HELİN
Vizelerden sonra okula dönüş vakti gelmişti. Ama Esra ve Ozan ufak bir tatil yapmak istediler. Üstelik beni ve Ekinide dahil ettiler. Açıkçası gelmek konusunda kararsızdım ama Esra çok ısrar edince kıramamıştım.
Bu yüzden bizde kalkıp bu küçük sahil kasabasına geldik. Sadece bir gün için buradaydık.
Yakın yer olduğu için Okan'ın arabası ile kısa sürede varmıştık.
Arabadayken, geçen gün yaşanan ufak olay herkesin canını sıksa da bana bir şey dememişlerdi. Yol boyu Ekin sessizdi. Kollarını bağlayarak oturmuş yolu seyrediyordu.
Okan araba kullanırken yanında ki Esra da uyuyakalıca bizde uyandırmamak için ses yapmamaya özen gösterdik.
Otele varınca herkes ilk önce odasına gitti. Biz Esra ile aynı odada onlar da hemen yan odada kalıyorlardı.
Yarım saat sonra gezmek için sözleştik. Odaya gitince Esra ile hazırlanmaya başladım ve ben hemen duşa girdim.
Duştan çıktıktan sonra üzerime kot pantolon, mavi renk bistüyer ve üzerine gömlek giydim.
Esra da duştan çıktıktan sonra da uzun bir elbise giydi.
Saçlarımı tarayıp açık bıraktım. Ardından Esra'nın saçını örmesine yardım ettim.
Esra takılarını takıp hazırlanırken ben, hazır olduğum için dışarı çıktım. Ekin kapılarının kenarına yaslanmış bekliyordu.
Üzerinde kot pantolon, beyaz bir t-shirt ve omzuna bağladığı lacivert kazak vardı. Gözlerine de gözlük takmıştı.
Vay canına bu adama bakarak onu eskitebilirim! Bu kadar yakışıklı olmak yasaklanmalı. Onu gördüğümde kalbimin bu kadar hızlı atmasını umarım duymaz. Sanırım ağzım açık izliyorum. Kapat ağzını Helin!
Düzeldim ve 'Selam' dedim. Bana döndü 'Selam' dedi. Bana doğru yaklaştı ve arkadan elini uzatarak saçlarımın uçunu tuttu 'ıslak kalmış' dedi.
Saçımın ıslak bir tutamını parmaklarına dolamaya başladı. Dudaklarında ufak bir gülümseme gördüm. Yutkundum.
Bu adamı tekrar öpebilir miyim?
Sonra kapının kapanma sesini duyunca sıçradım. Bir iki adım geri gittim ve birbirimizden uzaklaştık.
Aman, aman alev aldı buralar. Ne diyorum ben ya kendine gel!! Esra şu düşüncelerime duysa ağzıma sıçar!
Herkes hazır olup geldiğinde otelden çıktık. Çevrede ufak bir tur yapıp, akşam olunca da sahildeki bir restaurant'a oturduk.
Hafif rüzgar esiyor ve tenimi okşuyordu. Denizin kokusu harikaydı. Bu zamanları seviyordum.
Yemek yerken sohbet ediyorduk. O kadar gülmüştük ki karnımın içi acıyordu. Hep birlikteyken aşırı eğleniyorduk.
Sonunda Esra sarhoş olmuştu. Ozan onu otele götüreceğini söyledi. Bizde hesabı ödeyip geliriz dedik.
Ozan Esrayı kucaklayıp götürürken ben Ekin ile tek kalmıştım. Arkalarında Esra ve Ozan'a kafamı çevirip baktım ve iç geçirdim.
Ekin ‘Ne oldu gene?' diye sordu. İkimizde hafif çakır keyiftik. O yüzden düşüncelerimizi tutana aşk olsun..
Elini çeneme koyup kafamı kaldırdım. Göz göze geldik. Ne sorduğunu unuttum.
Bu adam ne kadar yakışıklı ya? Daha fazla zorlanırsam öpeceğim sanırım. Sarhoştum derim bana ne.. Ay çok güzel gülüyor ya şu gamzelerin çukurları keşke benim olsa. Gömün beni oraya. Bir şey söylüyor bana ne diyor?
Ekin ‘Dinliyor musun beni?' dedi. Onu şu anda içimde yediğimi bilmeden bana gülümsedi.
‘Hı. Anlamadım tekrar söyler misin?' dedim.
'Esra ve Ozana bakıp iç çektin de sebebini sordum ama duymadın. Baya dalmıştın’ dedi. Bilmiyor ki ona daldım.
'Onu mu sordun?’ dedim. Tekrar gittikleri tarafa baktım.
‘Çok güzel gözüküyorlar. Birbirleriyle o kadar kolay iletişim kuruyorlar ki ve aşkları o kadar güzel ki hayran oluyor insan. Bu sebepten dolayı' diyerek mırıldandım.
'Normali bu değil mi sevmenin sevilmenin?’ diye sordu. 'Bilmem' diyerek omuz silktim. Ben sevilmenin ne demek olduğunu bilmiyordum ki..
Birden sert rüzgar esince üşüdüm ve tüylerim diken diken oldu. Ekin omzundaki hırkayı çıkarıp benim omuzlarıma sardı.
Sonra 'Hadi gidelim. Üşüdün hasta olma’ dedi. Hırkayı parmak uçlarımda tuttum. İlk defa ailem ve Esra dışarında birisi beni bu denli içten düşünüyordu.
Hırkasının kokusu burnum geldi. Zengin parfümü ve kendi kokusuyla birleşmişti. İçime çekmek istiyordum ama orada yapamıyordum. Kendimi rezil etmemeliydim.
Yavaşça yürüyerek otele doğru geçtik. Tam odamın kapısındayken Ekin'in telefonu çaldı. Bir mesaj geldi. Durup okumasını bekledim. Sonra bana döndü.
Ekin 'Ozan mesaj attı. Esra onu bırakmıyormuş. Ne kadar sarhoşsa artık. O da çıkamamış odaya girmemeni rica etti' dedi elini esesine götürerek.
Ah Esra ah! Bok vardı bu kadar içip götü başı dağıtacak!
Sonra Ekin ‘Şimdilik benim odama gelebilirsin. Telefondan resepsiyonu ararız boş oda için' dedi.
Şu anda zaten başka çarem yoktu. 'Tamam' dedim ve onun odasına gittik.
Resepsiyonu telefondan aradı sonra bana dönerek 'Biraz klasik olacak ama boş odaları yokmuş' dedi.
'Evet biraz klasik oldu' dedim ve kaşlarımı kaldırdım. 'Tamam o zaman ben şu kanepede yatayım sende yatakta yat' dedi.
Odada sadece çift kişilik yatak vardı. Neden böyle oda seçmek zorunda kaldığımızı o an hatırladım. Çünkü burada sezon vardı ve otellerin hepsi doluydu. Zar zor oda bulmuştuk.
Ekinin gösterdiği koltuğa baktım. Aşırı küçüktü. ‘Saçmalama oraya kolun bile sığmaz' dedim ve güldük.
‘Ben koltukta yatabilirim’ dedim.
‘Bu da hiç centilmen bir davranış olmaz. Ayrıca koltuk gerçekten küçük oraya sığamazsın. Yani rahat edemezsin’ dedi.
'Aslında o kadar iri değilim ama sanırım başka şansımız yok. Yatağa sınır çizip yatabiliriz. Sorun değil seni yemem, vampir değilim' dedim dişlerimi göstererek. Güldüm. İ
İstemem yan cebime koy! Madem bu adamdan kaçamıyorum bari biraz sefasını süreyim diye düşündüm. Yanlış anlaşılmasın ileri gitmem sonuçta arada Esra ve Ozan var.
Bana gülümsedi 'Ya gece uyandığımda kanımı emerken görürsem’ dedi ciddi olmaya çalışırken güldü. Şaka yapıyordu şapşal!
Sanırım o da aramızı normalleştirmeye çalışıyordu.
O gülerken gene gözlerim gamzelere ve dudaklara kaydı. Kendine gel Helin! Bak kırmızı alarmlar çalıyor. Gene aşık olup göt gibi ortada kalacaksın!
Hırkayı çıkartıp kenara koydum. Sonra ne yapacağımı bilemeden yatağın kendine oturdum. 'Üzerine rahat bişeyler vermemi ister misin? Mesela Tshirt’ dedi.
'Olur t-shirt iyi olur' dedim. Diğer tarafta yatağın yanında ki valizi açtı. Bana beyaz bir t-shirt ve siyah şort uzattı.
Tuvalette üzerimi değiştirdim. Sonra odaya geçtim. Oda üzerini değiştirmişti.
Durum biraz garipleşiyordu. Neden böyle bir teklifte bulundum ki diye düşündüm. Yatağa doğru baktım. Ekin yastıklardan sınır çizmişti.
'Umarım rahat edersin, rahatsız olursan kapıda da uyabilirim söylemen yeterli' dedi. Bu adamın bu kadar düşüneceli olması beni benden alıyor.
'Sorun değil odanı benle paylaştığın için teşekkür ederim' dedim. Yatağa yaklaştım ve içine oturdum.
Ekin ışıkları kapatınca oda yatağa girdi ve sırt üstü yattı bir kolunu başının altına aldı. Bende sınırlar içinde uzandım.
Ekin derin nefes alıp 'Geçen gün için özür dilerim. Böyle bir şeyin yaşandığını görmen doğru değildi. Kendime hakim olamadım durdurmasan daha kötüsü olacaktı' dedi.
Mete'yi duvara çarpıp onu döveceği zamandan bahsediyordu. 'Sana sinirlenmedim. Onu koruduğunu da düşünmüyorum. Sana neler yaşattığı düşünülünce..’ diyerek sustu.
'Sorun değil sonuçta senin şahsına da iftirada bulunmuş oldu. Sinirlenmekte haklıydın' dedim.
Sonra Ekinim son söylediğimi atıfta bulunarak 'Demek Esra aldatıldığımı da anlattı nasıl boynuzlandım ama' dedim sinirle gülerek. Biraz saçmalıyordum.
'Bence sorunu kendinde aramayı bırakmalısın. Sorun onun karakteriydi her zaman. Sadece sen görmemeyi seçmişsin, sevmeyi seçmişsin, affetmeyi ve iyileştirmeyi seçmişsin' dedi.
Sol kolumun üzerinde yükseldim ve ona baktım karanlıkta çok gözükmüyordu ama gözlerinin sinirle parladığına emindim.
‘Beni tanıyor gibi konuşuyorsun' dedim. 'Belki tanıyorumdur' dedi.
O da diğer kolunun üzerinde yükselerek bana doğru yaklaştı. Gözlerimiz karanlıkta birbirine kitlendi.
Kalbim hızla atmaya başladı. Dudaklarım baktı. Beni öpecek mi? Bu gece.. Yutkundum ve o geri çekilerek tekrar yatağa uzandı. Bende yatağa geri uzandım.
Kalbimi yerinden sökecek sonunda bu adam!