Ela, ellerini Baran’ın kolunda tuttu; bakışlarını o eski, solgun taş yığınlarından Baran’ın gözlerine çevirdi. Baran’ın yüzü gölgeler içinde kaybolmuş gibiydi; çenesi kasılmış, bakışları uzaklara sabitlenmişti. --- Ela, derin bir nefes aldı; sesindeki titremeyi bastırmaya çalışarak fısıldadı: “Onların gitmesine sen karar vermedin.” --- Baran’ın bakışları bir an Ela’ya döndü; gözlerinin içindeki donuk, gri tabaka çatladı sanki… kırık bir umut ışığı, Ela’nın sesinden içeri sızdı. Ela devam etti; sesi çok kısık, ama kelimeleri keskin ve dokunaklıydı: “Sen sadece hayatta kalan oldun… Ve hâlâ onların hatırasını taşıyorsun. Bu onları unuttuğun anlamına gelmez.” --- Baran’ın dudakları titredi; bakışları Ela’nın gözlerinde durdu. Gözlerinde ilk defa kendine karşı biraz daha az acımasız,

