Gün batımının sıcak tonları şehri kucaklarken, havada bir bayram havası vardı. Lunaparkın rengârenk ışıkları gökyüzündeki yıldızlara meydan okurcasına parıldıyordu. Kahkahalar, çocuk çığlıkları ve dönme dolabın gıcırtılı sesi, insanı içine çeken bir melodi gibi her yerden duyuluyordu. Burası, bir anlık mutlulukların ve küçük mucizelerin hayat bulduğu bir dünyaydı. Eylül’ün küçücük elleri, Dora’nın zarif parmaklarına sımsıkı tutunmuştu. Onların enerjisine hayran kalmamam elde değildi. Saf heyecanları, yıllardır özlemini çektiğim bir huzuru kalbime işliyordu. Dora’nın, Eylül’ün yanında diz çöküp onunla konuşurken gözlerindeki sıcaklık, beni bambaşka bir dünyaya çekiyordu. Eylül'ün ince parmakları Dora'nın zarif omuzlarını tutarken yüzündeki gülümseme, bana dünyanın en şanslı adamı olduğumu

