7.Bölüm

2833 Words
Beni sakinleştirmeye çalıştılar. Su alıp getirenler. Doktora gitmeyi teklif edenler ama değildi çarem doktor değildi benim Aras’tı. Ayağa kalktım teşekkür ettim ve oradan uzaklaştım. Arabama geri bindim. Allah’ım ben artık delireceğim. Dayanamıyorum. Kafayı yemek üzereyim. Mekana sürdüm arabayı. Akşam olmak üzereydi zaten. Gamze Bulut ve o çocuk. Neden her yerde olmaya başladı huzursuz ediyor beni. Enerjisi beni kötü etkiliyor. Yanlarına gittim. Gözlerim o kadar şiş ki ağladığım metrelerce uzaktan belli. “Ağlamaktan şişmiş gözlerin” dedi Gamze. Yüzüme dokundu. Cevap vermedim. “Ahmet bana tekila.” Bulut geldi yanıma hemen “Erken değil mi?” Bulut’a döndüm. “Kafa ütülemeyin. Lütfen.” Tekilayı verdi. İçtim ardından limonu attım ağzıma. Ateş denilen o çocuk atıldı. “Bu gece hangi şarkıyı seçtin?” Kafamı ona doğru çevirdim. Gereksiz sohbet etmekten hiç hoşlanmam. Tanımadıklarımla etmekten hiç hoşlanmam ve Aras gittiğinden beri çoğu şeyden hoşlanmıyorum. “Merak mı ettin?” “Ettim yani duygusunu veriyorsun yalnız ağladığın zaman biraz kayma oluyor sesinde.” Gözlerimi devirdim. Sinir bozucu. Burada senfoni orkestrası ile müzikal yapmıyorum zaten bir iddiamda yoktu ayrıca. Sevgilisini kaybeden birine göre fazla dik. Toparlamış demek ki kendini. “Söylemeyecek misin?” Isrardan hiç hoşlanmam normalde kaba bir insan değildim ama artık öyle de olabilirim. Ters bir üslupla cevap verdim. “Akşam öğrenirsin!” Saat 7’ye geliyordu bir iki saate mekan daha kalabalık bir hal alırdı sonra ben sevgilim için şarkıyı söylemeye çıkardım. “Ateş’le dün tanışmışınız?” “Evet.” Dedim “Masal aslında çok sevecen bir kızdır.” Kafamı ona çevirdim. Sevecen, iyimser, enerjik, şefkatli… Hiçbiri değilim artık. “O Masal öldü Bulut. Aras ile toprağa gömüldü. Ben artık sadece nefes almak zorunda olan bir canlıyım.” Yüzüme dokundu. “Kendine bunu yapma. Allah göstermesin ölen sen olsaydın Aras’ın bu halde olmasını ister miydin?” Kafamı iki yana salladım. İstemezdim tabi kendisini harap etmesine nasıl dayanayım. Mutlu olsun isterdim her şeyden çok mutlu olmasını isterdim. “En fazla bunu yapabiliyorum Bulut. Her gün onun için şarkı söylüyorum.” “Eminim seni duyuyor.” “İnşallah.” Bulut ve Gamze kulise geçti bende bir koltukta takılıyordum. Bir yandan da bir şeyler içiyordum. Gözlerimi kapatmıştım. “Anlamadıklarını düşünüyorsun değil mi?” Gözlerimi açtım sese doğru baktım. Ateş’ti yine. Cevap vermedim boş boş yüzüne bakıyordum. “Acını diyorum yani ömrünün sonuna kadar acı çekmen gerek çünkü sevdiğin adam öldü ama onlar senin hayata dönmeni istiyor. Çok aptalca olduğunu düşünüyorsun.” Evet anlamında kafa salladım. Anlıyordu beni tam da böyle hissediyorum. Geldi yanıma oturdu. “Tüm dünyadan nefret edersin. Tanımadıklarından bile. Çünkü mutludurlar. Hayatlarına devam ediyorlardır ama dünyası durmuş biri için dünyanın devam etmesi berbat bir his.” “Sende mi o öldüğünde öyle hissettin?” “Hayatta hiçbir şey böyle acıtamazdı diye düşündüm. O kadar küçüktü ki ölmesine inanmak bile istemedim. Her şeyden herkesten nefret ettim. O benim kıymetlimdi.” Evet tam da böyle bende ölmek için çok küçük diye düşündüm Aras için her şeyimdi benim o gitti ben her şeyden nefret ettim. Ateş’e de üzülmüştüm. “Neden öldü?” “İntihar etti.” Şaşırmıştım. Bir insan neden intihar eder ki sevdiği adam yanındayken neden ölmek ister. “Neden. Yani onu seven bir adam varken neden bunu yaptı.” “Sevdiği adam onu sevmediği için intihar etti.” Kafam karışmıştı. Algılamaya çalışıyordum. “Anlamadım sevgilin sen onu sevmediğin için mi intihar etti?” “Sevgilim?” “Ölen kız. Mezarına geldiğin.” Şaşkınca yüzüme baktı. “Sevgilim olduğunu da nereden çıkardın?” Ne tanımadığı bir kızın mezarına gelecek değildi. Sevgilisi değilmiş ama. “Peki öyleyse.” “Kız kardeşim.” Şaşırmıştım. Aylarca onun da sevgilisi öldü zannetmiştim oysa. Aptal gibi beynim sadece insanlar sevgilisinin mezarına geliyormuş gibi algılıyordu. Kardeşiymiş demek ki. Ne üzücü çok küçükmüş daha ölmeseymiş keşke. Kim onu seven bir kadını intihara sürükleyecek kadar kötü hale getirir ki. “Kusura bakma ben sevgilin sanmıştım.” Gülümsedi. “Önemli değil.” “Çok üzücü yani ölen kişi kim olursa olsun eğer sevdiğin çok sevdiğin biriyse yaşamak güç bir hal alıyor.” Gözleri doldu belli etmemeye çalışarak. “Sevdiğin insana bir daha görmemek üzere veda etmek en acısı zaten.” “Evet.” “Bir gün evden çıkıyorsun onu son görüşün olduğunu bilmiyorsun son bakışın olduğunu, sana son gülümsemesi olduğunu asla bilmiyorsun çıkıp gidiyorsun işte. Belki tek bir kelime bile etmiyorsun sonra bir bakıyorsun yok ölmüş. Oysa konuşacağınız o kadar çok şeyiniz varmış ki.” Gözlerim doldu tam benim hissettiğim şeydi bu aynı acıları yaşamışız beni benden başka anlayan biri olabilirmiş demek. Kafa salladım. Ayağa kalktım kendime bir içki aldım. Yanıma geldi oda bir şeyler içiyordu. Sahneye çıkmama çok az kalmıştı. Son tekilamı da içtim ve sahneye çıktım. Dünkünden daha büyük bir alkış karşıladı beni. Şaşkındım. Beklendik bir şey değildi. Birileri sesimi beğenmez sanırdım hep. Gözlerimi kapadım ve yine. “Senin için sevgilim.” Dedim. Müzik giriş yaptı. Titreyen ellerimle mikrofonu tutarken şarkıya giriş yaptım. “Aşk bir hastalıkmış sanki, Seni bende hapsetti; yüreğim kilitli. Ben odamda kokunla şimdi, konuştuğum duvar sessizdi. Adın nefesimdi. Ve ben nefessiz kaldım bir başıma kaldım. Sadece ona ait koku ve kafamdaki varlığı kaldı bana. Buralar şimdi yangın yeri. Yokluğun yangının alevi. Söyle gitmenin sebebi neydi?” Gözümden süzülen yaşla devam ettim. Gitmeseydin devam ederdik mutlu her anımız devam ederdi sevgilim. Güzel olurdu çok güzel… Gözlerimi kapatsam yüzünü görür müyüm? Gündüzleri uzatsam geceler bir kördüğüm Kapıları kapatsam yalnız üşür müyüm? Bir kuş olup da uçsam üzerine süzülür müyüm? Gözlerimi kapatmama lüzum yoktu oysa o güzel yüzü hep aklıdaydı. Her anımdaydı. Üşüyordum onsuz. Yalnızdım. Belki kısa zamanda bende ölürüm ve buluşuruz bitanem. Şarkı bittiğinde gözyaşlarım yine sel olmuştu. Sahneden inecektim herkes yeniden istiyordu ama umurumda olmadı. Ben hergün Aras için bir tane söylüyordum. Masalardan birine geçtim. Viski istedim bu kez. Ateş geldi yanıma. “Dünkünden daha anlamlıydı.” “Efendim?” “Seçtiğin şarkı diyorum. Özellikle seçiyorsun değil mi?” Cevap vermedim. “İçinde bulunduğun ruh halini anlatan şarkılar. Kendi kendine konuşuyorsun mezarlıkta yani eminim onunla olan odanızda da konuşuyorsundur. Ufak bir isyan var gitmenin sebebi neydi yani kendini anlatıyorsun işte. Ruh halini konuşamıyorsun ama şarkı olarak söylüyorsun.” “Sen psikolog musun? Ne bu kişilik analizi yapma havaları.” “Seni anlamaya çalışıyorum.” Gözlerimi devirdim ve viskimi yudumladım. “Ne düşünüyorum biliyor musun? Yazılan bu şarkılar sanki hep bize yazılmış gibi hissediyoruz öyle değil mi? Cevap vermeyeceğin için devam edeceğim yani şuan seni kimsenin anlamadığını düşünüyorsun. Bu acıyı kimsenin bilemeyeceğini ama söylediğin şarkılar acını yansıtan şarkılar yani demek ki seni anlattığını düşündüğün bu şarkıları yazan insanlar seni anlayabilir.” Suratına boş boş baktım. Kafamı karıştıran cümleler kuruyordu. Zaten algım yeterince zayıflamış iyice aptal bir insna olmuştum. “Yeryüzünde senin acını anlayabilecek bir sürü insan var Masal. Öyle olmasaydı eğer bunca şarkı, roman, film olur muydu?” “Ne yani tüm bu şarkıları yazan, romanları yazan, filmleri yazan insanların sevgilisi mi öldü? Gittiler mi? Sonsuza dek terk mi etti onları!” “Çok yanlış neden seni anlayabilecek insanlarında sevgilisi ölmesi gerek gibi düşünüyorsun. Bazı insanlar bilirler Masal o duygusal yönleri onları tüm bunları bilir hale getirir. Benim sevgilim ölmedi ama seni anlıyorum mesela. En büyük acı senin ki değil gör bunu. Acınla aranda sım sıkı bağ kurmuşsun bırakmaktan korkuyorsun.” Sinirlendim ayağa kalktım. “Bak Ateş misin her neysen kafamı çok ütülüyorsun. Kendine başka arkadaş bul. Ben doğru insan değilim. Can sıkıcı, suratsız ve insanların tadını kaçıran lanet bir kızım. Sohbetim hiç iyi değildir. Bu barda konuşacağın milyon tane insan olabilir ama ben değilim. Acımla bağ kurmadım sevdiğim adamla bağ kurdum.” Çantamı aldım arkamı döndüm. Bileğimden yakaladı beni. Arkamı döndüm. “Seninle iyi arkadaş olacağız içindeki o kız çocuğu yeniden hayata dönecek.” Bilmiş bilmiş konuşması asabımı daha çok bozdu. Bileğimi çektim. “Ne kız çocuğundan bahsediyorsun sen? Rahat bırak beni.” “Sonsuza dek böyle olmaz Masal.” Cevap vermedim. Yüzüne bile bakmadım. Bardan çıktım kafam çok iyi değildi. Taksiye bindim ve eve geldim. Acınası bir haldeyim her gün sarhoş olana kadar içip şarkı söyleyip sonra eve gelip ağlıyorum sonra öğlene kadar yatıyorum. Neden ama neden! Ben bu değildim. Ben bu insan Aras vardı mutluydum. Mutluyduk. Resimlerimize bakmaya başladım yine. Kartepe’de çekildiğimiz resimler. Canım sevgilim. Oraya gittikten sonra fenalaştı zaten. Aras yapamıyorum sensiz hayata nasıl devam edilir bilmiyorum ben. Yardım et sevgilim. Yatağa geçtim. Yastığını kokladım. Yanına yatardım kollarının arasına alırdı beni sım sıkı sarılırdı. Koklardı. Çıldıracak gibi oluyordum artık. Yataktan kalktım dolabı açtım viski şişesini aldım ve ağzıma dikmeye başladım. Düşünmeyi bırakacak kadar içmek istiyordum. Viskiyi içerken biranda midem bulandı lavaboya koştum kustum. Sonra yeniden ağlamaya başladım. Yüzüme su çarptım ve salondaki koltuğa geçtim sonra orada sızmışım. Uyandığımda her yerim tutulmuş saat 1’e geliyordu. Telefonum çalmış Gamze aramış birkaç kere. Zar zor kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Gözlerim şiş o kadar iğrenç ve berbat gözüküyorum ki. Aras’ın aşık olduğu güzel yüzüm yoktu artık. Gözaltlarım mos mor, göz içlerim kırmızı, solgun bir ten, cansız saçlar, çatlamış dudaklar, kuru ve cansız saçlar… Zavallı gibiydim. Tam bir zavallı. Yatak odasına geçtim. Yine onun kıyafetlerinden birini geçirdim üzerime. Sonra parfümünü aldım kokladım. Çok az sıktım. Kokusu! Sanki buradaymış odada hazırlanmış ve birazdan birlikte çıkacakmışız gibi. Tam evden çıkmak için kapıyı açtım karşımda annem ve babam. “Siz.” İçeri girdiler. “Neden geldiniz?” Annem yine ağlıyor. Babam konuşmaya başladı. “Kızım neden böyle yapıyorsun bizi görmek istememen için ne yaptık sana?” “Baba siz benden iyi olmamı istiyorsunuz ama değilim görmüyor musun? Ben yaşayan bir ölüyüm yakınımda oldukça daha çok üzüleceksiniz. Sonra bana deli muamelesi yapacaksınız. İstemiyorum ne olur anlayın. Gidin ve gelmeyin. Ben evimde mutluyum.” Yüzüme dokundu babam. “Sen bizim kızımızsın canımızın bir parçası. Seni bu halde görmek bizi kahrediyor evet ama bizi görmek istememen daha çok üzüyor.” Annem hala ağlıyor. “Anne! Ağlama bak yaşıyorum ölmedim. Geceleri barda şarkı söylüyorum. Onun için.” Babam elimi tuttu. “Evine dön kızım. Bizimle yaşa.” “Zaten evimdeyim!” “Burası kalsın ama sen burada yaşamaya devam ettikçe.” “Baba gitmem gerekiyor. İnan bana burada kalmaktan mutluyum ve dönmeyeceğim.” “Kızım bak abin soruyor seni merak ediyor ne yiyor içiyorsun.” “Abim mi beni merak ediyor? Yapmayın bir kez aramadı beni halimi hatırımı sordu mu ben o eve gelmeyeceğim anladınız mı? Israr etmeyin burada mutluyum ben.” Arkamı döndüm ve evden çıktım. Taksi çağırdım yine arabamı dün orada bıraktım. Mezarlığa gittim yine. Toprağına dokundum her zamanki gibi. Engel olamıyordum. Onun burada yattığını biliyordum ve gözyaşlarım akıyordu. Kitap okudum ona yine. Heyecanlı bir hal alıyordu kitabı. Eminim yaşasa çoktan bitmişti bu kitap yenisine geçerdi bitirdiği kitabı bana tavsiye eder sonra okumam için ısrar ederdi birlikte kitap üzerine konuşalım diye. En sevdiği şeydi ortak yaptığımız şeylerin üzerine konuşmak. Sonra köşeye bıraktım biraz okuduktan sonra. “Ölmek istiyorum. Bana kızıyorsun biliyorum ama neden yaşıyorum inan bilmiyorum. Sen yoksun gelmeyeceksin ve ben nereye kadar böyle gideceğim. Bu berbat bir şey Aras. Her gün acıyı vücudumun her zerresinde hissediyorum. Beni bırakıp nasıl gittin sen?” Cevap yoktu. Nasıl olsun ki. Olamazdı ölmüştü o. “Biliyor musun her gün söylediğim şarkıları senin için seçiyorum çok iyi değil sesim ama umurumda olmuyor ki. Sen istedin diye söylüyorum ben. Bir şeyleri unutmam için içmem gerekiyor kızma onun için kendimi başka türlü bir şeylere veremiyorum. Ben ben içmeden duramıyorum. Sadece içince biraz olsun bir şeylerin hissi azalıyor.” Gözyaşlarımı sildim. Eğildim toprağını öptüm. “Seni seviyorum sevgilim.” Mezarın başından ayrıldım yola çıktım taksi bekliyordum bir araba durdu. Camı açıldı içinde Ateş. “Selam burada olduğunu tahmin ettim.” Bu çocuktan nefret ediyorum her yerde karşıma çıkıyor. “Selam ve güle güle!” “Gelsene taksi zor gelir buraya bende bara geçeceğim zaten ondan önce kahvaltı yaparız.” “İstemiyorum.” “Hadi ama zaten uzun zamandır kahvaltı diye bir şey yok hayatımda belki yanımda biri olunca benimle aynı acıyı paylaşan daha kolay olur her şey.” Biraz düşündüm sonra arabaya bindim. “Nasıl geçti bugün ki ziyaret kitap bitti mi? Ya merak ediyorum bende sonunu.” Kafamı ona çevirdim. “Sen nereden biliyorsun?” “Bende de var aynı kitap ama okumayı bırakmıştım sonra sen mezar başında ona okuyunca yeniden aklıma geldi sen okurken dinledim seni işte.” Cevap vermedim. Bir yerde durduk. Küçük bir mekan. Masaya oturduk. “Ooo Ateş sen gelir miydin?” Dedi bir kız. Ona baktı gülümsedi. “İyi bir kahvaltı yapalım dedik.” Kız kafasını çevirdi. “Yeni sevgilin mi?” Kafamı kaldırdım kıza baktım öfkeyle. “Hayır!” Dedim. Kız tepkime şaşırdı. Ben kimsenin sevgilisi değildim. Aras’ındım ben sadece onun sevgilisiydim. Yanımızdan uzaklaştı. Ateş’e döndüm. “Ben gidiyorum bak dışarıdan böyle saçma sapan bir izlenim bırakmak en son isteyeceğim şey bile olamaz.” Bileğimden yakaladı. “Başkaları ne düşünürse düşünsün. Şuan beni anlayabilecek tek bir insan var onunla konuşmak istiyorum.” Geri oturdum öyle söyleyince. Siparişleri verdik. O sıra “Toparlanmam uzun zaman aldı. 1.5 yıl oldu. İlk başlarda hiç bitmeyecek bir acı gibiydi.” Onu dinliyordum. “Normalde Antalya’da yaşıyorduk ben buraya gelmiştim. Oda yanımda üniversite okumak için İstanbul’a geldi.” “Sonra yani hayatına o adam ne zaman girdi?” “Bilmiyorum onu görmüş ve aşık olmuş benim haberim bile yoktu. Saplantılı derecede birini sevmiş ve ben bunu anlayamamışım ta ki o ölene kadar.” “Sen mi buldun onu?” Sorumla kafasını önüne eğdi. Gözleri buğulandı. Üzmek için sormamıştım. Hem istemezse anlatmasın anlatmak zorunda değildi dedikleri gibi acılar anlattıkça azalmıyordu zaten. Öyle olsaydı acım çoktan biterdi. “Dışarıdaydım eve geldiğimde kimse yoktu. Yani ben öyle sanmıştım. Koltuğa geçtim tv izledim kahve içtim tv karşısında eğlendim Masal güldüm kanalları değiştim tek tek sonra duşa girmek için banyoya gittim. Girdiğimde yerde kanlar içinde kardeşim yatıyordu. Bileklerini kesmiş. Hemen eğildim nabzını yokladım atmıyordu ama ambulansı aradım öldüğünü kabul edemezdim. Ambulans geldi sağlık ekipleri onun öldüğünü söylediğinde mahvoldum belki eve gelir gelmez banyoya girseydim kardeşim ölmezdi. Ben geç kaldım Masal göz göre göre aynı yerdeyken kardeşimin ölmesine müsaade ettim. O lanet televizyonu açmasaydım eğer, kahveyi içmeseydim onu aramayı deneseydim şuanda yanımda olurdu.” “Senin suçun yok bilemezdin ki. Aras benim kollarımda öldü. Bende bir şey yapamadım.” O sıra kahvaltı geldi. Ben çay içmeyeli o kadar uzun zaman oluyor ki. Çaydan bir yudum aldım. O sıra Ateş. “Öyle olmuyor işte yani insan kendini suçlu hissediyor.” Üzülmüştüm ona. Gerçekten zor bir durumdu. “Peki ya yurt dışına o öldükten sonra mı gittin Bulut yurt dışından geldiğini söyledi.” “Kardeşim öldükten sonra gittim. Bir yıl kadar kaldım sonra geri döndüm.” “Anladım.” İnsanlar acılarından kaçmak istiyor ama kaçamıyor işte. Nereye gidersen git fark etmez o acı yüreğinde kalbinin tam orta yerinde kalıyor. “Neyse hadi bir şeyler yiyelim.” Ekmekten bir parça attım ağzıma sonra domates. Çaydan bir yudum aldım. “Sen konuşmak istemez misin?” Kafamı kaldırdın ona baktım. Ben kimseye kendimi ya da acımı anlatmak istemiyordum. Bu benim acımdı bana özeldi ve ben susmayı tercih ediyordum. “Hayır.” “Konuşmak insanı rahatlatır. Hem seni anlayabilecek insanlardanım. Bence konuşabiliriz.” “İstemiyorum. Aras ile alakalı kimseyle konuşmama gerek yok çünkü biz zaten konuşuyoruz ben içimdekileri ona anlatıyorum.” “Sakin ol tamam konuşmayız bizde. Susarız. Birlikte susalım bizde olmaz mı?” Cevap vermedim. Ekmekten bir lokma daha attım ağzıma sonra Ateş birden. “Şu peynirli omlete bayılıyorum. Nefis değil mi?” Boğazım düğümlendi. Aras’ta çok severdi peynirli omleti. Hatta kaşarlı yapardı kimi zaman içine biber atardı ben yemezdim ama o seviyor diye tadına bakardım. Gözlerine baktım. “Ben yumurta sevmem.” Gülümsedi. “Ne seversin?” Aras çok güzel tost yapardı. Kendine özel içine sevdiğim her şeyden koyardı biraz. Asla yiyemeyeceğim bir daha o tosttan. Kimse benim neli tost sevdiğimi bilemez ki. Yemeği bıraktım. “Çok yemekle aram yok. Kalkalım mı artık.” Bir şeylere üzüldüğümü anladı. “Sorun yok değil mi?” “Yok. Gidelim hadi.” Hesabı ödemek istedim ama Ateş izin vermedi. Çıktık arabaya geçtim. Sessizleşmiştim yine. Aras ölmüştü evet ama sanki içimde bir his hani olur ya sanki mucize olur ve o çıkıp gelir gibi hissediyor. Kendimi tamamen inandıramadım. Gelmeli Aras yoksa böyle yaşanmaz ki. Radyoyu açtı Ateş o sıra tek tek kanalları gezerken “Tarkan İnci Tanem” şarkısında durdu... Ikimizde sessiz şarkıya dikkatimizi vermiş dinliyorduk. “Sabret inci tanem bekle beni. Döneceğim mutlaka. Ağlama ne olur vazgeçme bekle beni. Döneceğim mutlaka sabret…” sözlerinden sonra ağlamaya başladım. Kendime engel olamıyordum. Bu bana işaretti beklide Aras onu beklememi istiyordu. Sabret diyor bana dönecek işte ben biliyorum benim sevgilim bana dönecek. Biz yeniden eskisi gibi mutlu olacağız. Ateş arabayı durdurdu. “Masal.” Hala ağlıyordum. “Ne oldu? Neden ağlıyorsun.?” Kafamı kaldırdım ona baktım. “Beklemem gerek onu beklemeliyim.” “Ne. Kimi beklemen gerek?” “Aras dönecek bir gün biliyorum.” Elimi tuttu. “Bende Yasemin’in döneceğine inandım çoğu zaman benim kardeşim kötü bir şaka yapıyor gelir dedim ama bu seni daha çok acıtacak Masal. Gelmiyorlar ne yazık ki gelmeyecekler.” “Dayanamıyorum. Bu acı gerçekten inanılmaz kötü. Daha önce yaşadığım hiçbir acıya benzemiyor.” “Biliyorum.” Peçete uzattı bana gözyaşlarımı sildim. Ruhunda sızı hisseder mii insan? Nefes almak zor geliyordu devamlı derin nefesler alıyordum sanki kalbimin üzerinde bir yük var gibi. Kendimi toparlayınca yeniden yola koyulduk. Yol boyunca aklımda sadece tek bir kişi vardı…
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD