Caner Burada

1008 Words
Zeynep Eve girdiğimde ise gördüğüm kişi ile kısa bir şok yaşadım. Caner... Bu adamın burada ne işi var? Caner'e şaşırmam kısa sürdü çünkü asıl önemli olan babamla yan yana oturmaları ve kahkahalarla gülüyor olmalarıydı. Elbette önlerinde bir şişe de rakı vardı. Bildiğin bu adam eve gelmiş ve babamla rakı sofrası kurmuştu. Bu nasıl bir saçmalık böyle? Annem ise kıpkırmızı gözleri ile mutfak kapısından bana bakıyordu. Ne diyeceğimi, ne tepki vereceğimi bilemedim. Beş dakika önceye ışınlanmak istiyorum. O arabadan hiç inmemeyi istiyorum. Benim bir tepki veremediğimi görünce babam konuşmaya başladı. ''Bizim kız da geldi işte. Geç kaldın, bu nasıl iş böyle? Bak misafirimiz seni görmek için bu saate kadar bekledi Zeynep.'' Beni görmek için bekledi, seninde işine geldi elbette değil mi baba? Bu gece bir adam gözyaşlarımı silmişti, en kırgın olduğum yeri hissediyor gibi bakmıştı bana. O kırgınlığın, yaşların sebebi olan adam ise daha birkaç gün önce boğazına yapışan, tehditler savuran adamla oturmuş içiyordu. ''Ne oluyor burada?'' diyebildim. Çok zor çıkmıştı sesim. ''Caner Bey, seninle görüşmek istiyormuş. Haydi hanım, biz odaya geçelim de gençler burada konuşsunlar.'' dedi babam. Benim gerçekten oturup bu adamla konuşmamı mı istiyordu? ''Bizim yanımızda desin ne diyecekse! Gerçi benim kızımla konuşacak bir şeyi de yok onun ama...'' Annem konuşmaya başladı ama babamın bakışlarını susmasını sağladı. Yıllarca susturulan bir kadın, o kadar çabuk konuşamazdı. ''Anne, sorun yok. Siz geçin, Caner Bey kusura bakmazsanız, elimi yüzümü yıkayıp geleyim. Dışarıdan geldim sonuçta.'' ''E bu kadar bekledim sonuçta, iki dakika daha beklerim.'' Annem ve babam odalarına geçti. Ben de banyoya gittim ve hemen Tuğçe ablaya mesaj attım. Umarım uyumamıştır. ''Tuğçe abla, Caner burada. Evimde. Ne yapacağım?'' Hemen cevap geldi. ''Zeynep, sen tersleme adamı. Ne yapacağı belli olmaz o manyağın. Ne derdi varmış öğren. Ben hemen evden çıkıyorum. Oraya geleceğim.'' Bu mesaj beni pek rahatlatmadı ancak yine de cesaretimi toplayıp banyodan çıktım. Caner yine o iğrenç bakışlarını üzerime dikmişti. ''Merhaba Zeynep. Artık konuşabiliriz sanırım.'' ''Sizinle konuşacak bir şeyimiz kaldığını sanmıyorum.'' ''Ben de bekleyecek sabrım kaldığını sanmıyorum Zeynep.'' ''Anlayamadım, Caner bey.'' Ah! Bu adama bey demek... ''Sana her şeyi uzun uzun anlatmak istiyorum. Bu gece sanırım pek uygun olmayacak. Hafta sonu çalışmıyorsundur. Görüşelim ve konuşalım.'' Ne görüşmesi ne konuşması be! ''Ben hafta sonu da çalışıyorum. Biliyorsunuz iş yerinden borç aldım. Yoğun çalışmak zorundayım.'' Yeterince kibar davranıyorum bence şansını zorlama artık! ''Yakında bunları hiçbirine ihtiyacın olmayacak Zeynep, işin de ne zamana kadar olur bilinmez.'' dedi ve bir kahkaha attı. Ne demeye çalışıyor bu? Kesin bir planı var. Nasıl öğreneceğim ki? Yerinden kalktı ve bana yaklaştı. ''Seninle konuşmamızdan sonra pek çok karar alacağım Zeynep. Ertelemesen iyi olur. Sen ertelersen, ben planlarımı hemen uygulamak zorunda kalırım. Çok kişi üzülür. Olacak şeyleri engelleyebilirsin. Ve hatta şunu da eklemeliyim olacak şeyleri sadece sen engelleyebilirsin.'' Benden bir cevap beklemeden evden çıkıp gitti. Sinirle gözlerimi kapattım. Derin derin nefesler almaya başladım. Ne demeye çalışıyor bu herif? Kapı sesini duyan annem hemen çıkıp yanıma geldi. ''Bebeğim, neler oluyor? Seni yalnız bırakmazdım. Ne olursa olsun bırakmazdım. Neden gönderdşn beni içeriye?'' ''Anneciğim sakin ol. Ne söyleyecek dinlemem lazımdı. Tuğçe abla gelecek birazdan. O gelince konuşuruz. Babam uyudu mu? Tuğçe ablayı görmese daha iyi olur.'' ''Uyudu kızım. Hiç uyanacak gibi de durmuyor.'' O sırada telefonum çalmaya başladı. Tanımadığım bir numaraydı. Tuğçe abla olabilir diye düşünerek açtım telefonu. ''Efendim?'' ''Bu benim numaram Zeynep, kaydet.'' dedi ve kapattı. Evet bir senin numaran eksikti ben de Caner. Şahane gerçekten. Bu adam gerçekten bela olacak bana galiba. Hemen Tuğçe ablayı aradım. ''Tuğçe abla neredesin? Caner gitti.'' ''Geldim canım. Aç kapıyı.'' Hemen kapıya koştum ve kapıyı açtım.Tuğçe abla bana ve anneme sarıldı. Salona geçtiğimizde telefonunu aldı ve Ahmet amcayı aradı. Telefonu hoparlöre aldı. Caner ile olan konuşmamızı anlattım. ''Bu adamın Zeynep'e olan ilgisi düşündüğümüzden de fazla sanırım.'' Ahmet amca böyle söyledi. Tuğçe abla bana döndü ve elimi sıktı. Annem telaşlı bir şekilde dinliyordu. ''Canım, panik yapma ve korkma. Bu adam seni izlediği için ve elbette bizimle çalıştığını bildiği için sana koruma ayarlayamamıştık. Bir çözüm bulacağım. Dışarıda da güvende olmanı sağlayacağım. Ancak bu buluşmanın olması gerek Zeynep. Neler planladığını öğrenmeliyiz.'' ''Bunu yapmak zorunda değilsin Zeynep kızım.'' Ahmet amcanın böyle söylemesi bile yüzümde bir tebessüm oluşturmuştu. ''Yapmak zorundayım Ahmet amca. Sadece sizin için değil kendim içinde bunu yapmalıyım.'' dedim. Ateş'i korumak için bunu yapmalıyım. Bir süre daha konuştuktan sonra Tuğçe abla burada kalmaya karar verdi. O benim odama geçip uyudu. Annemi sakinleştirmem biraz uzun sürse de en sonunda o da ikna oldu ve uyumaya gitti. Şahane geçen gecem böyle sonlanmıştı. Sabaha kadar bir dakika bile uyuyamadım. Caner'in söylediklerini düşünüp durdum. Hiç uyumadan işe gidince de elbette beklenen tepkiyi almıştım. Hem tedirgindim hem de uykusuz. Ateş Bey'in beni görünce verdiği tepki o yüzden çok normaldi. Dinlenmek için eve gitmemi söyledi. Her ev insanı dinlendirmiyordu. Her ev huzur dolu olmuyordu. Bunu bilmeyecek kadar şanslıydı. Hafta sonu çalışmak için neredeyse Ateş Bey'e yalvaracaktım. Ah be adam, çalışayım işte. Caner ile görüşmek için hazır hissetmiyorum henüz kendimi. Tüm seçenekleri sundum, neyse ki en sonunda evine gelmem için ikna oldu. Gerçi adamın açısından bakarsak zorla evine gitmeye çalışıyor gibiydim. Neyse Zeynep artık olan oldu neticede. Salağa yatmaktan başka çare yok. Ömer Bey ile olan toplantının ardından Ateş Bey geri döndüğünde bir anda yüzüm gülmeye başlamıştı. Çok içten bir gülümsemeyle karşıladım onu. Zaten hep böyle karşılamak isterdim ama sabah şartlar pek izin vermemişti. ''Hoş geldiniz Ateş Bey.'' ''Güzel...'' dedi yalnızca. Adam iş yerinde güler yüzlü personel ister elbette. Ateş Bey odasına girip çalışmaya başladı ancak sık sık dışarı çıkıp benden bir şeyler istiyordu. Bazen saçma sapan şeyler. Normalde işi bitince çıkıp giderdi. Toplantısı ya da şirkette halletmesi gereken bir iş yoksa evinden çalıştığını söylemişti Tuğçe abla. Birazda evine gitmeyi bu yüzden istiyordum ama bugünde gitmeyeceği tuttu adamın. Saat beş olduğunda odasından çıktı. ''Zeynep, çıkalım mı?'' Beraber mi çıkalım? Nasıl yani beni mi bekledi? Ama ben eğitime gideceğim. Hayır bu detayları neden anlatmıyoruz ki bu adama? Zaten biliyor babası için çalıştığımı... ''Çıkalım.'' dedim ve gülümsedim. Aferin kızım ya çok zekisin sen. Neler düşünüp neler dedin? Beynin doğru çalışamıyor uykusuzluktan herhalde. Ateş Bey'in arabasına bindik ve yola çıktık. En azından yakın bir yerlerde ineyim. Ne diyeceğim acaba adama? Bunu şu an düşünmeye başlaman harika oldu Zeynepciğim gerçekten!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD