HELİN
Kapıyı açtığımda Mete karşımdaydı. Bu neden buraya gelmişti? Bu ne yüzsüzlüktü böyle?
Mete aşırı öfkeli gözüküyordu. Yüzü sinirden kızarmış gibiydi. Sonra tükürükler saçarak konuşmaya başladı.
‘Lan sen beni delirtecek misin? Bu herif için mi beni terk ettin? Mesajlarıma cevap vermiyorsun, beni görmezden geliyorsun he' dedi.
Telefonu gözlerime tuttu. Bir kızın barda çekilmiş fotoğrafı vardı ve sonra arkasındaki kendimi fark ettim.
Ekin'le öpüşürken ve sonra diğer fotoğrafı gösterdi. Ekin beni kucağında taşıyordu. Çok güzel rezilliğim her yerdeydi.
‘Sanane! Ben senden ayrılalı aylar oldu ya sen neden benim hala kapıma geliyorsun?’ dedim.
Ben bu adamı dövmüştüm ve hala yanıma geliyordu. Mete bana doğru adım attı. ‘Bu herif yüzünde mi ayrıldın?’ diye tekrarladı.
'Sana açıklama yapmak zorunda değilim Mete. Defol git’ dedim ve kapıyı kapatmak için uzandım.
Mete kapıya tekme attı ve kapı büyük bir sesle duvara çarptı. Aniden kollarımdan tutarak sarstı.
'Benimle birlikteyken çok namusluydun. Şimdi ne oldu? Dans etmeler, milletle öpüşmeler, orospu musun kızım sen? Sen kimsin lan? Beni millete rezil edemezsin' diye bağırıyordu.
Kollarımı onun ellerinden kurtaracakken birden Ekin arkada belirdi. Mete'yi tutuğu gibi duvara yapıştırdı. Nasıl, nereden geldiğini görmemiştim bile?
Mete bir an neye uğradığını şaşırdı. Ekin'in karşısında zaten en ufak bir şansı olmazdı. Ekin onun yanında dev gibiydi.
Mete bağırarak 'Demek sevgilin burada! Benimle öpüşmene ikna etmem aylar sürdü. Bu adamı odana alman kaç gün aldı?’ diye tekrar bağırdı.
Beni rezil ediyordu.
Ekin sinirle yakasını tuttu ve yumruk attı. Mete haykırdı. Salak dayak yiyecekti. Eliyle gözünü tuttu.
Ekin tekrar yumruğunu havaya kaldırmıştı ki koşarak gidip elini tuttum.
Gözlerine baktım kafamı salladım ve ‘Değmez, bırak defolup gitsin’ dedim. Sonra Mete’ye ‘Gideceksin di mi?’ dedim. Kafasını salladı.
Ekin derin bir nefes alıp Mete'yi indirdi. Mete hızla koştu ve kaçtı.
Bu sırada Esra ve Ozan merdivenlerin başında görüldü. Mete onlara çarparak kaçmaya devam etti.
Esra bana baktı sonra hızlıca yanıma geldi. 'Ne oldu?' diye sordu.
Ben hala Ekin'in elini tutuyordum fark edince yanıyormuş gibi hemen çektim.
Esra'ya dönerek 'Barda olanlar hakkında fotoğraflar geçmiş eline hesap sormaya geldi. Saçma sapan konuştu işte' dedim.
Söyledikleri çok çirkindi ve bunu Ekinin önünde tekrar etmek istemiyordum. Zaten het şeyi duymuştu.
Esra kolumdaki hafif kırmızı ve morarmış yere baktı. Kolumdan tuttu ve ‘Bunu o mu yaptı?' diye sordu.
Ben başımı sallarken Ekin dönüp koluma baktı. Sinirle ellerini saçlarından geçirdi ve 'Onu neden koruduğunu anlamadım. Bıraksaydın da öldürseydim o herifi dedi' dedi.
'Seni koruyordum. Farkında değilsin ama o manyak polis'e giderdi. Belki de şu an da gitmiştir. Bunu sonuna kadar da kullanırdı’ dedim.
Bende on öfkeyle baktım. Meteyi koruduğumu sanıyordu. Ekin özür diler gibi bana baktı. Ama hala Mete’ye sinirliydi.
‘Üstelik sorun değil. Kolum iyileşir ve ben daha kötülerini de yaşadım' dedim.
Ekin tam yumuşarken gene sinirle köpürmeye başladı. 'Bu bir sorun tamam mı? Polise biz gidiyoruz. Darp raporu alacaksın' dedi kolumu göstererek.
‘Ekin aynısını o da yapacak. Seni içeri sokmak için aynısını o da yapar’ dedim. ‘Benim için hava hoş yapsın’ dedi.
‘Hadi’ diye ısrar etti. ‘Olmaz!’ dedim,
Elim sinirlendi ve yan odanın kapısına doğru gitti. Sonra kapıyı açarak içeri girdi.
Yeni komşularımız onlar mıydı? Şaşkın halde Ozan'a baktım.
'Bunu sürpriz yapmak istiyorduk ama olmadı. Yeni komşumuz biziz' dedi.
Ozan 'Neyse görüşürüz kızlar' dedi ve yan odaya girerek kapıyı kapattı.
Esra’ye dönüp baktığımda 'Haberim yoktu. dondurma almak için çıktığımda karşılaştık' dedi. Pekala öyle olsun bakalım.
'İyi misin?' diye sordu. Kafamı salladım ve içeri girdik.
İçeriye girdiğimizde olanı anlatmaya başladım. ‘Mete'den nefret ediyorum. Ne yaptı biliyor musun? Beni Ekin'i odaya almakla suçladı düşüne biliyor musun? Üstelik kendisi evliyken başka kadınlarla odamızda yatmamış gibi çıldırmak üzereyim' dedim.
Diğer detayları da Esra'ya anlatmaya devam ettim.
Çalışma masasındaki sandalyeye oturdu ve 'Oha Şerefsiz' dedi sinirle ve 'Gene de geçmişten bahsedermiş gibi konuşma atık herkes deli olduğunu düşünecek' dedi.
Ben 'onlar benim kaybolan yıllarım' dedim.
O anlar gözümde canlandı. Mete bana evlenme teklif ettiğinde kabul etmiştim. Sonra o gece beni evine götürmüştü.
Ben heyecanlıydım. Benimle birlikte olmak istediğinde işini hızlıca bitirmişti. Asla beni düşünmemişti. Onu seviyordum. Bu yüzden normal olduğunu düşünüyordum.
Zaten evleneceğiz diye kafaya takmıyordum ama sonra hamile olduğumu öğrendim. Bu beni şok etmişti.
Mete’ye bunu söylediğimde bana inanmamıştı. Sonra ailem öğrendi ve Mete’nin ailesiyle görüştü.
Mete ile kısa sürede evlendik. Sadece nikahım olmuştu. Ailem beni zorlamadı ama bebeğim için evlenmek istedim.
Mete’nin ailesi bebeğe ve bana sahip çıkacağını söyledi ama bize ev aldıktan sonra resmen yok oldular.
Hamile olduğum için okulu bırakmak zorundaydım. Sonra altıncı ayda bi komplikasyon gerçekleşti.
Evde Mete ile gene kavga etmiştik. Zaten evliliğimiz çok kötüydü. Mete bana vurunca belimi kapıya çarptım.
Bir anda kanamam oldu. Hemen hastaneye gittim. Uyandığımda vücudumun bebeği kabul etmediğini ve bebeğimi kaybettiğimi öğrendim. Esra yanımdaydı.
Daha kötü ne olabilir derken annem ve babamın hastaneye gelirken kaza geçirdiklerini öğrendim.
Annem yaralıydı. Esra, beni onun yanına götürdü. Babam yoktu. Babam hayatını kaybetmişti.
Bebeğimi ve babamı aynı gün kaybetmiştim. Bu benim yıkılışım olmuştu. Ne kadar ağladığımı ne kadar mahvolduğumu hatırlamak bile acı vericiydi.
Uzun bir süre kendime gelemedim. İntihar etmek istiyordum. Yanımda sadece Esra vardı. Annem babamın yasıyla solmuştu.
Mete bir kere bile yanıma gelmemişti. Bir kere bile yanımda olmamıştı.
İntihara meyil ettiğim için hastanede psikolojik tedavi görmeye başlamıştım. Uzun bir süre hastanede kaldım.
Taburcu olup tek başıma eve döndüğüm gün Mete bana son darbesini o zaman koymuştu. Sırtımda ki hançerlerine yenisini eklemişti. Ama bu yaptığı hepsinden beterdi.
Evimiz ufak bir apartmanda yer alıyordu. Ana kapıdan içeri girince direk salon vardı. Salonun sağ tarafında 2 kişinin sığabileceği bir mutfak ve salonun sol tarafında tuvalet banyo ve yatak odası vardı.
Evimin kapısını açtım. Mete’nin evde olup olmadığını bilmiyordum. Evim burası olduğu için gelmiştim. Esra ve annem beni yanına çağırsa da gitmemiştim.
Kapıyı açtığım anda Mete’yi bir kadının üzerinde benim salonumda benim koltuğumda öpüşürken gördüm. Kan beynime sıçradı.
Daha öncede sadakatsizliğini çok yakalamıştım. Bu ilk değildi. Ama ilk defa eve getiriyordu. Daha önce ki sadakatsizlerini telefonda yakalamıştım ama bu sefer ki farklıydı.
Gözüm döndü. Ben çocuğumuzun kaybıyla tek başıma baş etmeye çalışırken o bizi çoktan unutmuştu.
Bebek ikimizindi ama o bunu umursamamıştı bile. Üstelik babamı kaybetmiştim cenazeye bile gelmemişti.
Şakağımda ki damar attı ve kendimi kaybettim.
Evi yerle bir etmeye başladım. Mete’ye saldırdım. Kadın bu halimi görünce kaçtı.
Mete, ayağa kalktı yanıma yaklaştı ve bana tokat attı. 'Hepsi senin suçun' dedi. Ben gözlerimde ihanetin bedeli ve sırtımdaki artan bıçakların acısıyla yere çöktüm.
Bu sırada bana olmadık şeyler söylediğini zor hatırlıyordum. Ona kadınlık yapmadığımı, çocuğumu kendim öldürdüğümü, kafayı yediğimi ve hatırlamadığım pek çok şey söyledi.
Sonra kapıyı açık bırakarak çıkıp gitti. Sonrasını hatırlamıyordum bile. Uyandığımda geme hastanede Esra yanımdaydı.
İhanetten korkum bu yüzdendi. İhanet insanın içini kemirir. Sonra da yok eder.
Benim kaybolan yıllarım acı doluydu. Şimdi de bana o kaybolan yıllarımı geri vermişlerdi. Elbette en iyi şekilde faydalanacaktım.