Gözümden bir damla yaş aktı defalarca o kanadı kırmak için uğraşan adam o kanadın altına mı girmek istiyordu.? Aras'a hakaretler yağdıran karşısına geçip kardeşimden tek bir zırnık koklayamazsın diyen adam kanadımın altına mı gelmek istiyordu. Akan yaşı sildi.
"Ben seni çok sevdim güzelim benim güzel kardeşimdin sen. Hep korumak istediğim, gözümden sakındığım ama bende yanlış yaptım işte herkes gibi hatalarım oldu. Artık olmasın işte ben değişmek istiyorum yeniden abi kardeş olalım. Annem ve babamda sana ulaşmak istiyor."
"Sen zaten benim abimdin hep o evde sığınağım olan tek insandın ama Aras ile olduğum zamanlarda öyle kötü şeyler söyledin ki öylesine kırdın ki beni."
"Yaptım bilemedim seni değiştirdi sandım Masal. Yoldan çıktın sandım senin yolun hep buymuş bilemedim ki. Bilemedik. Dedim ya biz senin uçmak istediğini anlayamadık."
Kafa salladım evet anlayamamışlardı ailem olan canım kanım olan insanlar beni hiç anlamamıştı. Çok acı... kahvaltılılar masaya teker teker konduğunda önümdeki tabaktan tek tük bir şeyler attım ağzıma.
"Vakit geçirelim birlikte. Ne istersen sen ne yapalım abi dersen?"
Gerçek miydi yoksa bana oynanan bir oyun muydu? Abim beni gerçekten bu şekilde istiyor muydu? Suskunluğumu yanlış anlamadı.
"Tamam anladım benimle vakit geçirmek istemiyorsun olur ne zaman hazır hissedersen o zaman görüşürüz. Şuan bile gitmek istersen eğer..."
"Abi o kadar da değil düşmanım değilsiniz siz benim. Görüşelim tabi bende mutlu olurum."
Çok sevindim tamam. Hatta sahne alacağın mekâna geleyim seni dinleyim."
"Bulut'la konuşmam gerek artık her gün söylemiyorum arada bir. Para kazanıyorum biliyor musun tıpkı Aras gibi şarkı söyleyerek kendi paramı kazanıyorum."
"Ne güzel. Şarkı söylerken hiç duymadım seni."
İlkokulda okul korosundayken annem yeteneğim olmadığını ve yeteneğim olmayan bir şeyde zaman öldürmenin boşa olduğunu söyleyip korodan almıştı beni sonra yanına çekip insanların benimle alay edip gülmesini istemiyorsam yeteneksiz olduğum şeylerin peşini bırakmam gerektiğini söylemişti. Bıraktım çocuktum inandım. Berbat bir sesim vardı yeteneğim yoktu. Vardı oysa ben mimardım güzel çizim yapardım belki izin verseler güzel resimler çizerdim. Portreler, manzaralar... onlara bu yetmezdi ne yazı ki. Onlar için daha kayda değer işler yapmam gerekirdi.
"Duyarsın bakalım beğenecek misin?"
Gülümsedi gülümsedim. çalan telefona dikkatim kaydı bu kez. Ateş arıyordu.
"Ateş."
"Masal neredesin sen uyandım başta markete gittin falan sandım ama epey oldu. Mezarlığa mı gittin?"
"Abim geldi özür dilerim uyuyordunuz haber veremedim. Kahvaltı yapıyoruz."
"Ha tamam öyle desene bende bir şey oldu sandım."
Kıkırdadım.
"Ya tabi gece karabasanlar kaçırdı beni boğazımı kesip attılar."
Kahkaha attı.
"Komik misin sen?"
"Öyle miyim?"
"Değilsin bence."
Yüzümü buruşturdum sanki görebilecekmiş gibi.
"Neyse siz kahvaltınıza devam edin o zaman konuşuruz yine. Selam söyle abine."
"Söylerim."
Telefonu kapattık abim bana bakıyor ve gülümsüyor ne oldu anlamında kafamı salladım.
"Yüzün gülüyor. Mutlusun..."
Kafa salladım gülüyordum evet artık eskisi gibi ağlamıyordum.
"Ateş ile ev arkadaşı olduk biz."
Yüzü değişti bir ne oldu eski abim mi geldi yoksa geriye durdum bekledim tepkisini. Kızar mıydı sende yine ipsiz sapsız birini buldun der miydi? Ama en azından Ateş onlar için meslek sahibi birisiydi. Öğretmendi ve boş faydasız diyemezlerdi deseler de gerçi sadece arkadaştık onunla dahası ötesi olmazdı.
"Nasıl neden?"
"Öyle istedim yardıma ihtiyacı vardı bende yardım ettim."
Gülümsedi. Başka bir şey demedi. Kızmadı, bağırmadı ya da sen gerizekalı mısın daha birkaç aydır tanıdığın adamı ne demeye evine alıyorsun demedi. Dememesi güzeldi gerçekten bir şeylerin düzeldiği en azından onun bir şeyleri düzeltmeye çalıştığı anlamına gelirdi.
"İyi umarım anlaşırsınız. Akşam eve yemeğe gidelim mi? Anneme söylerim."
Kafamı iki yana salladım. İstemiyordum en azından şimdilik olmazdı. Babamı bakışlarını, yargılarını söylemeyip aklından geçirdiklerini görmeye gücüm yoktu.
"Başka zaman olsun."
"Tamam."
Kahvaltı edip kahvelerimizi içince kalktık. Konuşacak pek bir şeyimiz kalmamıştı arabadayken abim ondan hiç beklemediğim bir soru ile geldi.
"Mezarlığa gitmek ister misin?"
Gözlerine baktım yoo ağlamayacağım gülümsedim. İsterdim tabi dünde telaştan gitmedim unuttum.
"İsterim."
Mezarlığa doğru giderken abimin sabahtan beri yaptıkları arasında en büyük artıyı kazandığı an olmuştu şuan. Mezarlığın önüne gelince elimi tuttu.
"Gelebilir miyim seninle? Gelme dersen beklerim burada."
"Gelebilirsin."
Elimden tuttu indik arabadan. Onun mezarına doğru giderken etrafa bakıyordu abim cenazesine gelmemişti gelmesini beklememiştim zaten o zamanlar. Mezarın önünde ben durunca durdu benimle.
"Merhaba sevgilim. Biz geldik bu aralar sana hep birilerini getiriyorum bugünde abim geldi."
Mezar taşının kenarına çöktüm.
"Zamanında aranızın çok iyi olduğu söylenmez ama o bir şans istedi. Keşke olsaydın ve sende görseydin bu anı. Şaşırdın değil mi?”
Kıkırdadım
"Sen ölmeseydin abimde pek değişmezdi bence..."
Abime dönüp baktım. Gülümsedi bana.
"Konuşmak ister misin onunla?"
Şaşırdı deli olduğumu sanıyordu değildim. Neden sevdiğim adamla konuşuyordum ben bundan doğal ne olabilirdi ki? İlla bir cevap mı gelmesi gerekirdi. O hala benim sırdaşımdı, dert ortağım, sevgilim.
"Merhaba Aras... Im ne demem gerektiğini bilmiyorum kardeşimi zamanında yoldan çıkardığını düşündüğüm için özür dilerim. Fark edemedik ama aslında doğru yolu gösteren senmişsin. Şunu söylemeliyim ki adamım bu dünyada ya da orada en şanslı adamsın. Seni böyle tutku ile seven bir kardeşim var. Hala ilk günkü aşkla. Bize bile bu kadar bağlı değil."
Toprağını aldım avuç içlerime nasıl sevmezdim onu nasıl vazgeçerdim ki. Kendimi unuturdum onu asla. Öpücük kondurdum mezar taşının başına.
"Seni seviyorum bitanem."
Ayağa kalktım. Gözlerim dolmuştu ama toparladım kendimi hemen.
"Hissediyor beni biliyorum geldiğimi onunla konuştuğumu anlıyor."
Omzuma dokundu. Gülümsedim çekti sarıldı sonra kendine sıkıca sardı kollarını tuttuğum o iki damla süzüldü o anda gözlerimden. Yüzümü ellerinin arasına aldı.
"Hissediyor bencede ama ağlarsan ağladığını da hisseder mutlu olmanı isterdi değil mi?"
Öyle isterdi tabi son nefesinde bile bunu söyledi bana. Onun için çabalıyordum bende mutlu olmak için. Ne kadar mümkün olur bilmem ama deniyordum. Hayatta böyle değil mi zaten deneme yanılma metodu ile hareket etmek her zaman daha iyidir en azından benim için öyle. Mezarlıktan birlikte çıktık beni evin önüne bıraktığımda bir an çok küçük bir an onu eve davet etmek istedim ama bu kadarı bile bizim için fazlaydı şimdilik iyisi mi yavaş yavaş yol kat edelim. Arabadan inip eve çıktığımda herkes bizde kahve içiyorlar yanlarına gittim Gamze gülerek parmağını gösterdi.
"Evlenme teklifi etti."
Önce Bulut'a baktım gülümsedim sonra Gamze'ye sarıldım.
"Çok mutlu oldum umarım ömür boyu hep birlikte olursunuz. Biraz karambole mi getirdin teklifi romantizmi unutmyalım Bulut bey." Dedim ve açtım kollarımı
Bulut'la sarıldık saha sonra.
"Dün burada kaldım bende evini işgal ettik ama ben bugün sevgilimi alıp gideceğim merak etme. Romantizm benim işim."
"Aman benim de tek derdim senin Gamze'yi ne zaman alıp gideceğindi zaten."
Güldüler. Ateş bana da kahve getirdi.
"Teşekkür ederim."
"Afiyet olsun nasılsın?"
"İyi abimle görüştüm sonra birlikte mezarlığa gittik."
Bulut herkesten önce şaşkınlığını belirtti.
"Abinle şu bildiğimiz Atakan ile birlikte Aras'ın mezarına gittiniz öyle mi?"
Bulut'a baktım güldüm kafa salladım. O bilir biliyordu abimi kaç kez sahne alacakları mekana gelip kolumdan tutup bağıra çağıra beni götürmeye çalıştığına şahit oldu. Burun buruna geldi defalarca abimle.
"Onunla konuştu bile."
"Yok artık."
Atakan'ın yaptıklarını oda biliyordu. Aras'a söyledikleri. Ettiği hakaretler. Onu zamanında gerçekten çok kırdı. O an belirdi gözümün önünde.
Gamze ile içkilerimizi yudumlarken sahnede devleşen iki adamı izlemenin haklı gururunu yaşıyorduk bizim sevgililerimizdi onlar. Sesleri ile herkesi büyüleyen ama şarkı söylerken sadece bizim gözümüzün içine bakan adamlar...
Şarkıları bitince yanımıza geldiler Aras kollarıyla boynumu sarmalarken saçıma öpücük kondurdu.
"Nasıl beğendiniz mi?"
"Beğenmek mi ben her gün aşık oluyorum seni sahnede gördükçe."
Kendine çevirip dudağıma minik bir öpücük kondurdu. Yüzümü sevdi.
"Ya başkaları da aşık olursa?"
Beni sinir etmek için söylediğini biliyordum kolunu cimcikleyince bağırdı. Kaşlarımı çattım Aras’ın beni sevmeyi bırakması başkasını sevmesi onsuz kalmam… Asla dayanamam asla kabul etmem!
"Ayıp ayıp erkeğe, kadına, hayvana her türlü şiddete karşıydık hani."
"Kalın kafalı budala erkeklere şiddet serbestmiş."
Bulut'a döndü.
"Duydun mu dostum Gamze seni her gün dövebilir demek ki."
Hepimiz kahkaha attık en olmadık zamanda bile durup dururken Bulut'a laf sokardı zaten. Liseden bu yana kedi köpek gibiler. Erkekler arasındaki iletişim diline şaşıp kalıyorum. Bazen öyle laflar ediyorlar ki birbirlerine, biz kadınlar şaka için bile olsa o laflardan birini etsek birbirimize iki dünyada da düşman oluruz herhalde. Erkeklerin farklı bir bakış açıcı var sanırım bu durumda. Bulut bozulmadı bile güldü. Gamze kollarını Bulut'a sardı.
"Hele biri aşık olmayı denesin saçlarından sürüyerek çıkarırım mekandan eh sonrası Allah kerim."
Gamze'ye gülerek bakarken içindeki o hırsı ve öfkeyi görmemek körlük olurdu.
"Kardeşim aklı olan Bulut'un yanında yamacında gezmez zaten."
Gamze kollarını kaslarını gösteren br erkek gibi güç göstergesi yaparak.
"yumruğum küçük işlevi büyük." Dedi.
Bu daha çok güldürdü bizi. Hep birlikte eğlenirken arkadan birinin kolumu tutmasıyla irkildim aniden dönünce abimle göz göze geldim.
"Abi."
"Abi ya şu haline bak bar köşelerinde ne yapıyorsun sen?"
"Beni mi takip ediyorsun?"
"Ediyorum ya da etmiyorum. Şu kılığına kıyafetine bak serseri misin sen?"
Müzik sesi zaten beynimi tırmalarken üzerine abimin ağız dolusu bağırış ve hakaretleri sinir katsayımı arttırmıştı.
"Sanane ya sizene."
Aras elimi tuttu.
"Sakin ol sevgilim."
Sakin olamazdım karşıma geçip bana böyle bağırıp, çağıramaz. Abim bile olsa! Kolumu tutup çekti.
"Gidiyoruz artık sen ipin ucunu kaçırdın bu serseri herif ile bir bar köşesinde sarhoş bir halde ölmek istiyorsun herhalde."
"Sarhoş değilim ve Aras serseri değil."
Aras'ın yakasına yapıştı bu kez hemen koluna atladım.
"Bırak onu dokunma."
Aras tepki vermiyordu abimin bütün nezaketsiz ve terbiyesizce davranmasına karşın son derece sakindi.
"Atakan bırak onu."
"Şimdi de Atakan olduk öyle mi?"
Kolunu tutup sıktım çok işe yaramadı. Aras'a bağırıp küfürler saydırırken.
"Ne sanıyorsun evleniriz kıza kalacak paraya ortak olurum. Şirketlerine kapak atarım."
İttim onu nasıl konuşurdu böyle Aras öyle birisi değildi.
"Kes sesini gider misin?"
"Kızım aç gözünü aç aşkından ölmüyor ya adam paran için seninle."
İğrenerek baktım ona hayattaki tek değer yargısı para olan biri için öyleydi kendisi tam da para insanıydı. Lüks hayatın, mükemmel imkanların ve babamın ona sunduğu tüm imkanların köpeği olmuştu. Birisi beni neden sevsin ki? Ben zenginim diye para içindeyim diye benimle olurlardı. Biz bir apartman dairesinde yaşıyorduk ya 3+1 evde çokta şaşalı olmayan eşyalar ile kendi kendimize mutluyduk. Aras bana birgün bile para konusu açmadı ailenden şunu talep et demedi zor zamanlarında borç bile istemedi…
"Benim Masal'ın ya da sizin paranızla işim yok. Olamaz. Ben onunla sadece kendisi olduğu için birlikteydim. Onunla tanıştığımızda ne zenginliği, ne ailesi hiçbir şey umurumda olmadı kaldı ki bilmiyordum tüm bunları."
"Eminim öyledir. Fakir ama gururlu adam edebiyatı yapma lan ben senin gibilerin içini bilirim. Benim kardeşim salak biraz. Ezik olduğu için kendisine sevgi gösteren herkesi gerçek sanar."
Ezik mi? Onun gözünde bir ezik miydim ben. Zavallı sevgiye aç Masal… Abimi çok severdim ben beni korurdu hep severdi oda beni böyle birisi değildi aslında ama oda değişti.
"O ezik değil onunla bu şekilde konuşamazsın."
"Sanane lan kardeşimle nasıl konuşacağımı sana mı soracağım?"
Deminden beri müdahale etmeyen Bulut öfkelenmişti Atakan'ın Aras'ın üzerinde olan kollarını alıp itti.
"Uzak dur arkadaşımdan kimse senin parana muhtaç değil biz kendimiz kazanıyoruz ve fakir asla değiliz. Çıkın artık şu kafalardan zenginliğiniz gözünüzü, kalbinizi, vicdanınızı kapatmış. Şu kız böyle bir aileden nasıl çıktı acaba? Masal sizinle mutlu değilmiş bu kızın içindeki hüznü görmemek körlük.”
Abim bu kez Bulut'un üzerine yürüyecekti. Önüne geçtim kollarımla ittim.
"Git nefret ediyorum senden defol."
"Bu adamla evlenirsen babamda, annemde sana zırnık koklatmayacak haberin olsun."
"Defooooool. Malın mülkün senin olsun iğrençsin."
Gitti defolup gitti sinirden gözyaşlarım ardı ardına akıyordu ne Aras ne Gamze ne de Bulut kimse sakinleştiremedi. Utanıyordum onlar adına utanıyordum böyle bir aileye sahip olduğum için. Kendimden de nefret ediyordum keşke seçebilseydim ailemi seçme hakkım olsaydı neden bunlar benim ailemdi ki. Parayı mutluluk gibi gören her şeye parayla bakan kafaları bankamatik sistemli kalpsiz insanlardı hepsi. Kendi öz abimin gözünde bir eziktim. Ezikler Kraliçesi Masal Dinçer. Lanet olsun hepsine lanet olsun.
"Sevgilim ağlama artık inan ben takılmadım bile söylediklerine. Beni tanımıyor, bilmiyor o yüzden anlamasını beklemem söylediklerine kırılmam."
Kafamı kaldırıp gözlerine baktım. Huzur veren, kalbimi yumuşatan o yüzüne. Her ayrıntısını ezberlemek istediğim yüzü bir nebze olsun yine rahatlattı içimi doğru umurunda olmadı neden olsun o salağın söyledikleri.
"Ben takıldım işte ben tanıyorum o beni tanıyor ve bana ezik dedi. Kardeşini ezik olarak görüyor, salak olduğumu düşünüyor."
Güldü gamzesi belirdi hemen.
"Sen hayatımda gördüğüm en akıllı kadınlardansın Masal eziklik bir kenara sen kendine güvenen dik başlı ve güçlü bir kadınsın. İdeallerin ya da sevgin için onlara baş kaldırdın sana savurdukları hakaret ve tehditler umurunda olmadı bile baksana şuanda yanımdasın ezik bir kadın asla şuan burada olmazdı. O yüzden asla insanların seni sokmaya çalıştığı kalıplara, sana gösterdiği yollara bazen doğru olabilir o yollar istisna tabi ama her ne olursa olsun başkasının seni değiştirmesine izin verme vermiyorsun da zaten. Ben bile olsam istemediğin şeyi yapma olmadığın biri gibi görünme sen tüm bunları istemediğin için kaçıp geldin kollarıma. Şimdi sen bu kollarda ağlarken ben kahrolurum Masal Perisi. Ağlama gözyaşların değil yüzündeki o gülücük yayılsın yüzüne."
Eliyle dudaklarımı yana doğru kaydırarak güldürdü.
"Sen bir peri kızısın unuttun mu? En büyük sihrinde ne biliyor musun?"
Kafa salladım ne olabilirdi perilere inanmayacak kadar büyümüş ve akıllıydım.
"Gülümsemen. Yüzündeki o gülümseme her şeye rağmen yukarı doğru kıvrılan o iki dudak senin en büyük sihrin Masal Perim... Ağlamanı istemiyorum o yüzden anlaştık mı?"
Anlaşmıştık o böyle güzel konuşurken her şeye anlaşırdık. Yanımda oldukça, benimle güldükçe, elimi tutup; saçlarımı okşadıkça her şey anlaşılır, kabul edilirdi. O bilmiyordu ama benim asıl sihrim Aras Solmaz'dı. En güçlü sihrim tam karşımdaydı bana beni hatırlatan gerçek bir sihir...