Cemal'in köyü terk etmesinin üzerinden bir hafta geçmişti. Köyde hayat normale dönmüş, insanlar günlük işlerine devam ediyordu. Ama herkesin içinde bir huzursuzluk vardı. Cemal'in tehdidi, "Bu iş bitmedi" sözleri, kulaklarda çınlıyordu. Burak, İstanbul'dan dönmüştü. Bir haftalık izin almış, köye gelmişti. Futbol okulunda işler yolundaydı, antrenörlük yapıyor, çocukları çalıştırıyordu. Ama aklı hep Cemal'deydi. Bir akşam, Burak, Mahmut ve Cıbıl'ı topladı. Aziz'in evinde buluştular. Sibel, onlara çay yaptı, börek ikram etti, sonra odasına çekildi. Burak, söze başladı: "Arkadaşlar, Cemal'in gidişini hepiniz gördünüz. Ama onun 'bu iş bitmedi' dediğini de duydunuz. Bence bir şeyler çevirecek. Biz hazırlıklı olmalıyız." Mahmut, endişeliydi. "Ne yapabiliriz ki? Biz sıradan gençleriz. O, silah

