Kırılmış Bir Kız

1017 Words
Zeynep ''Senin gibi bi ajan, nasıl yalnız kalabilir?'' dedi ve güldü. Ben de güldüm. ''Ama ajan demesek. Benden pek ajan olmadığı belli. Ajanlık yaptığım biliniyor sonuçta.'' ''Ajanlıkta pek yetenekli olmadığını söylemek zorundayım.'' Uzun bir süre Ateş Bey ile sohbet ettik. Bu kez alkol tüketmiyordu. Konser başlamak üzereyken Erdem yanımıza geldi. ''Ah! Kusura bakmayın konser olduğu için telaş var biraz. Yanınıza uğrayamadım. Her şey yolunda mı?'' ''Evet, her şey iyi gidiyor. Sen işine bak. Bizi merak etme.'' diye cevap verdi Ateş Bey. Yüzü oldukça memnuniyetsizdi. Adamı resmen kendi mekanından kovuyor gibiydi. Bu haline gülmeden edemedim. Aslında çok güzel bir gece geçiriyorduk ve bu bölünmüş gibi hissettim. Erdem'in gelişiyle sanki gerçekler yüzüme vurulmuştu. Gerçek dünyaya dönmem için bir uyarı gibiydi bu. Her şey çok güzeldi ama o yine de benim patronumdu. Gerçi Oya ile sevgili değilmiş. Oya'nın amacı ne o zaman? Neden bana böyle şeyler söylüyor ki? Her ne kadar Oya ile sevgili olmadığına sevinsem de çapkın bir adam olduğu da aşikardı. Kendimi korumak zorundaydım. Ama bu gece her şey çok güzeldi ve bu anları bozmak istemiyorum. ''Zeynep kankam?'' dedi ve beni hafifçe salladı Erdem. Kendi iç sesimi dinlerken onu dinleyemedim muhtemelen. ''Efendim? Bir şey mi dedin? Duymadım.'' diye cevap verdim. Mümkün olduğunca şirin durmaya çalışıyordum. ''Senin keyfin yerinde mi? Bir şeyler içmek ister misin? diye sormuştum. Kendi mekanım diye demiyorum ama şahane kokteyllerimiz vardır.'' dedi ve güldü. ''Benim pek alkolle aram yok. Teşekkür ederim.'' ''Alkolsüz bir kokteyl yollayacağım o zaman sana. Bayılacaksın.'' dedi ve yanımızdan ayrıldı. ''Alkol kullanmıyorsun sanırım. Geçen gece de içmemiştin.'' ''Şey kokusu pek hoşuma gitmiyor Ateş Bey.'' ''Kardeşime adıyla sesleniyorsun, arkadaşıma adıyla sesleniyorsun. Bana da adımla seslensen...'' Söylediği şeyle kalbim hızlandı yeniden. Hayır yani ben içimden konuşurken bile bey diyorum. Dışımdan nasıl sadece adını söyleyeyim be adam? ''Ama siz patronumsunuz sonuçta.'' ''Ateş Bey ile devam edeceğiz diyorsun yani...'' dedi ve gülümsedi. ''Yani, daha iyi olmaz mı?'' ''Şimdilik olsun bakalım.'' Şimdilik? Ne zamana kadar yani? Ahmet Bey'in yanına geri döndüğümde ismi ile mi sesleneceğim? Teknik olarak artık patronum olmayacak sonuçta. Gerçi o zaman da patronun oğlu. Ama olsun Karan'da patronun oğlu. Gelen alkış seslerinden konserin başladığını anladım. Oturduğum yerden kalkıp sahneyi gören cama yaklaştım. O sırada Erdem'in yolladığı kokteyl geldi. ''Erdem gerçekten en iyisinden yollamış. Mutlaka tadına bakmalısın.'' Ateş Bey'e gülümsedim ve tekrar sahneye döndüm. Bir yandan da kokteyli içiyordum. ''Gerçekten güzelmiş.'' dedim ve Ateş Bey'e döndüm. Bana bakıyordu. Çok güzel bakıyordu. Ah ama bana böyle bakma! Ben zaten kırılmış biriyim, zaten yaralıyım. Bir kez daha yara almak istemiyorum. Bir kez daha kırılmak demek yeniden o cehenneme hapsolmak demek... Yapma be adam! ''Gerçekten güzel. Çok güzel.'' dedi. Yutkundum. Bir an ne yapacağımı bilemedim. Kolumu kaşır gibi yaptım. Tekrar sahneyi izlemeye başladım. Grup sahnedeydi. Bir anda şarkıya girdiler. Ama o şarkı... Yine gerçekler yüzüme vuruluyordu. Zaten kırılmış bir kızsın Dövülmüş bir av... Hahaha gerçekten bu kaderin bir oyunu olmalı. ''Büsbütün kaybettim ben, bana dokunmayın sakın.'' Düşüncelerimle boğuşurken Ateş Bey yanıma geldi. Önce bana baktı, dolan gözlerime... Sonra sahneye. Sonra gözlerini kapattı. Şarkının sonraki kısımlarından bir yeri söylemeye başladı. ''Ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum. Çünkü bu, çünkü bu ''Seni seviyorum''un içine nal salmak demektir.'' Bana döndü. Gözümden bir damla yaş aktı. Elini uzattı, gözümden akan yaşı sildi. ''Sana ağlamak yakışmıyor.'' dedi. Sonra bir anda masaya gitti. Bira şişelerinden birini aldı ve içmeye başladı. Tüm gece içmemişti. Şimdi içiyordu. Çok korkuyordum. Bu an yaşandıktan sonra daha çok korkuyordum. Hayatımda ilk defa bir erkek göz yaşımı sildi. Babamı hatırlayıp bir damla daha yaş akıttım gözümden. Her şey bambaşka olabilirdi. Bana bunu çok görmüştü. Ben de gidip oturdum. Ateş Bey'e baktım. O da bana baktı. Bir süre sadece bakıştık. Sessizce konuşuyor gibiydik. Bu sessizlik açılan kapıyla bölündü. ''Ateeeeş!'' diye bağırarak bir kadın girdi içeriye. Oldukça sinirli duruyordu. ''Ne oluyor Ece? Ne bu şimdi?'' Aaa... Bitmiyor ama. Oya bitti Ece mi başladı? Bu üç harfliler bu adama mı dadanmış yahu? Arkasından koşarak Erdem ve Deniz Bey girdi. ''Ece... Ne yapıyorsun güzelim burada? Haydi dans edecektik ama.'' diye konuştu Erdem. Kızı da dışarı doğru çekmeye çalışıyordu. Ece, Erdem'in kolundan kurtuldu ve Ateş'in yanına oturdu. ''Ateş, bizi arkadaşınla tanıştırmayacak mısın?'' Deniz Bey gelip yanıma oturdu ve elini omzuma attı. ''Deniz, sakın. Seni öldürürüm.'' diyen ise Ateş Beydi. Ben ne olduğunu bile anlayamadan Ateş Bey tekrar konuşmaya başladı. ''Ece, seni neden herkesle tanıştırmam gerekiyor? Saçmalamayı kes. Seni oldukça net uyardım hem de defalarca.'' Gerrginliğin bitmesi için ben konuşmaya karar verdim. ''Merhaba Ece Hanım, ben Ateş Bey ve Deniz Bey'in şirketinde çalışıyorum. Ateş Bey'in asistanıyım.'' Ateş Bey, şu an gerçekten ateş saçıyordu. Bakışları hala Deniz beydeydi. Deniz Bey elini yavaşça çekti ve konuştu. ''Ece de bizim çocukluk arkadaşımız Zeynepciğim. Hatta bir de kuzeni var adı Deren. O da buralarda, tanışırsın birazdan.'' Gülümsedim ve Ece'ye döndüm. Ece sadece Ateş Bey'e bakıyordu. Bakışları oldukça korkutucuydu. ''Selam millet!'' diyerek bir kadın girdi içeri. Oldukça tatlı duruyordu. Bahsettikleri Deren, bu kız olmalıydı. Ece ile hiç benzemiyor. Nasıl kuzen bunlar? ''Ece, bebeğim konseri kaçırıyoruz. Şimdi danslar başlayacak. Haydi inelim.'' dedi ve bana döndü. ''Merhaba, kusura bakma. Böyle aniden gelmiş gibi olduk. Ben Deren.'' ''Memnum oldum, Zeynep.'' dedim yalancı bir gülümsemeyle. Ateş Bey ayağa kalktı. ''Zeynep, haydi biz gidelim. Seni de eve bırakayım. Sabah işe gideceğiz. Deniz sen de çok oyalanma.'' dedi. Yanıma geldi ve kolumdan tuttu. Çantamı ve kabanımı bile o aldı. Dışarıya çıktık. ''Ateş Bey, veda etmeyi geçtim, Erdem'e teşekkür bile edemedim. Apar topar neden çıktık?'' ''Bu gece çok güzeldi. Tatsızlık olmadan güzel bitsin istedim. Bu geceyi her detayıyla iyi hatırlamak istiyorum.'' dedi. Lanet olsun! Gözlerimin içine bakarak konuşuyordu. Kokusu bu sefer alkol kokusunu bile bastırıyordu. Yalnızca onun kokusunu alıyordum. Büyülenmiş gibiydim. Gelen araca bindik ve yola çıktık. Bu kez Ateş Bey ve ben arkada oturuyorduk. Aracı güvenliklerden biri kullanıyordu. Parkın oraya vardık ve Ateş Bey'e döndüm. ''Her şey için teşekkür ederim, çok eğlendim bu gece.'' Gülümsedi. ''Evin nerede? Burada pek ev yok gibi duruyor.'' ''Bir üst sokakta. Mahalle işte biliyorsunuz, yanlış anlaşılma olmasın diye...'' Bir şeyler saçmalamıştım işte. Babamı nasıl göreceğinizden emin olamıyorum o yüzden evime gelmeyin diyemem sonuçta. ''İyi geceler, ajan!'' ''İyi geceler.'' dedim ve arabadan inip eve doğru yürümeye başladım. Eve girdiğimde ise gördüğüm kişi ile kısa bir şok yaşadım. Caner... Bu adamın burada ne işi var?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD