Nişanın üzerinden bir hafta geçmişti. Köyde hâlâ düğünün coşkusu yaşanıyor, insanlar güzel günleri konuşuyor, anılar tazeleniyordu. Ama herkesin içinde bir huzur vardı. Artık düşmanlık bitmiş, barış gelmişti. Ya da öyle sanıyorlardı. Cemal, babasının evinde kalıyordu. Düğünde yaptığı barış konuşması, herkes tarafından takdir edilmiş, onu yeniden köyün bir parçası yapmıştı. Ama içinde bir şeyler hâlâ rahatsızdı. Bir kıpırtı, bir sıkıntı, bir huzursuzluk. Bir gece, yatağında uzanmış, tavana bakıyordu. Uyuyamıyordu. Aklında hep aynı şeyler dönüp duruyordu: Babasının değişimi, Cihan'ın reisliği, Aziz'in kabulü, kendi kaybettiği güç... Gözlerini kapattı, derin bir nefes aldı. Ama uyku bir türlü gelmiyordu. Sabaha karşı, bir karar verdi. Kalktı, giyindi, sessizce evden çıktı. Kimseye haber ve

