HELİN
Eski Helin olsaydı o evlilik teklifi kabul ederdi. Çünkü öyle olmuştu. Teklifi kabul etmiştim. Sonra akşamına benimle birlikte olmak istemişti.
O zaman bunu doğal karşıladım. Çünkü birbirimizi sözlü olarak adlandırıyordu. O gece sadece üzerime çıkmış ve acı bir şekilde bakireliğimi almıştı.
Canımın acıdığını söylesemde durmamıştı. Sonra işini hemen birip üzerimden kalkmıştı. Zaten evliliğimiz boyunca da seks anlayışı bu olmuştu.
Ben 4 hafta sonra hamile olduğumu öğrendiğimde koşarak Mete’ye gitmiştim. Bana ilk sorduğu soru şu oldu. ‘Çocuk benden mi?’ Dedi.
‘Ne diyorsun Mete?’ dedim. Omzunu silkti. Sonra arkasına bakmadan dönüp gitti.
Sonra sonradan öğrendiğime göre babası ‘torun’ karşılığında ona malını mülkünü bırakacağını söylemiş. Mete bunu duyunca benimle apar topar evlenemeye karar verdi.
Annem ve babam karşı çıktılar okulum bitmeden evlenmemi istemediler. Ama ben hamileydim ve bunu kimseye söyleyemiyordum.
Bir ay içinde evlendik. Ailesi bize okulun yanında ufak bir ev tuttu.
Ben okulu bırakmak zorunda kaldım. Çünkü aşırı zor bir hamilelik geçiriyordum. Ayağa kalkmaya halim olmuyordu.
Mete bu sırada asla yanımda değildi.
Arkadaşlarıyla ders çalışıyordu. Tek bahanesi bu oldu.
Meğerse başka kadınlarla geziyormuş bunu da sonradan öğrendim.
Hamileliğimin 6. ayda Mete ile kavga ettik. Beni sert şekilde itti ve yere düştüm. Beni o şekilde bırakıp gitti.
Sonra şiddetli şekilde karnımda ağrı oldu. Ambulansla hastaneye zor yetiştim. Yaşadığım stresten dolayı bir komplikasyon gerçekleşti.
Ve bebeğimi kaybettim. Az kalsın bende ölecektim. ‘Keşke bende ölseydim’ diye bin defa söyledim. Ama gerçekleşmiş.
Mete’ye ulaşamadım. Hastaneye hiç gelmedi. Çocuğum benden alındı. Ben mahvoldum. Yalnız ve perişandım.
Annem ve babam hastaneye gelirken kaza geçirdiler. Annem yaralıydı ama babam hayatını kaybetmişti. İşte babamı böyle kaybetmiştim.
Bir günde hem bebeğimin hemde babamın acısını yaşamıştım. O kadar kötü bir haldeydim ki intihar etmek istiyordum. Esra, yanımda destek oldu. Ama ben mahvoldum.
Annem de bende perişandık. Daha da kötüsü kendimi toparlayamadığım depresyonda olduğum için hastenede yattığımdı.
Gözümün önünden bu kötü anılar geçti. Ama hiç birisi yaşanmamıştı. Yaşanmayacaktı. Bu hayata sımsıkı sarılacaktım.
Esra, daldığım düşüncelerden elimi sıkarak beni uyandırdı. ‘Geldik’ dedi.
Üniversitenin yakınındaki yeni popüler bir bara gelmiştik. Birlikte içeriye girdik. Üst kata doğru merdivenleri vardı orayı geçtik.
İki tarafı pencere ile çevreli, deniz manzaralı, bar masalar ve sandalyeler vardı. Diğer tarafta bar ve barın yanında Dj kabinine çıkan merdiven vardı.
Ufak, samimi ve çok eğlenceli bir ortamdı. Bir kaç kişi pistte dans ediyordu. Üniversitede ki kulüpten arkadaşlar çoktan gelmişti yanlarına gittik ve Esra beni üst sınıftan arkadaşlarla tanıştırdı.
Uzun boylu esmer zayıf bir çocuk adı Oktay, yanında ondan biraz kısa ama daha iri gözleri açık kahverengi kumral bir çocuk adı Cem, dibinde kısa boylu esmer ve kıvırcık saçlı kahverengi gözlü, minyon, balık etli kız Esin ve onun da yanında esmer, Esinden daha uzun ve mavi gözlü bir kız Deniz, onunda yanında Mehmet vardı.
Mehmet, durmadan yanındaki Deniz'e bakış atıyordu ama kızın bundan haberi bile olduğunu sanmıyordum. Esin, yanındaki Cem'e iyice yaklaştı biz gelince bir elini Cem'in koluna sardı.
Herkesle tanışıp el sıkıştıktan sonra Esra ile içecek almaya gittik. Barmene içeceklerimizi söyledikten sonra birlikte kısa süre önce yaşadığımız olayları hatırlatarak ve Mete'nin surat ifadesini taklit ederek kıkırdadık.
O sırada yanımıza Cem yaklaştı ve bir içecekte kendine söyledi. Bana baktı 'Gözlerin hangi renk çok farklı gözüküyor' dedi. 'Yeşil' dedim ve hafif gülümsedim. Cem bana asılıyordu.
Esra bilmiş bilmiş kafasını salladı. İçecekleri aldıktan sonra hep birlikte masaya döndük. Cem yanımda durmaya devam etti. Esin'in gözleri üzerimizde kaldı.
Cem yakışıklı bir çocuktu. Kumral saçlarını elleriyle yana tarayışı gerçekten görülmeye değer ama ben erkeklerden payıma düşeni aldım. Hele yakışıklı erkekler gerçekten uzak dursun benden! Ya da ben uzak durmalıyım diye düşünürken bir adım Esra'ya doğru kaydım.
Herkes kulüp hakkında konuşuyor ve geliştirmek için bir fikir söylüyorlardı. Ben 'Neden ünlü bir İnsan Kaynakları Uzmanı gelip konferans yapmıyor?' diye sordum.
Bakışlar bana doğru döndü. Esra 'mesela kim olabilir?' diye sordu. 'Riva dünya çapında bir marka ve şehir merkezinde var. Üstelik Vedat Üstün gibi ünlü bir uzmanları var 'dedim.
Esra 'Gelir mi ki üniversitemize' dedi . Ben 'Neden olmasın gidip sorarız en azından şansımızı denemiş oluruz' dedim.
Cem 'Bence de gidelim ve soralım. Harika bir fikir Helin, kesinlikle kulübe üye olmalısın' dedi. Gülerek 'Zaten değil miyim? En iyi arkadaşım yeni üyeleri kulübe alıyordu sonuçta' dedim ve Esraya döndüm.
'Kulübe hoş geldin canım tabi ki de' dedi ve kulağıma 'Öncesinde sorduğumda Mete çok kıskanç asla izin vermez demiştin. Daha önce başından atmalıydın o denyoyu' dedi ve güldük.
Esra'nın yanına Oktay geldi ve onlar ortaya attığım fikri gerçekleştirme konusunda konuşmaya başladılar. Cem bana dönerek 'Bir içecek daha alalım mı ?' diye sordu. 'Olur' dedim ve bara doğru birlikte gittik.
'Daha önce seni neden fark etmedim anlamıyorum’ dedi. Muhtemelen fark edilemeyecek kadar siliktim. Ama şimdi değildim. Değişmiştim. Kendimi seviyordum. Eski ben özgüvensizdi. Şimdi ki ben ise tecrübeliydi. Omzumu silktim ve ‘Gözlerine sor’ dedim.
Daha sonra barmene istediğimiz içecekleri söyledik. Cem 'Haklısın. Tüm suç onlarda. Yoksa bu güzellik herkesi sarhoş eder' dedi. Ona güldüm. İçkinin etkisiyle saçmalıyordu.
'Gerçekten çok farklısın' dedi ve sağ elini uzatarak sol yanağıma doğru getirdi. Yanağıma dokunamadan yanımıza Esin geldi ve Cem'in kolunu tutup çekiştirerek 'Bana da bir içecek almalısın' dedi.
O sırada barmen bizim içeceğimizi uzattı. Ben alarak masaya doğru yöneldim o sırada Cem bıkkın bir iç çekme sesi çıkardı.
Esra'nın yanına geldim ve Esra bana doğru yaklaşarak 'Bence senden hoşlandı' dedi. 'Erkeklere güvenim yok, neler yaşadığımı en iyi sen biliyorsun' dedim.
İçecekler hafif etkisini göstermeye başlamıştı. Esraya Metenin bana yaptıkları hakkında umarım saçmalamam diye düşündüm.
Bu sırada Esra ile en çok sevdiğimiz şarkı çalmaya başladı. 'Hadi dans ediyoruz' dedim. Elinden tuttum ve dans etmek için piste doğru çektim.
Esra ‘Sen dans etmeyi bilmez..' cümlesi yarım kaldı beni izlerken ben belimi kıvırarak dans ederken 'Vay canına çok güzel dans ediyorsun, Ne zaman öğrendin' dedi.
Güldüm ve 'Seninle öğrenmiştik kocalarımıza dans etmek için, bu dans yüzünden akşamına sen hamile kaldın, bende kocam tarafından koca götümle çok çirkin ilan edildim' dedim ve kahkaha atmaya başladım. Evet şimdiden saçmalamaya başlamıştım. Koca ağzımı kapalı tutmam gerek!
Esra kafayı bulduğuma ikna olur gibi kafasını salladı ve biz dans etmeye devam ettik. Belimi kıvırtıp dans ediyordum. Herkes dönüp bize izlemeye başladı. Evet iki ateşli kız dans ediyor. İzlemeye fazlasıyla değer..
Eskiden dans etmeyi severdim sadece dans etmeyi bilmiyordum. Sonra öğrenmiştim ama Mete tarafından çirkin iğrenç hakaretlere maruz kalmıştı.
Şimdi bu gözümde büyütüp yapamam dediğim her şeyin tadını çıkararak yapacaktım.
E sonuçta insan bir daha bir daha gelmiyor dünyaya....