' diye sordu. Kafamı kaldırdım. Bana bakarken gerçekten neden böyle göründüğümü merak ediyor gibiydi. Sanırım endişemi saklayamamıştım. 'Ben' dedim ve yutkundum. Sol tarafıma dündüm. O tarafa bakınca Esra ve Ozan'ın masadan kalktığını fark ettim. O kadar iç dünyama dalmıştım ki onların masadan kalktıklarını görmemiştim. Sanırım Esra tatlı yemek için seçmeye gitmişti. Kafamı tekrar çevirip Ekine baktım. 'Ben şey..’ diye kekeledim. Artık özür dile vakti gelmişti. Bunu yapmam gerekiyordu. ‘Ben gerçekten geçen gece olanlar için özür dilerim. Senin isteğin dışında seni öptüm. Yaptığım yanlıştı' dedim. Öptüm derken kızardım. Utanmıştım kafamı bir anlığına eğdim. Sonra tepkisini merak ederek kafamı kaldırdım ve gözlerine baktım. Duyduğu şey karşısında biraz rahatlamış gibi göründü. 'Gerçekten bunu mu kafana takıp yemeğini didikledin sabahtan beri? Önemli bir şey oldu sandım’ dedi. Sonra bana boş versene der gibi baktı. ‘Önemli bir şey değil mi?’ Dedim. Beni geçiştirircesine ‘Seni üzecek anlamda önemli değil. Sorun değil yani ama hatırlamana sevindim' dedi ve suyundan bir yudum aldı. Sonra 'Sarhoş olduğunu biliyordum. Artık bunu kafana takma ve yemeğini ye' dedi. Sanırım bu sözleri içime biraz su serpmişti. Eğer benden tiksinmediyse bu aslında iyi bir şeydi. Ona baktım ve hafifçe gülümsedim. Esra, yanımıza geri döndü. Ekinin son söylediğini duymuş olmalıydı. ‘Yemek yemiyor her gün diyet yapıyor. Kimsenin ona şişko demesini istemiyormuş' dedi ve yanıma oturdu. Ona doğru ters bir bakış attım. Esra umursamadı bile, omzunu silkti ve 'Eski kocan öyle diyormuş ya' dedi ve Ekin'e dönerek 'asla evlenmedi ama' dedi. Sonra kahkahayla güldü. O gülerken önünde ki kadehi aldım 'yeterince içtin' dedim. Saçmalıyordu. Tamam onun yanında bende saçmalıyordum ama bu baş başa iken oluyordu. Beğendiğimiz çocukların yanındayken değil! Ozan geldi ve ikisi birlikte gülüşmeye devam ettiler. Ekinden özür dileyip bu yükten kurtulduğum için kendimi daha rahat hissetmeye başlamıştım. Üstelik sarhoş olduğum için anlayışla karşılamıştı. Esra’nın ve Ozanın seçtiği tatlılar gelmeden bir iki şaka yaparak onları güldürdüm ve keyfim yerine gelmişti. Enerjik ve neşeli olmayı özen gösteriyordum. Hayatımı mutlu yaşamam gerekiyordu. Pişman olarak değil! Harika bir akşam geçiriyorduk. Ekinle konuşmak iyi gelmişti. Yemeğimiz bitince hep birlikte masadan kalktık ve yürümeye başladık. Bizim yurdun olduğu tarafa doğru sahilde yürüyorduk. Denizin kokusu ve dalga sesi yatıştırıcıydı. Esra, Ozana sarılarak ve sokakta gülüşerek önümüzden gidiyorlardı. Gerçekten romantik aşıklar olmuşlardı. Ozan Esra’ya aşırı değer veriyordu. Resmen bir dediğini iki etmiyordu. Ozan’ın nasıl bir adam olduğunu zaten biliyordum. O harika bir eş ve harika bir baba olacak biriydi. Onların sevgisi aşk ateşi asla sönmeyecekti. Esra için çok seviniyordum. Birbirlerine bu zaman çizelgesinde de çok seviyorlardı. Ben, Ozan ve Esra’nın arkasından Ekin'le birlikte yürüyordum. Ekin aramızda ki sessizliği bozarak 'senin deyiminle kim sana şişko dedi veya bu şekilde hissettirdi bilmiyorum ama kilo alsan da versen bu sensin. Şuandan bir farkın yok ' dedi. Yüzümde ciddi olduğuna dair bir bakış vardı. Ben 'Nasıl yani şuan berbat bir halde miyim ?' diye panikle sordum. Çünkü şişko halim eskiden kocam olan pislik için berbat demekti. Ekin benim paniğimi gördü ve iki omzumdan da tutarak yürürken beni durdu. Kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Ekin 'hayır.. sen güzelsin' dedi. Ciddi miydi? Ekim bana az önce güzel mi demişti? Bana? Ben onun kulvarında bile değilim. O bu sözleri söylediğinde kalbim yerinden çıkacak sandım. Bu kadar hızlı atmayı unuttuğunu sanmıştım. Ekinin yanakları kırmızıya dönmeye başladı. Bu adam birde utanıyor muydu? Yakışıklı, düşünceli ve şimdi de utangaç eklendi. Seni yerler adamım.... Sen bizim mahalleye geldin geleli, canım Bizde ne akıl kaldı ne de fikir, bittik O endam, eda nedir öyle, hey yavrum Kaç yıllık arkadaşlar birbirimizi sattık Hey, seni yerler, yerler Seni ham yapar bu zilliler Yaylanmadan yürü Yoksa günah bizden gider
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD