12.Bölüm

1948 Words
Sezen Aksu & Yarası Saklım "Ladin?" Şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdığımda birden kendimi geri çektim Erez'in kollarından. Tek şaşkın bakışların bana ait olmadığını biliyordum. Gediz, sakin adımlarla yanıma varırken Erez'e baktım yandan. Bakışları bendeydi. Yoksa hiç ayırmamış mıydı? Üstelik teninden gelen içki kokusunu alabiliyordum. Kızının babyshower'ında içmiş miydi? Kızı olmayabilir. Gözlerimi gergince yumduğumda birden ortamı terk etmek istedim. "Ben de sana bakıyordum," dedi Gediz, Erez'e bakarak. "Baban bekliyor." Ardından Erez'e döndü. "İyi akşamlar Erez Bey." Erez'in bakışları ilk defa o an ayrılmıştı ki benden, kızaran gözleriyle Gediz'e döndüğünde başını dik tuttu. "İyi akşamlar." dedi sert sesiyle. "Siz... Beraber misiniz?" Dan diye sorduğu soru ile gözlerim irileşirken Gediz kaçamak gülüşüyle elini belime koyduğunda irkilip ona döndüm, önce koluna sonra yüzüne baktığımda, "Belli oluyor demek. Aslında sizin gecenizde bunu duyurmak istemezdik ama-" "Duyurusu mu kalmış? Tüm manşetler sizi konuşuyor," dedi aynı ses tonunu sürdürmeye devam ederken. Ona döndüm. Bana uğramıyordu bakışları. "Bilmeyen tek biz kalmışız." "Anladığım kadarıyla, öğrendiniz," dedi Gediz, Erez'in üzerine gitmeye devam ederek. Kaşlarım çatıldı. Ne yapmaya çalışıyordu? "Umarım içeride bize destek çıkarsınız malum olacaklar-" "Ladin," dedi birden Erez, onun sözünü keserek bana dönerken. "Tebrik ederim. Umarım mutlu olursunuz." Yapma dedim içimden bas bas bağırarak yapma! Zoraki gülümsedim. "Sağ ol." dedim kısa ve öz ama gözleri gözlerime dudaklarımızdan çok şey fısıldıyordu birbirine. Bana bir adım attı, gözlerindeki aynı bakış sürerken. Yüzüme doğru eğildi. "Umarım bu kez sözlerinde durursun, umarım bu kez gerçekten mutlu olursun." Kaşlarım hafif çatıldı. Ne demek istiyorsun Erez ne demek istiyorsun yeter artık! O an bağırıp çağırıp, yüzüne haykırmak istiyordum: "Beni bırakıp giden sendin Erez! O değil bu değil, sen! Sendin beni terk eden! Şimdi gelmiş bana nefret dolu bakışlar atıp sözler sarf ederken birdenbire iyi yaklaşamazsın! Kalbimle oynadığın gibi aklımla oynayamazsın!" Ama bu sözlerin hiç birisini diyemedim. "Emin olabilirsin, çok mutlu olacağıma, eskiyi aratmayacağına..." Biraz daha yaklaştım. Ve bu kez dilimin zehirli dikenlerimi ona sokan ben oldum. "Senin gibi olmayacağıma..." Ardından ona daha fazla bakmadan Gediz'e döndüm, "Gidelim mi?" Olur diye başını salladığında bana kolunu açtı. Bir koluna bir ona bakarken gözlerine gülümsedim, ardından bahçeye indik. Onu arkamda bir harabe bıraktığım bihaber... Bahçeye indiğimizde Gediz, bize içki söyleyeceğini söyleyip yanımdan ayrıldı. Ben de ilerideki masada liseden arkadaşlarım, Yaren ve İrem'i görmem ile onlara doğru yürümeye başladım. Yalnızca ikisi vardı. Ve daha önce de gelmişlerdi. Bir selam demezsem artık ayıp olacaktı. Onların umurunda bile değilsin Ladin! Yine de konuşmak yıllar sonra bir araya geldiğimiz için görmemezlikten gelmek istemiyordum. "Selam kızlar." diyerek masaya vardığımda Yaren beni görür görmez çığlığı bastı, "Ladin!" Ama İrem için aynı şeyi söyleyemeyecektim. Kısa bir an sarılıp karşılıklı durduğumuzda beni süzdü. "Ne kadar çok değişmişsin, güzelleşmişsin." "Teşekkür ederim Yaren, sen de her zamanki gibi kibar ve hoşsun." Başını omzuna eğerek gülümserken İrem oturduğu yerden konuştu. "Yaren haklı. Değişmişsin Ladin." "Ama sen hiç değişmemişsin İrem." Yine o iğneleyici sözler... Her zamanki gibi. Gülerek elindeki kadehi, önündeki yuvarlak masaya koydu. "Tatlım," Ellerini iki yana açarak gösterdi. "Biz bıraktığın gibiyiz, peki sen eskisi gibi misin?" "Ne demek bu şimdi? Açık konuş." dedim dik dururken. İmâlıca gülümseyerek kulağıma yaklaştı. "Sırlarınla bugüne kadar iyi geldin demek Ladin Suhan." Ben bir Suhan değilim diye bağırmak istesem de elimi yumruk yapmaktan öteye gidemedim. "Bir kızın olduğunu ve babasının kimin olduğunu biliyorum." Anında kafamı İrem'e çevirdiğimde gülümseyerek geri çekildi ve yapmacık bir tavırla omzuma dokundu. "Seni yeniden gördüğüme sevindim Ladin, bundan sonra daha sık görüşelim olur mu?" Yaren'e de dönerek selam verirken yanımızdan geçip gitti. Yaren yanıma gelerek elime dokundu. "Bakma sen ona. Her zamanki İrem işte. Sizin yıldınız hiçbir zaman barışmamıştı zaten." Başımı salladım. "Evet... Bundan sonra barışmaz da." Gülümsedi Yaren. "İyi ki geldin Ladin, sen yokken buralar öyle sessizdi ki..." "Yoo," dedim kendimi toplayarak Yaren'e dönerken. "Şimal gayet de boşluğumu doldurmuş, baksana," dedim etrafı gösterirken. "Tam bir cümbüş havası." Gülümsemesi soldu. "Erez yüzün-" "Bana Erez deme!" Boğazım düğüm düğüm olduğunda sesim titrediği için lanet ettim. "Deme..." "Ladin-" "Biliyor muydun Yaren?" Gözlerini kaçırdı. "Yaren..." "Evet, onu aldattığını ve seni terk ettiğini-" "Ne?!" Şaşkınlıkla arkadaşımın yüzüne bakakaldığımda o da benden farklı değildi. "Ladin ben hiçbir zaman inanmadım Erez'i aldattığına ama eldeki kanıtlar oklar hepsi seni gösteriyordu, ben ne yapacağımı bilemedim yani elim ayağım birbirine dolaştı..." "Ben, ben..." dedim kendimi gösterirken. "Erez'i aldatmışım? Erez'i ben?" Şokta gibiydim. Gibisi değil şoktaydım. Erez'i aldattığım nerden çıkmıştı? "Öyle bir şey yok değil mi?" Sinirle güldüm. "saçmalama yaren. Tabi ki de yok. Ne aldatması kafayı mı yediniz?!" "Şimal... Hepsini Şimal yaptı Ladin. Ben konuşacaktım, o gün konuşmaya sana geliyordum ama bana mâni oldu. Anlamalıydım. Ama sonra Erez konuşma deyince..." "Erez mi engel oldu sana?" başını salladı. "Bir daha seni görmek istemediğini, Ladin hakkında konuşmak istemiyorum dedi." Yüzümde acı tebessüm yeşerirken buna neden şaşırdığımı sorguluyordum. O bana nefretle bakan adam değil miydi? beni istemeyen bir adam değil miydi? Birden arkamı dönerek konağa doğru yürümeye başladım. Yaren arkamdan bağırdı. "Ladin! Nereye gidiyorsun?!" Ona cevap vermeden içeri girdiğimde bağırdım. "Şimal!" Hangi cehennemde olduğu umurumda değildi. Elbisemin eteklerini tutarak merdivenleri çıkamaya başladığımda hırsla dudaklarımı ısırdım. Ortalığı ayağa kaldırmak, ateşe vermek istiyordum. O sırada karşıma Reyhan çıkınca durdum, güldüm. "Reyhan..." Beni görünce yüzü korkuyla doldu. "Ladin Hanım?" "Hanımın nerede Reyhan?" Yutkunduğunu ellerinin titrediğine şahit oldum. Belli ki benden sakladığı bir şey vardı. "Bahçedeydi en son." "Yok, bahçede yok." Üzerine doğru yürümeye başladım. "bundan sonra bana doğruları söyleyeceksin. Bundan sonra yalanlar sırlar yok." İşaret parmağımı yüzüne doğru salladım. "Benim himayem altında çalışacaksın." başını salladı titreyerek. "Eğer gidip Şimal'e bunları söylersen başkası söylese de senden bileceğim. Duydun mu beni?" "Ben evet-" "Sadece bu değil, Şimal ile ne dolaplar çevirdiğinizi de bana gelip anlatacaksın ben de sana Şimal karşılığında ne veriyorsa daha fazlasını vereceğim." Geri durdum. "Ev mi araba mı istediklerin bunlar mı Reyhan, bunlar bana çalışırsan senin olacak." "Anladım hanımım." "Güzel. Şimdi bana Şimal'in yerini söyle." "Müştemilatta." Kaşlarım çatıldı. "Ne işi var kocaman karnıyla?" Bakışlarını kaçırdı. "Reyhan!" "Ogün Bey ile görüşüyorlardı. Ne konuştukların bilmiyorum." Tek kaşımı kaldırdım. "Yemin ederim bilmiyorum." "Eğer biliyor da söylemiyorsan..." "Hayır, tek bildiklerim bunlar. Sadece sizin hakkınızda bilgi toplayıp ona iletmemi istiyordu." Durdum. Bu kadar çabuk dökülmesi de normal değildi. "Tamam, sonra görüşeceğiz bir yere kaybolma." Geldiğim gibi merdivenleri inerken kendimi gizleyerek tırabzanların arasından izlemeye başladım. Kapı açıldı ve kocaman karnıyla içeriden Şimal çıktı. Reyhan ile yüz yüze dururlarken, "Aferin iyi oynadın." dediğinde yutkundum. Vay kaltak... "Bundan sonra Ladin senden ne istersen derse onu yapacaksın ama önce bana söyleyeceksin. Tamam mı? Çok dikkatli olacaksın renk vermek yok." Reyhan başını salladı. "O sarı çıyan İrem, beni tehdit dursun bakalım, ben işimi garantiye almayı bilmez miyim?" Dişlerimi sıktım. İrem demek ki tehdit etmişti, benim Şimal ile yüzleşeceğimi de biliyordu, Şimal de. Resmen oyun oynuyorlardı benimle. "Merak etmeyin siz," dedim fısıldayarak. "Ben öyle bir oyun oynayacağım ki, bana da yalvarmazsanız adım Ladin değil." & Bahçeye çıktığımda Gediz de yanıma varmıştı. "Nerelerdeydin? Her yerde seni arıyordum?" "Lavaboya kadar gitmiştim." Elini belime koydu. "Tamam hadi gel, Suat Bey bekliyor bizi." Belime koyduğu koluna baksam da bir şey demeden başımı salladım. Çimlerde yürüyerek diğer masaya doğru geçtik. O sırada uzaktan bize bakan İrem'in bakışlarına ters ters bakarak karşılık verdim. Masaya geldiğimizde babam bize döndü yanındaki adamdan ayrılarak. "Evet anlatın bakalım nedir bu manşet mevzusu?" "Bir yanlış anlaşılmadan ibaret baba." dedim babamın gözlerinin içine bakarken. "Kim nasıl neden çekti o fotoğrafları bilmiyorum ama sandığın gibi değil. Öpüşme falan yok." Gediz'e baktım yandan. "Biz arkadaşız." Babam dik dik bir bana bir Gediz'e bakarken konuştu. "Sadece arkadaşsınız yani öyle mi?" İçimin sıkıldığını hissettiğimde Gediz de bunu fark etmiş olacak ki hemen devreye girdi. "Aslında..." diyerek birden elimi tuttuğunda yüzümün rengi değişti, şaşkınlıkla tuttuğu eline ve ona bakakaldım. "Biz uzun zamandır beraberiz." Ne?! "Gediz..." "Araya zaman girince bir türlü konuşamadık, görüşemedik... Ladin burada değilken bile," Bakışları bana çevrildi. Bir anlığına arkama doğru kayarken istifini bozmadan bana baktı ve gülümseyerek kolunu belime yerleştirdi. "Görüşüyorduk biz," dedi babama ithafen. "Araya giren onca zaman bile engel olamadı bize Suat Bey. Ben kızınızı, Ladin'i seviyorum, çok seviyorum hem de." Babam da benden farklı değilken ellerini pantolonunun ceplerine soktu. "Ladin'in bundan haberi yokmuş gibi duruyor Gediz," dediğinde irkilerek babama döndüm. Gülümsemeye zorladım kendimi. "Doğru mu Ladin?" "Elbette baba," derken buldum kendimi. Halbuki inkâr etmeyecek miydim... O senin ismini bile anmak istemedi. "Gediz ile uzunca bir süre arkadaşlığımız oldu." Babamın bakışları anladım der gibi bakarken başka şeyler de diyecekmiş gibi hissediyordum. "O halde o manşetler bir yanlış anlaşılma değil." "Baba aslında-" "İzin ver lafımı bitireyim Ladin," dediğinde sessizce geri çekildim. Soluklanıp ikimize de baktı. "Bunu bizden saklamasaydınız keşke. Gazeteler yerine sizden öğrenseydik daha iyi olabilirdi." "Haklısını Suat Bey." "Bu durumda, davetten sonraki yemeğe de bekliyorum sizi." Babyshower'dan sonra belli bir grupla yemeğe devam edilme kararı almıştı ama ben yemeğe kalmadan Hora'ya dönmek istiyordum. "Babaannem yalnız baba, onu tek bıraktım, partiden sonra gitmek istiyorum yemeğe kalmayalım biz hiç." "Aynen başka sefere olsun, bu kez es gecelim." Diye destek çıktı Gediz de bana." "Olmaz o kadar yol geldin, geldiniz bir parti için miydi asıl yemeğe bekliyordum ben sizi. Hem annem yıllardır tek yaşıyor Ladin, aklın onda kalmasın," dediğinde ileriden bir adamın babama seslenmesiyle bize son kez baktı. "Bekliyorum ona göre." Babamın bize sırtını dönüp gidişini izlerken burukça baktım. Uzun süren sessizlik ile Gediz'e döndüm. "Babaannemden bile böyle bahsetmesi..." Başımı iki yana salladım hayal kırıklığı ile. "Hiç değişmeyecek hiç." Gediz'in sessizce beni izleyen bakışlarına karşılık verdim. "Ya sana ne demeli? Resmen dünyanın yalanını söyledim." "Seni kurtarmak içindi." "Benim kurtarılmaya mı ihtiyacım vardı Gediz?" İç çekti uzunca. "Erez'in o bakışlarından sonra evet, davet boyunca bakışları senden asla ayrılmadı ayrılmıyor da." Bana bir adım atarak koluma dokundu. "Sen ne dersen de biz gazetelere düştük ve senin de bir kızın var Ladin." Evet herkes de maşallah bir fikir sahibi... "Yakında bunun da açığa çıkması muhtemeledir. O zaman ne yapacaksın?!" "Onu o zaman düşünürüm." Sinirle güldü. "Ben sana söyleyeyim ne olacağını. Babanla aran daha da bozulacak zaten iplik ile bağlısınız birbirinize. Her an kopabilirsiniz. Cahit Bey desen hiç demiyorum seni buradan göndermek için en ufak açığını arıyor. Oysa sen buraya annenin vasiyetine sahip çıkmak için geldin doğru muyum Ladin?" Doğrusun Gediz maalesef ki çok doğrusun. "İşte... izin ver seni kurratatyım, koruyayım, sahip çıkayım sana." "Bunu neden yaptığını asla sormak istemiyorum ama bana vicdan azabı yaşatmak ne olur." "Ladin benim senden hiçbir beklentim olmayacak sen yanımda ol yeter." Dediğinde aslında zor olanının bu olduğunu anladım, birinin yanında olmak. Sadece gülümsemekle yetindim ve yerlerimize geçtik. Aradan geçen saatler ile herkes yemek masasında yerini alırken ben de bahçeye inmiştim. Gediz içerideydi. Şimal ise ortalıklarda yoktu. Bahçede birkaç kişi dağınık halde bulunup kendi aralarında sohbet ederken ilerideki havuzun başında Erez'i gördüm. Telefonla konuşuyordu ve oldukça gergin görünüyordu. Ellerimi sıktım. Adımlarım yere mıhlanmış gibi dururken kalbim aklımın kapısına dayanmış, ısrarla açmasını söylüyordu ama hayır bugünkü o sözlerden sonra asla adımlarım ona doğru olmayacaktı. Birden bana doğru döndüğünü anladığımda yüzümdeki ifadeyi silip boş bakışlarımla ona baktım. Daha fazla bakmadan sırtımı ona dönüp masaya doğru ilerlediğimde Gediz de benle beraber masaya doğru geliyordu. Karşılıklı durduğumuzda elimi tuttu. Herkes yavaş yavaş toplanıyordu. "Ladin..." Ona ne oluyor dercesine bakış attığımda gülümsedi. Babam da Cahit Suhan da masanın baş köşesine geçerken Şimal de ufukta görünmüştü. "Burada sence açıklamamızın zamanı gelmedi mi?" diye başka soru yönelttiğinde herkesin bakışları bizim üzerimizdeydi. Erez'e hiç bakmadım. Umurumda bile olmadı ama o an öyle bakmak istedim ki. Kendimle tezat düşmekten nefret ediyordum. "Ben..." "Anne!" Bu kez bizde olan ilgi ve bakışlar sesin geldiği yere kayarken ben de bakışları takip ettim ve omzumun üzerine arkama dönüp baktığımda donakaldım. Ahu koşarak bana geliyordu ve hemen onun arkasından Dolun elinde valizle ayakta dikiliyordu. Zeynel abi ise hemen onun çaprazındaydı. Ahu koşarak kollarını bana sararken bir kez daha anne dedi ve ben bu kez kalbime yenik düşerek ona baktım. Erez'e. "Seni çok özledim anne," diyen kızımın sesi ile onun babası olduğundan bihaber Erez'e baktım. Bakışları... yıkılmış gibiydi. Gediz gülümseyerek Ahu'nun da elinden tuttu. Ahu ne olduğunu anlamazken bir bana bir de kızıma baktı. "Size açıklamak istediğimiz buydu." Yutkundum. "Bizim bir kızımız var."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD